TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BASIN AÇIKLAMALARI

CHP TBMM GRUP TOPLANTISI...


CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM grup toplantısında, gündemdeki konulara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Kılıçdaroğlu: "Recep Tayyip Erdoğan'a şunu sormak isterim: 76 milyonluk Türkiye'nin bütün yurttaşlarını Abdullah Öcalan'ın ağzına baktırdın. Bundan utanmadın mı?''

26 Mart 2013 Salı

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, ''Kapalı kapılar ardında terör örgütüyle oturacaksınız, anayasa görüşmeleri yapacaksınız, TBMM'yi noter gibi göreceksiniz. Bunu asla ve asla kabul etmiyoruz'' dedi

Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM grup toplantısında, gündemdeki konulara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Türkiye'nin önemli süreçten geçtiğini, ülkenin neresinde yaşarsa yaşasın tüm yurttaşların kafasında kaygılar olduğunu savunan Kılıçdaroğlu, adına ister ''Kürt sorunu'', ister ''Doğu ve Güneydoğu sorunu'', isterse de ''terör sorunu'' densin, kökleri derinlere dayanan bir sorunun bu kaygıyı beslediğini söyledi.

''Orta yerde bir cenaze var'' ifadesini kullanan Kılıçdaroğlu, bu sorunun sonlandırılması için geçmişten bu yana en büyük çabayı CHP'nin gösterdiğini vurguladı.

Kılıçdaroğlu, 1989 yılında konuya ilişkin ilk raporu yazarak çözüm önerilerini ortaya koyduklarını belirterek, ''O raporun gerekleri o gün yerine getirilseydi, bugün yaşadığımız sorunların hiçbiri yaşanmamış olacaktı'' dedi.

CHP'nin sorunlara her zaman devlet adamı ciddiyeti ile baktığını anlatan Kılıçdaroğlu, devlet adamı ciddiyetinin sorunları tespit edebilme, çözüm üretme ve bunu kamuoyuyla açıklıkla paylaşabilme niteliklerini taşımayı gerektirdiğine işaret etti.

Kılıçdaroğlu, partisinin bu soruna yönelik 1989 yılındaki raporunda ve sonrasındaki tüm çalışmalarında hep şeffaf olduğunu ifade ederek, ''Raporu ürettik, geniş kitlelerle paylaştık, kitap haline getirdik, ama sonunda suçlu biz olduk. O raporun gereklerini yerine getirecek iktidar, yerine getirmedi. CHP haklıydı, ama o önerileri yerine getirmeyen siyasal iktidar sorunun kronikleşmesine yol açtı. Hatalı olan oydu'' değerlendirmesinde bulundu.

CHP'nin terörün en fazla yaşandığı dönemde de sorunun çözümüne kafa yorduğunu ve bir yol haritası belirlediğini anlatan Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:

''Nedir yol haritamız- Parlamentoda her siyasal partiden eşit milletvekilinin katıldığı bir uzlaşma komisyonu kuralım. Tıpkı anayasa uzlaşma komisyonu gibi. Her partiden milletvekilleri bu soruna çözüm üretmek için o masanın etrafında bir araya gelsinler. Sonra ne dedik- 'Bu yetmez. Parlamentonun dışında bu komisyona bağlı olarak çalışacak bir de gerçekleri araştırma komisyonu kuralım' dedik. Eş güdümlü ve eş zamanlı çalışsınlar.

Bunun dört temel nedeni vardı. Birincisi, siyaset kurumu sorumluluk üstlenecek bu sorunu çözmek için. Bir araya gelecekler sorun nasıl çözülür oturup konuşacaklar. Bir araya gelmeyen siyasal partiler terörün devamını isteyen partilerdir. Bunu bilelim.

İkincisi, sorun sadece siyaset kurumunun bir araya gelmesi ile çözülecek bir sorun olmaktan da çıkmıştır. Sorun, bir toplumsal uzlaşma sorunudur. 'Toplumsal uzlaşma' demek, 'kronik, derinliği olan sorunu çözmek' demektir. O zaman ne olacak sadece siyaset kurumu değil, sivil toplum ve kanaat önderlerinin de içinde olması lazım. Onun için gerçekleri araştırma komisyonunu devreye koyduk.''

Üçüncü temel nedenin ise ilk kez siyaset kurumu ile sivil toplumun bir sorunu çözmek için bir araya gelmesi olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, Türkiye'de toplumsal uzlaşının geniş alt yapısını da bu yolla oluşturulacağını aktardı.

Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Dördüncüsü; çok temel bir nokta, devlet bu süreç içinde hiçbir zaman meşru zemini dışına çıkmayacaktı. Devlet hukukun üstünlüğü, meşru zemin içinde kalarak sorunu çözmeye çalışacaktı. Ana hedeflerimiz buydu. Ama bu hedefi hem Sayın Başbakan hem diğer siyasi partilerin liderleri tarafından açıkça sabote edildi. Yolu, yöntemi öneren biziz. Tarih yine bizi haklı çıkaracak. Göreceksiniz, biz ülkenin çıkarlarını her türlü çıkarın önünde tutan bir siyasi anlayıştan geliyoruz.''

Bazı çevrelerin CHP'nin önerisi ile AK Parti'nin önerisinin aynı olduğu yönünde görüşler ortaya koyduğuna dikkati çeken Kılıçdaroğlu, ''180 derece birbirinden farklı. Asla aynı değil. Gerçekleri Araştırma Komisyonu, TBMM'deki Uzlaşma Komisyonu'na bağlı olarak çalışacak, siyasi iktidara değil. Biz sorunun çözüm yeri olarak TBMM'yi gösterdik. Başka bir yeri değil. O nedenle bizim önerimizle onların önerisi arasında 180 derece fark var'' diye konuştu.

Kılıçdaroğlu, 16 Şubat 1999 tarihinde terör örgütü elebaşının yakalanmasının ardından terör örgütünün bütün unsurlarının yurtdışına çıktığını, terörün sonlandığını, 2002 yılına kadar da kimsenin ''burnunun bile kanamadığını'' ifade ederek, dönemin Başbakanı'nın Bülent Ecevit olduğunu hatırlattı. ''2002'den 2013'e ne oldu- Nasıl bu PKK'nın silahlı örgütleri tümüyle gelip Türkiye coğrafyasına yerleştiler- İktidarda kim vardı- O iktidardaki hükümetin başında kim vardı- Onun adı Recep Tayyip Erdoğan mıydı- diye soran Kılıçdaroğlu, dönemin Başbakanı Ecevit ile 2002 yılından bu yana Başbakan olan Erdoğan'ın yaptıklarının iyi kıyaslanmasını istedi.

Ülkede barış ve huzurun üç temel saç ayağı bulunduğunu, bunlardan birinin hukuk devleti ve demokrasi olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, ikinci ayağın insan hakları ve özgürlükler, üçüncü ayağının ise toplumsal uzlaşma olduğuna işaret etti.

Devletin meşru bir tüzel kişilik olduğunu ve hukukun dışına çıkamayacağını vurgulayan Kılıçdaroğlu, ''Bu düşünceleri, kaygıları dile getirdiğimizde bize, 'CHP, barışa karşıdır' diyorlar. Bugüne kadar hiçbir CHP'li, hiçbir çocuğumuzun, gencimizin, yaşlımızın, kadınımızın saçını teline dahi zarar gelmesini asla ve asla istememiştir ve istemeyecektir. İfade özgürlüğünü ayaklar altına alacaksın, medya özgürlüğünü ayaklar altına alacaksın, yargıyı susturacaksın, sonra da kalkıp bana demokrasi dersi vereceksin. Sana İsmet İnönü'nün söylediği gibi 'hadi canım sen de' demek benim görevimdir'' şeklinde konuştu.

Kılıçdaroğlu, yaklaşık 2,5 aydan bu yana Hükümete, ''Ne yapıyorsunuz siz-' diye sorduğunu, buna yanıt alamadığını belirterek, milletin büyük kaygı içinde olduğunu, ortak paydalarından endişe duyduğunu savundu. Kemal Kılıçdaroğlu, bu kaygıları gidermenin, hükümetin görevi olduğunu ancak iktidarın gidermek yerine kaygıları derinleştirdiğini ileri sürdü.

Yürütülen süreç hakkında iktidar partisinin milletvekillerinin bile haberdar olmadığını iddia eden Kılıçdaroğlu, ''Dönüp onlara şu soruyu sormak bizim hakkımız değil mi- Siz nasıl iktidar milletvekilisiniz? Siz kapı kulu musunuz? Siz neden sesinizi çıkarmıyorsunuz? Siz neden Türkiye'nin bağımsızlığından ve özgürlüğünden yana tavır almıyorsunuz? Kapalı kapılar ardında terör örgütüyle oturacaksınız, anayasa görüşmeleri yapacaksınız, TBMM'yi noter gibi göreceksiniz. Bunu asla ve asla kabul etmiyoruz'' değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye'de demokrasi eksikliği olduğunu savunan Kılıçdaroğlu, önce ülkenin aydınlarının bunu çok iyi bilmesi gerektiğini söyledi. Kılıçdaroğlu, ''Sizi susturuyorlar. Susturan kim? Yazdırmıyorlar. Yazdırmayan kim? İşinizden atıyorlar. Attıran kim? Oturuyorsunuz sabahtan akşama, CHP'yi eleştiriyorsunuz. Biz mi sizin işinize son verdik? Bu parlamentoya güven artırıcı demokratik önlemler gelirse hiç kimsenin endişesi olmasın, demokrasiden, haklardan, özgürlüklerden yana CHP oy kullanacaktır'' dedi.

Hükümete seslenen Kılıçdaroğlu, demokrasi, barış ve insan hakları konusunda samimiyseler bazı önerileri olacağını söyledi. Kılıçdaroğlu, bu önerilerin başında Özel Yetkili Mahkemeleri kaldırılmasının geldiğini belirtti. Bir diğer önerisinin bu mahkemelerin kaldırılmasının ardından 2006 yılından bu yana bu mahkemelerin verdiği kararların, yeniden görüşülmek üzere doğal mahkemelere gönderilmesi olduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, yeniden yargılamanın yolunun açılması gerektiğini ileri sürdü. Üçüncü önerisinin tutuklu milletvekillerinin durumuna ilişkin olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, ''Demokrasi mi istiyorsunuz, barış mı istiyorsunuz, özgürlük mü istiyorsunuz- Açın kapıları o milletvekilleri gelip parlamentoda görev yapsın'' dedi. Bir diğer önerisinin de uzun tutukluluk süreleri sorunun çözümüne yönelik olduğunu aktaran Kılıçdaroğlu, demokrasi ve insan hakları isteniyorsa uzun tutukluluk sürelerine ilişkin yasal düzenlemenin hayata geçirilmesi gerektiğini söyledi. Kılıçdaroğlu, beşinci önerisinin terör suçunun yeniden tanımlanması olduğunu kaydederek, ''Şiddet olmadığı sürece terörden vazgeçelim. Kalem tutan adamla, elinde silah tutan adamı nasıl aynı kefeye koyarsınız? Yazarı, çizeri, gazetecisi hapiste. Ne diye? 'Terörist' diye. Silah elinde olan? O da Recep Tayyip Erdoğan'ın yol arkadaşı. Masada oturuyor, karşısında'' diye konuştu.

Önerilerinden bir diğerinin de toplantı ve gösteri yürüyüşüne ilişkin yasal düzenleme olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, yurttaşların özgürce yürümesinin ve görüşlerini ifade etmesini önünün açılması gerektiğine işaret etti. Kılıçdaroğlu, ''Bir devlet adamı kimliği olan Süleyman Demirel ne demişti? 'Yürümekle yollar aşınmaz' demişti. Bırakın millet yürüsün. Bırakın haykırsın, bırakın enerjisini boşaltsın. Niye yapmıyorsunuz bunu? Hangi gerekçeyle yapmıyorsunuz?'' şeklinde konuştu.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, ''Recep Tayyip Erdoğan'a şunu sormak isterim: 76 milyonluk Türkiye'nin bütün yurttaşlarını Abdullah Öcalan'ın ağzına baktırdın. Bundan utanmadın mı?'' dedi.

Kılıçdaroğlu, demokrasi, barış ve huzur için hükümete çözüm önerileri sunarken, Siyasal Partiler Yasası'nın değiştirilmesini istedi. Lider sultasına son verilmesi gerektiğine işaret eden Kılıçdaroğlu, ''Milletvekillerini kim seçiyor? Liderler, masanın başında yazıyor isimleri, vatandaşın önüne koyuyor 'bunlara oy vereceksin' diye. Bir de 'oy vermezsen ceza yazarım' diyoruz'' diye konuştu.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a çağrıda bulunan Kılıçdaroğlu, milletin vekillerini milletin kendisi seçmesi için Siyasal Partiler Yasası'nın değiştirilmesini önerdi.

Başbakan Erdoğan'ın Diyarbakır'da yaptığı bir konuşmada, ''Sevgili Diyarbakırlılar, size modern hapishane yapacağım'' dediğini belirten Kılıçdaroğlu, dünyanın hiçbir ülkesinde bu şekilde bir demokrasinin görülmediğini söyledi. Kemal Kılıçdaroğlu, yeni cezaevleri açmak yerine Diyarbakır Cezaevi'nin, ''demokrasi ve insan hakları müzesi'' yapılması gerektiğini ifade etti.

Uludere'de yaşanan olaya değinen Kılıçdaroğlu, 34 kişinin katledildiğini ancak hükümetin bu olayın üstünü kapatmak istediğini ileri sürdü. Kılıçdaroğlu, bu konuda her siyasi partiden eşit üye sayısı ile bir komisyon kurularak, demokrasi ayıbından kurtulunabileceğini kaydetti.

Kılıçdaroğlu, önerilerini şöyle sürdürdü:

''Bir demokrasi harsızlığı yaşanıyor bizim ülkemizde. Vatandaş gidip 'a' partisine oy veriyor ama 'b' partisi milletvekili çıkarıyor. Oy hırsızlığı... Bunun nedeni yüzde 10 seçim barajı. Milletin oyuna saygı istiyorsan ya barajı kaldıralım ya yüzde 5 ya 1 yapalım. Oturup terör örgütü mensuplarıyla bunu konuşacağına, adam gibi yasayı getir parlamentoda konuşalım.

Herkesin inancına saygı göstereceksin, herkes nerede ibadet yapmak istiyorsa, ona bu imkanı sağlayacaksın. Bunu yapamazsın; bana demokrasinden, insan haklarından, barıştan bahsedersin.

Gizli tanık, gizli dinleme, gizli takip modası çıktı. Demokrasilerde var mı böyle şey- Özel hayatın gizliliği vardır demokraside. Bu, devletin güvencesi altındadır. Tecavüzcüyü, yalancıyı gizli tanık yaptınız. Bu demokrasi ayıbıdır. O yargıçlar o savcılar bunların altında kalacaktır. Getir kardeşim buna son verelim. Böyle rezalet mi olur?

Nevruz, Anadolu'nun geleneksel bayramıdır. Nereye gitseniz kutlanır. Yalnızca Anadolu'da değil Tacikistan'da da Özbekistan'da da Azerbaycan'da da kutlanır. Sen yasakladın nevruzu. Gel, barış olacaksa nevruzu da bayram yapalım herkes kutlasın. 19 Mayıs'ı, 23 Nisan'ı yasaklayandan demokrasi mi beklenir? Kendi ülkesinin tarihine sahip çıkmayanlardan demokrasi mi beklenir?

Bir ülkede medya özgürlüğü yoksa, vatandaşın haber alma özgürlüğü yoktur. Demokrasi, barış mı istiyorsun? Özgür medya mı istiyorsun- Gel altyapı oluşturalım, yasa çıkaralım medya özgür olsun. Senin talimatınla haber yapmasın, senin talimatınla gazetecilerin işine son verilmesin. Medyanın özgürlüğü için yasa çıkaralım. Medya özgürlüğüne saygı duyacağımıza yönelik millete taahhütte bulunalım.

Koç Üniversitesi'nden öğrencilerle beraberdik. Öğrencilere sordum, '(Türkiye'de medya özgür) diyen arkadaş el kaldırabilir mi?' dedim. Salondan tek bir el kalkmadı. Demokrasi önce insanın kafasında, ruhunda olacak. Medyayı baskı altına alacaksın, sonra 'demokrasi' diyeceksin.

Hal böyleyken diyebilirler ki 'yeni mi aklınıza' geldi. Ne söylüyorsak, söylediğimiz her cümlenin arkasında olduk. Bu söylediklerimizin tümüyle ilgili kanun teklifi var CHP'nin.

Sözümüz sözdür. Başkalarının yaptığı gibi bugün söyleyip ertesi gün vazgeçmeyiz. 'Yalancıdan Başbakan olmaz' demiştim.''

Bütün bunlara rağmen gazetecilerin, ''CHP'nin çözüm öneriler nedir-'' diye sorduğunu belirten Kılıçdaroğlu, ''Pes... Raporlarla anlatıyoruz duymuyorlar, görmüyorlar bizi. Üç maymunları oynamak medya mensuplarına, demokrasiye yakışmaz. Bir Allah'ın kulu da kalkıp şu soruyu sormuyor: '11 senedir iktidarlar ve başında Recep Tayyip Erdoğan var. Bırakın bir sayfayı, yarım sayfalık çözüm önerilerini gören var mı?' diye. Recep Tayip Erdoğan ne diyor: 'Bana güvenin' diyor. Tek söylediği o. Sabah, akşam, günün 24 saatinde her gün yalan söyleyen adama nasıl güveneceğiz biz'' diye konuştu.

Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

''Recep Tayyip Erdoğan'a şunu sormak isterim: 76 milyonluk Türkiye'yi, bütün yurttaşları Abdullah Öcalan'ın ağzına baktırdın. Bundan utanmadın mı?

Recep Tayyip Erdoğan'a ve hükümetine güvenmiyoruz. 'Neden CHP konuşmuyor-' diye saldırıyorlar. 300 milletvekili var. Onlardan tık yok. Neden söylemiyorsunuz. CHP'liler konuşur. Yeri ve zamanı gelince konuşurlar.

Süreçten kimsenin haberi yok. Bakanların da haberi yok. O milletvekillerinin zaten dünyadan haberi yok. Geçenlerde biri söylemiş, 'Meclis'te sıkıldım. Sadece el kaldırıp indiriyorum' demiş. Önemli bir görev yapıyor. Belki kilo da verir. El kaldırıp indirdiğiniz yasadan haberiniz yoksa, vatandaş sormayacak mı 'neden el kaldırıyor, indiriyorsunuz' diye. Parlamentoyu bu kadar aşağılamak bir milletvekiline yakışır mı-

Bizim temel kaygımız hayal kırıklığıdır. Telafisi imkansız sorunlara yol açar hayal kırıklığı. 2004 yılında Erdoğan Brüksel'de müzakerelere başlamak için imza attı geldi. O dönem sağ duyulu ses yine CHP'den çıktı. Sayın Baykal, 'Bu anlaşmanın altına imza atmayın' dedi. Ama bastı imzayı geldi.''

Bazı gazetelerde bunun üzerine ''Avrupa ihtilali'' manşetleri atıldığını anlatan Kılıçdaroğlu, ''Ne oldu? AB, derin bir hayal kırıklığı oldu. Sizi uyaran kimdi- 'Yanlış yapıyorsunuz' diyen kimdi- Türkiye'ye geliyorsunuz ve yazı gönderiyorsunuz, 'İmza attım ama şuraya karşıyım...' Neden imza attın o zaman?'' diye konuştu.

''Karşımızda bir değil iki Erdoğan var'' diyen Kılıçdaroğlu, Başbakan Erdoğan'ın farklı zamanlarda bazı konularda yaptığı açıklamalarının yer aldığı görüntüleri izletti. Kılıçdaroğlu, bu görüntülerin, hükümet tarafından yapılan şikayet sonucunda Türkiye'nin alan adında internet üzerinden yayınının durdurulduğunu belirterek, ''Kendi kasetini, sözlerini yasaklamak isteyen Başbakan. Yalancıdan Başbakan olmaz'' ifadesini kullandı.
Haber Tarihi (dd/mm/yyyy)
Anahtar Kelime






Türkiye Büyük Millet Meclisi Resmi İnternet Sitesi
© 2009 TBMM
Tasarım Hacettepe Üniversitesi


Sitemiz en iyi Mozilla Firefox 3.0, IE 7.0 ve üzeri ile görüntülenebilir.