TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BASIN AÇIKLAMALARI

AGİT PA "CİNSİYET EŞİTLİĞİ ÇALIŞMA ÖĞLE YEMEĞİ"...


Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Salonu'nda gerçekleştirilen 22. Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Parlamenter Asamblesi (AGİT PA) kapsamındaki "Cinsiyet Eşitliği Çalışma Öğle Yemeği" TBMM'nin evsahipliğinde yapıldı.

01 Temmuz 2013 Pazartesi


Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Salonu'nda gerçekleştirilen 22. Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Parlamenter Asamblesi (AGİT PA) kapsamındaki "Cinsiyet Eşitliği Çalışma Öğle Yemeği" TBMM'nin evsahipliğinde yapıldı.

TBMM'nin evsahipliği yaptığı "Cinsiyet Eşitliği Çalışma Öğle Yemeği"ne AGİT PA Türk Grubu Kadın Milletvekilleri; TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu Başkanı Azize Sibel Gönül, CHP Genel Sekreteri Bihlun Tamaylıgil, CHP İstanbul Milletvekili Sedef Küçük, BDP İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel ve AGİT PA Toplantısı için İstanbul'a gelen birçok yabancı kadın parlamenter ile davetliler katıldı.

TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu Başkanı Azize Sibel Gönül'ün açılış konuşması yaptığı "Cinsiyet Eşitliği Çalışma Öğle Yemeği"nde CHP İstanbul Milletvekili Sedef Küçük ve BDP İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel'de birer konuşma yaptı.

TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu Başkanı Azize Sibel Gönül, "Türkiye Cumhuriyeti'nde 1920'li yıllarda başlayan siyasi ve sosyal dönüşüm dünyadaki diğer ülkelerden çok daha öncelerde başlamıştır. Böylelikle Türkiye 1930'ların sonlarına gelindiğinde kadınları birer yurttaş olarak erkeklerle eşit konuma getirmiş, siyasi ve sosyal hayatta atılan daha nice adımlar kadının varlığını ve gücünü hissettirmiştir." dedi

TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu Başkanı Azize Sibel Gönül, yemekte gerçekleştirdiği konuşmasında şunları kaydetti:

"Öncelikle, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı Parlamenter Asamblesi 22. Genel Kurulu'na 2. kez Türkiye nin ev sahipliği yapmasından duyduğum gururu ifade etmek isterim. Böylesi bir organizasyonda emeği geçen herkese ve siz değerli katılımcılara göstermiş olduğunuz ilgiden dolayı teşekkür ederek sözlerime başlamak istiyorum.

Türkiye Cumhuriyeti'nde 1920'li yıllarda başlayan siyasi ve sosyal dönüşüm dünyadaki diğer ülkelerden çok daha öncelerde başlamıştır. Böylelikle Türkiye 1930'ların sonlarına gelindiğinde kadınları birer yurttaş olarak erkeklerle eşit konuma getirmiş, siyasi ve sosyal hayatta atılan daha nice adımlar kadının varlığını ve gücünü hissettirmiştir.

Ülkemizin geçen zaman içinde demokratikleşme yolunda atmış olduğu ve hâlen atmakta olduğu adımlar ve bu minvalde mevzuatta yapılan iyileştirmeler sayesinde kadınlarımız hayatın her alanında güçlenmişlerdir.

Türkiye başta Anayasası olmak üzere tüm mevzuatında, kadın-erkek eşitliğini garanti altına almak ve hiçbir alanda kadına karşı ayrımcılık yapılmamasını sağlamak üzere düzenlemeler yapmıştır. Anayasamızda, Medeni Kanunumuzda, İş Kanunumuzda ve Ceza Kanunumuzda yapılan değişiklikler toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamaya yönelik tedbirlerdir.

Anayasanın 10. maddesine 2004 yılında yapılan değişiklikle "Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür." hükmüne, 2010 yılında yapılan değişiklikle "Bu maksatla alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı olarak yorumlanamaz." hükmü eklenmiştir. Söz konusu değişikliklerle Türkiye, Anayasasında bu tür hükümler bulunan az sayıda ülkeden biri olmuştur.

2002 yılında yürürlüğe giren Yeni Türk Medeni Kanunu ile kadın erkek eşitliğini gözeten, cinsiyete dayalı ayrımcılığı ortadan kaldıran, kadınları aile ve toplum içerisinde erkeklerle eşit kılan, kadın emeğini değerlendiren birçok düzenleme gerçekleştirilmiştir.

2003 yılında yürürlüğe giren Yeni İş Kanunu'nun sağladığı en önemli ilerleme işveren işçi ilişkisinde cinsiyet dahil hiçbir nedenle temel insan hakları bakımından ayrım yapılamayacağıdır.

2005 yılında yürürlüğe giren Yeni Türk Ceza Kanunu ise kadın erkek eşitliği ve kadına yönelik şiddet konusunda çağdaş düzenlemelere yer vermektedir.

Geçtiğimiz yıl kabul edilen reform niteliğindeki "Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun"la aile bireylerinin şiddetten korunması amaçlanmaktadır.

İstanbul Sözleşmesi olarak da bilinen Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesinin ilk olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından onaylanması uluslararası arenada Türkiye'nin bu konuya verdiği önemin en büyük göstergesidir. Diger ülke parlamentolarının şözleşmeyi onaylamasını ve sözleşmenin yürürlüğe girmesini temenni ediyoruz.

Ülkemizde kadın sorunlarına, yürütmenin yanı sıra yasama organı nezdinde de hitap etmek amacıyla TBMM'de Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu'nun kurulması toplumsal cinsiyet eşitliğinin geliştirilmesi ve ayrımcılıkla mücadelede önemli bir kurumsal boşluğu doldurmuştur.
Komisyon, 24 Mart 2009 tarihinde kurulmuştur. Komisyonumuz; kadın haklarını korumak ve geliştirmek, kadın erkek eşitliğinin sağlanmasına yönelik olarak ülkemizde ve uluslararası alandaki gelişmeleri izlemek, bu gelişmeler konusunda Türkiye Büyük Millet Meclisini bilgilendirmek, kendisine havale edilen tasarı ve teklifleri görüşmekle görevlendirilmiştir.

Sözlerime son verirken, 57 ülkeden gelen Kuzey Yarımküre milletvekillerinin buluştuğu en geniş katılımlı organizasyon olan AGIT PA Senelik Oturumu'nun; güvenlik, insan hakları, çevre, ekonomi gibi konularda olduğu gibi kadın ve kadın hakları alanında da önemli görüşlerin doğmasına zemin hazırlayan bir platform olacağına olan inancımı ifade etmek isterim."

CHP İstanbul Milletvekili Sedef Küçük ise gerçekleştirdiği konuşmasında Türkiye Cumhuriyeti ile yaşıt, onun kurucusu bir partinin milletvekili olduğunu ifade etti.

Mensubu olduğu parti CHP'nin Avrupa'da en uzun geçmişe sahip partilerinden birisi olduğunu belirten Küçük, "Mensubu olduğum parti kurulduğu günden bu yana, yani 1923 yılından beri kadınlarımızın toplumda hak ettikleri eşit konumu alması için çaba göstermiştir." dedi

CHP'li Küçük, sözlerine şöyle devam etti:

"Ama bizim için, parlamentodaki kadın milletvekilleri için, hangi partiden olursak olalım, sağdan ya da soldan olalım kadınlarımızın sorunları önceliklidir. Elbette farklı bakış açılarına sahibiz elbette çözüm yollarımız farklı ama ülkemizde kadınlarımızın yaşadığı ayrımcılık o kadar derin ki, bu farklılıkların bir önemi kalmıyor. Bildiğiniz gibi hemen hemen her coğrafyada, geleneksel olsun, modern olsun her toplumda, her devlet biçiminde toplumsal cinsiyet eşitsizliği karşımıza çıkmaktadır.

Avrupa toplumu olsun Ortadoğu toplumu olsun kadınlar hayata daha dezavantajlı başlıyorlar. Bizim toplumumuzda da durum çok farklı değil özellikle geleneğin, geleneksel toplum yapısının ağır bastığı bölgelerde bu eşitsizlik kendini daha çok hissettiriyor. Biliyoruz ki bu eşitsizliği meydana getiren koşullar bugünden yarına değişebilecek, bir anda ortadan kaldırılabilecek yapılar değildir.

Toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanabilmesi için, kadınlara ilişkin toplumsal algının ve önyargıların değişmesi gerektiğini biliyoruz. Ama bunu sağlayabilmek için öncelikle, başta yöneticiler olmak üzere, polisler, yargıçlar, yerel yönetimler ve tüm devlet görevlilerinin kadın-erkek eşitliği konusunda zihniyet değişikliğine ihtiyaç duyduklarını düşünüyorum.

Aynı zihniyet değişikliğine yalnız kadın-erkek fırsat eşitliği konusunda değil, demokrasi ve insan hakları konusunda da ihtiyaç duyulduğunu düşünüyorum. Çünkü temel insan haklarına saygı duymayan bir yönetimin kadın-erkek eşitliğini gerçekleştirmesi mümkün değildir. Sizlerle bir dahaki buluşmamızda hem Türkiye deki, hem dünyadaki kadınların daha güvenli, daha eşit bir yaşama bir adım daha yaklaşmış olması umudu ile hepinize saygılar sunuyorum."

BDP İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel ise kadınların toplumsal yaşamın her alanında yer alması gerektiğini belirterek "kadının sosyal, siyasal, kültürel tüm alanlarda varolması gerekir."

Tuncel, sözlerinde şunları söyledi:

"Kendimi Alevi, Kürt ve feminist bir kadın parlamenter olarak tanıtmak istiyorum. Bütün bu özellikler bir kadın olarak hayatta kalmayı ve yaşamayı zorlaştırıyor. Ancak diğer taraftan da güçlüklerle mücadele etmek hayatta insanın daha güçlü, dayanıklı ve dinamik olmasını sağlıyor. Kadınlar toplumsal yaşamın her alanında yer almak durumundadır sadece kadınlara ilişkin konularda değil sosyal, siyasal, kültürel tüm alanlarda kadın var olmak durumundadır.

Kadınlar Ortadoğuda yaşanan savaş, çatışma ve değişim sürecine uzak kalmamalı. Savaşların en büyük mağduru kadınlardır. Kadınlar savaş dönemlerinde savaş ganimeti olarak görülüyor ve daha çok şiddet görüyor. Bu bağlamda bizim ülkemizde yaşanan çatışmalı sürecin sona ermesi için hükumetin PKK ile başlattığı müzakere sürecini çok önemsiyoruz ve ana muhalefet partisi CHP nin de bu sürece destek vermesini istiyoruz.Ana muhalefet partisinin bu sürece destek vermesi önemli."

H. Alper DURMAZ
Haber Tarihi (dd/mm/yyyy)
Anahtar Kelime






Türkiye Büyük Millet Meclisi Resmi İnternet Sitesi
© 2009 TBMM
Tasarım Hacettepe Üniversitesi


Sitemiz en iyi Mozilla Firefox 3.0, IE 7.0 ve üzeri ile görüntülenebilir.