TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BASIN AÇIKLAMALARI

AK PARTİ TBMM GRUP TOPLANTISI...


AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, İsrail'in, Mavi Marmara'ya yapılan saldırının ardından belki farklı hesapları olabileceğini belirterek, ''O zamana kadar kan döktüğü bir çok vahim olay gibi bunun da belki unutulacağını, yaptığı tüm hukuksuzluklar gibi belki bunun da üzerinin örtüleceğini zannediyorlardı. Ancak İsrail, bu sefer farklı bir anlayış, yapıyla karşılaştı. AK Parti Hükümeti olarak, bu hukuksuzluk, bu saldırganlık, katliam karşısında biz susmadık'' dedi.

26 Mart 2013 Salı

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, İsrail'in, Mavi Marmara'ya yapılan saldırının ardından belki farklı hesapları olabileceğini belirterek, ''O zamana kadar kan döktüğü bir çok vahim olay gibi bunun da belki unutulacağını, yaptığı tüm hukuksuzluklar gibi belki bunun da üzerinin örtüleceğini zannediyorlardı. Ancak İsrail, bu sefer farklı bir anlayış, yapıyla karşılaştı. AK Parti Hükümeti olarak, bu hukuksuzluk, bu saldırganlık, katliam karşısında biz susmadık'' dedi.

Erdoğan, partisinin TBMM Grubu'nda yaptığı konuşmaya, vefatının 4. yılında BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu'nu anarak başladı. Erdoğan, Yazıcıoğlu'nu rahmet ve hasretle andığını ifade ederek, Türk siyasi hayatının inancıyla, dava adamlığıyla, ilkeleriyle, duruşu, üslubuyla, çilekeş, örnek şahsiyetlerinden biri olarak gördüğü Yazıcıoğlu'nun eksikliğinin, bu günlerde çok daha derin şekilde hissedildiğini kaydetti. Erdoğan, Yazıcıoğlu'nun ailesi ve millete başsağlığı diledi.

Grup konuşmasında Erdoğan, geçen hafta yurt içi ve yurt dışında yaptığı temaslar hakkında da bilgi verdi.

Erdoğan, geçen haftaki grup toplantısından sonra, bakanlar, milletvekilleri, gazeteci ve işadamlarının bulunduğu geniş heyetle, resmi ziyaret için Danimarka'ya gittiğini anımsattı. Danimarka'dan sonra Hollanda'ya geçtiğini ifade eden Erdoğan, Danimarka ve Hollanda'da kraliçe ve başbakanlar ile görüştüğünü, iş formlarına katıldığını anlattı. Erdoğan, Hollanda'nın, 17 milyar dolarlık bir yatırımla Türkiye'de olduğunu dile getirerek, Türkiye'nin ise Hollanda'da, soydaşların yatırımıyla birlikte 8,5 milyar dolarlık bir yatırıma sahip olduğunu belirtti.

İki ülkedeki görüşmelerin verimli geçtiğini dile getiren Erdoğan, siyasi konuları, AB'yi, bölgesel, küresel sorunları ele almanın yanı sıra ülkeler arasında ticaret ve yatırımları artırmak için istişareler gerçekleştirdiklerini kaydetti.

Erdoğan, AK Parti Genel Merkezi'nde 22 Mart'ta genişletilmiş il başkanları toplantısı yaptıklarını, 23 Mart'ta Eskişehir'de Eskişehir-Konya arası yüksek hızlı trenin resmen hizmete alınmasının startını verdiklerini belirtti. Erdoğan, Polatlı yakınlarında inşa ettikleri bir demiryolu makasıyla Eskişehir hattını Konya'ya bağladıklarını, 23 Mart'ta tren seferlerinin başladığını anımsattı. Erdoğan, bu tarihten itibaren 15 gün süreyle Eskişehir-Konya arası bilet fiyatın 5 lira olduğunu belirterek, Mevlana, Yunus, Nasreddin Hoca hoca aşıklarını bu seferlerden yararlanmaya çağırdı.

Ankara-Eskişehir hattını 2009'da, Ankara-Konya hattını 2011'de, son olarak da Eskişehir-Konya hattını açarak yüksek hızlı tren hatlarını üçe çıkardıklarına işaret eden Erdoğan, üçgen şeklindeki bu hattın, sembolik olarak da önemli anlamlar içerdiğini kaydetti. Erdoğan, bunun, üç başkenti birbirine bağladığına ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Türkiye Cumhuriyeti'nin başkenti Ankara, Selçuklu devletinin başkenti Konya, Türk dünyası kültür başkenti Eskişehir, bu yüksek hızlı tren hatlarıyla birbirine yakınlaştı. Tarihi ve kültürel başkentlere, önümüzdeki ay ve yıllarda yeni tarihi başkentleri de ekliyoruz. İnşallah yıl sonuna doğru, planımız 29 Ekim, o gün Marmaray ile birlikte Eskişehir-İstanbul Yüksek Hızlı Tren hattını hizmete alacak, Osmanlı'nın son başkentini de bu hattın için dahil edeceğiz. Ardından Bursa geliyor, orası da tarihi başkent. Bursa'yı da bu hatta ekleyerek, Osmanlı'nın ilk başkentini de Yüksek Hızlı trenle buluşturacağız. Ardından Selçuklu Devleti'ne başkentlik yapmış bir başka ilimiz Sivas, Yüksek Hızlı Trenle bu hatta bağlanacak. Bunun da çalışmaları sürüyor.

Yüksek Hızlı Tren standardında olmasa da evsafı yüksek olan Yozgat, Erzincan, Erzurum, Trabzon, Kars, burada da aynı adımları atıyoruz. Mersin, Adana, Gaziantep aynı şekilde, önümüzdeki yıllar içinde bu ağın içine girecekler.

Eskişehir-Konya hattı, sembolik olarak kültürlerin ve medeniyetimizin önemli şehirlerinin birleştirilmesi anlamını da kapsıyor. Ankara ile Eskişehir'i Yüksek Hızlı Trenle bağlayarak, adeta Hacıbektaş'ın şehri ile Yunus Emre'nin şehrini birbirine yakınlaştırdık, şimdi Konya'yı Eskişehir'e bağlayarak Yunus Emre dostlarıyla Mevlana dostları da birbirine yakınlaştırmış olduk. Nasreddin Hoca'yı da unutmamak gerekiyor. Nasreddin Hoca Sivrihisar sınırlarında bir köyde doğmuş, Konya Akşehir'e gidip, orada eğitim görmüş, vefat etmiştir. Nasreddin Hoca'nın eşeğine ters binerek de olsa düz binerek de olsa kat ettiği bu yolu artık vatandaşlarımız Yüksek Hızlı Trenle, koltuğa ters de düz de otursalar iki saatte tamamlayacaklar. Hacı Bayramı Veli diyarından Mevlana diyarına, Mevlana diyarından Yunus diyarına böyle bir bağlantı, üçgen sağlanmış oluyor. İnşallah bu ağlar genişleyerek devam edecek.''


Başbakan Erdoğan, Eskişehir, Türkiye ve bölge için son derece önemli bir adımı attıklarına işaret ederek, hafta sonu yapılan törenle Eskişehir'in 2013 için Türk dünyası kültür başkenti olduğunu anımsattı.

Eskişehir'in 4 ilçesini ziyaret ettiğini anlatan Erdoğan, ilk olarak Mihalgazi ve ardından Sarıcakaya'ya geçtiklerini belirtti. Erdoğan, bu ilçelerin Osmanlı'nın kuruluşuna şahitlik ettiğini dile getirerek, ''Oradaki hanım kardeşlerimiz adeta lider havasında, beyaz yaşmaklı hanım kardeşlerimiz. Onlar 'Başbakanım, Osman Gazi'den bu yana buraya gelen ilk lider sizsiniz' dediler. Özellikle Mihalgazi ve Sarıcakaya kadını, beyaz yaşmaklısı, topraktan rızkını, bereketini çıkarıyor, ekonomi dersi verebilirler. 'İstihdam için neler yapmam lazım' dediğinizde, elinize dosya sıkıştırabiliyorlar'' diye konuştu.

Erdoğan, bu iki ilçeden sonra Çifteler ilçesine geçtiklerini anlatarak, bu ilçenin demokrasi tarihinde çok farklı bir yeri bulunduğunu kaydetti. Erdoğan, Adnan Menderes'in, çok partili dönemde, 1948'de burada ilk mitingini yaptığını, 20 bin kişiye hitap ettiğini, o çıkışın 1950'de iktidarı getirdiğini belirtti. Erdoğan, bu anlamlı mitingden 65 yıl sonra Çifteler'de yine böyle coşkulu bir miting gerçekleştirdiklerini anlattı.

Başbakan Erdoğan, geçen hafta içinde, Türkiye, millet, özellikle de içinde bulundukları bölge açısından iki önemli olay yaşandığını vurguladı. Erdoğan, bunlardan birinin baharın başlangıcı kabul edilen, bölgede coşkuyla kutlanan nevruz ve devam eden çözüm süreci olduğunu vurguladı.

Erdoğan, 22 Mayıs 2010'da Gazze'ye insanı yardım ulaştırmak için yola çıkan, abluka altındaki Gazze'ye bu yardım malzemesini ulaştırma niyetinde olan Mavi Marmara gemisinin, içindeki sivil insani yardım görevlileriyle Türkiye'den yola çıktığını anımsattı.

Bu gemide sadece Türklerin değil, 36 ayrı ülkeden kişilerin bulunduğunu belirten Erdoğan, farklı ülkelerden de insani yardım götürebilme arzusuyla bu yardımseverlerin, gönüllüler ordusunun bu işin içinde olduğunu kaydeden Erdoğan, bu yardım gemisinin Akdeniz'de, uluslararası sularda, 31 Mayıs'ta İsrail devletinin güvenlik birimlerinin saldırısına uğradığını kaydetti. Erdoğan, silahsız olmasına rağmen 9 kişinin burada şehit olduğunu vurgulayarak, ''Bunlardan bir diğeri de Uğur kardeşimiz, bitkisel hayatta, neredeyse 3 yıldır bu şekilde yaşımını sürdürüyor. Rabbimden kendisine şifa diliyoruz. Böyle bir tablo var'' dedi.

Bu olaylar yaşandığında, kalabalık heyetle Şili'de bulunduklarına dile getiren Erdoğan, temasları derhal keserek, Türkiye'ye döndüklerini, olayla ilgili inceleme yaptıklarını, olayı tüm boyutlarıyla değerlendirdiklerini anlattı. Erdoğan, ''Danışmanım Nabi Bey'e, süratle oluşturan ekiple İstanbul'a gidiyorsunuz dedik. Oradan STK'larla birlikte Tel-Aviv'e gidecek, hastanelerde, cezaevinde, gözaltında kim varsa, bunları süratle, en kısa zamanda, 24 saatte hemen alıp, buraya dönmesini sağlayacaksınız. Arkadaşlarımız İsrail'e gittiler, yoğun temaslar sonucunda süratle yaralılarımızı, hepsini ambülans uçaklarla, diğer şekilde alarak Türkiye'ye ulaştırdık, süreci burada devam ettirdik. Ellerindeki gemimizi ve alıkoydukları yolcuları, süratle bırakma noktasında o süreç başladı'' diye konuştu.

Başbakan Erdoğan, uluslararası hukuk, uluslararası kuruluşlar nezdinde, olayı tam bir kararlılıkla takip ettiklerini bildirerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Mavi Marmara'ya yapılan saldırının ardından İsrail'in belki farklı hesapları vardı onu bilemem. O zamana kadar kan döktüğü bir çok vahim olay gibi bunun da belki unutulacağını zannediyorlardı. Yaptığı tüm hukuksuzluklar gibi belki bunun da üzerinin örtüleceğini zannediyorlardı. Ancak İsrail, bu sefer farklı bir anlayış, yapıyla karşılaştı. AK Parti Hükümeti olarak, bu hukuksuzluk, bu saldırganlık, katliam karşısında biz susmadık. Bir çok devlet başkanları, hükümet başkanları, dışişleri bakanları, gerek şahsımda, gerek Dışışleri Bakanımızla bir çok görüşmeler yaptılar. Nasıl bir normalleşme sağlayabiliriz, arayı nasıl düzeltebiliriz gibi. Bizler 'üç şart yerine gelmediği sürece bu konuda bizden olumlu adım asla beklemeyin. Çünkü bu devlet onurludur, gururludur, bu milletin evlatları şahsiyetlidir, onurludur, onların kılına gelen bir zararın hesabını biz sormak, bu hesabın sorumluluğu altında süreci takip etmek zorundayız' dedik. Ricacı olarak gelen devlet, hükümet başkanları, dışişleri bakanları, hiçbir itirazi cümle kullanmadan geri döndüler. Bu konuda geri adım atmıyorduk, atmamakta kararlıydık, asla vazgeçmedik, takipten yorulmadık, haklarımızdan, beklentilerimizden, olması gerekenin olmasından, yani hukuktan asla taviz vermedik. Bu olayın ardından İsrail'e bu üç şartı sürekli olarak tekrar ettik. Onların da çok ileri gelenleri oldu, onları da devreye soktular. Kendilerine bir şey söyledik, bir özür, iki tazminat, üç Filistin'e ambargonun kaldırılması. Özür kelimesi yerine, yani 'apology' kelimesi yerine bunlar ısrarla, 'üzüntü duyduk, üzüntü verici, bunu kullansak olmaz mı-' Hayır. Kesinlikle özür. Bu olmadığı takdirde olmaz. 'Tazminatı kabul edelim, onda mutabıkız ama diğer ikisi olmasa' Kesinlikle olmaz, üçte üç olacak; özür dilenecek, tazminat ödenecek, Filistin'e uygulanan ambargo kalkacak. Bu üç şart yerine getirilmediği sürece, ilişkilerin farklı noktaya gelmeyeceğini, iyileşmek bir yana bunun değerlendirmeye dahil alınamayacağını, uluslararası her platformda dile getirdik. BM Genel Kurulu'nda yaptığım konuşmada da aynen ifade ettim.

ABD Başkanı Barack Hüseyin Obama, İsrail'e yaptığı bu resmi temaslar öncesinde de Dışişleri Bakanı bize geldi. Dışişleri Bakanı Sayın Kerry ile gerek konutunda yaptığımız görüşmede, gerekse benden sonra Dışişleri Bakanımız ile uzun uzadıya görüşmelerde, bu konunun etraflıca ele alarak değerlendirmesini yaptık. Ne gibi bir çerçeve oluşturalım ki bu işi çözelim, çerçeveyi ortaya koyduk, 'şöyle şöyle olursa' detaylarına varıncaya kadar bir süreç başlayabilir. Sayın Obama'nın Ortadoğu'ya gelişinde, önümüze yine bir metin geldi, o metinde tabii kabul edemeyeceğimiz bazı şeyler vardı. Dedik 'hayır, biz burada sadece şehitlerimiz değil, Filistinli kardeşlerimizin hak ve hukukunu da böyle bir görüşmede bir kenara koyamayız, onun da bu anlaşmaya dercedilmesi lazım. O da aynı şekilde buraya girdiği gibi. Bunun yanında Filistin-İsrail ihtilafında İsrail'in Türkiye ile işbirliği yapması da burada kayıt altına alındı.''

*********HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR BÖLÜMÜNDEN ULAŞABİLİRSİNİZ************
Haber Tarihi (dd/mm/yyyy)
Anahtar Kelime






Türkiye Büyük Millet Meclisi Resmi İnternet Sitesi
© 2009 TBMM
Tasarım Hacettepe Üniversitesi


Sitemiz en iyi Mozilla Firefox 3.0, IE 7.0 ve üzeri ile görüntülenebilir.