TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BASIN AÇIKLAMALARI

MHP TBMM GRUP TOPLANTISI...


MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Bursa mitinginde ''Vur de vuralım, öl de ölelim'' sloganına karşılık, ''Merak etmeyin onun da zamanı gelecektir'' ifadesini kararlılıkla kullandığını belirterek, ''Bugün de bu sözümün sonuna kadar arkasındayım. Herkes bilsin ki yeri ve zamanı geldiğinde ne yapacağımız ve neyi göze alacağımız mutlaka görülecek, tümüyle de anlaşılacaktır. MHP geçilmeden hain niyetler amacına ulaşamayacaktır'' dedi.

26 Mart 2013 Salı

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Bursa mitinginde ''Vur de vuralım, öl de ölelim'' sloganına karşılık, ''Merak etmeyin onun da zamanı gelecektir'' ifadesini kararlılıkla kullandığını belirterek, ''Bugün de bu sözümün sonuna kadar arkasındayım. Herkes bilsin ki yeri ve zamanı geldiğinde ne yapacağımız ve neyi göze alacağımız mutlaka görülecek, tümüyle de anlaşılacaktır. MHP geçilmeden hain niyetler amacına ulaşamayacaktır'' dedi.

Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısında, AK Parti'nin terör örgütü ve elebaşıyla yürüttüğü müzakere ve pazarlık trafiğinin gittikçe hızlandığını ve sahasını genişlettiğini söyledi.

Terör örgütü elebaşı Öcalan'ın, geçen hafta, PKK'lı militanların sınır dışına çekilme aşamasına geldiklerini duyurduğunu anımsatan Bahçeli, iktidar ve iktidar yanlısı basının bunu gündeme getirdiğini belirtti. Bahçeli, Öcalan'ın böyle bir şey demediğini ifade ederek, ''Kaldı ki PKK'nın buna niyeti de görülmemiştir. PKK'nın sınır dışına çekileceğini müjdeleyen ihanet senfonisi bir kez daha karavana atmış, milletimizi yanıltmak ve kandırmak için her pis tezgahtan, her ahlaksız komplodan istifade etmeye tevessül etmişlerdir'' diye konuştu.

Terör kamplarının sınır dışında olduğuna dikkati çeken Bahçeli, ''Sınır ötesinde kan ve ölüm denklemi kuran, pusuları icra etmek ve can almak için elleri tetikte bekleyen katiller, nasıl olacak da sınır dışına yeniden çıkacaklardır- Kandil neresi, Mahmur kampı neresi- Türkiye sınırları içinde mi-'' diye sordu.

Bahçeli, terör örgütünün ateşkes kararının taktik hamle olduğunu savunarak, bugüne kadar 8 defa sözde ateşkes kararı verildiğini, ancak kısa süre sonra kanlı saldırıların artırıldığını söyledi.

AK Parti'nin terör örgütünün zorlamalarına ikna olduğunu ve onay verdiğini öne süren Bahçeli, ''Kimliği, niyeti, ideolojisi, maksadı zifiri karanlık olan yeni bir kötüler listesi organize ederek düğmeye basmıştır. Akil Adamlar Heyeti oluşturulması, PKK'ya çözüm çekilişinden çıkan meblağı yüksek ve kabarık bir ikramiye olarak belirginlik kazanmıştır'' dedi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, Akil Adamlar Heyeti'ni oluşturacak yedili grupların millete psikolojik harekat yapacağını söylediğini ifade eden Bahçeli, şunları söyledi:

''Bu olacak, pas geçilecek ve küçümsenecek bir şey değildir. Türkiye Cumhuriyeti hükümeti, yetki aldığı, vekaletini üstlendiği aziz milletimize harekat yapmak için kolları sıvamıştır. Bu, bir nevi yargısız infazdır. Bir Başbakan, siyasi sorumluluğunu taşıdığı milletine nasıl olur da çürümüş, kimliksiz ve kimlere hizmet ettiği malum aklını kaybetmişlerin kurduğu bir heyet marifetince psikolojik savaş açmaya cüret edebilmektedir- Bu siyasi anlayış Türk milletini ne zannetmektedir- Bize kudurmuş diyerek hakaret eden bu zihniyetin, asıl kudurmuşun kim olduğunu görmesi için daha nelerin yaşanması gerekecektir- Ayan beyan ortadadır ki PKK, AKP'yi kıskıvrak yakaladığından basiretini bağlamış, bastırdıkça almış, aldıkça da akılsızlığın ve körlüğün mahzenine süre süre sokmuştur.

Diğer taraftan partimizin dimdik duruşundan rahatsız olanlar, milli heyecanından kıvrananlar kan durursa, terör biterse bizim de biteceğimizi, baraja takılacağımızı ve kapımıza kilit vuracağımızı bayat ve bayağı sözlerle açıklamışlardır. Allah'a şükürler olsun ki Milliyetçi Hareket Partisi bu omurgasızların, bu küfre batmışların, bu iftira seline kapılmışların oyunlarını boza boza, tuzaklarını yara yara, bunlar gibileri yene yene 44 yılını geride bırakmıştır. Kabul edilsin ki bunların dilekleri gerçekleşseydi, gökten ne yağacağını herkes görürdü.''

Devlet Bahçeli, hafta sonunda Bursa'da gerçekleştirdikleri Kuruluş Mitingi'ne de değinerek, şöyle devam etti:

''Meydanı şereflendiren vatandaşlarımın hep bir ağızdan beyan ettikleri ve Türkiye'nin batışına, milletin çözülmesine itiraz eden, bizzat millet iradesinin inisiyatif almasına vurgu yapan sözlerine karşılık 'Merak etmeyin onun da zamanı gelecektir' ifadesini kararlılıkla kullandım. Bugün de bu sözümün sonuna kadar arkasındayım. Asla dilemeyiz ama hükümetin teslim olduğu, teröristlerin hakimiyet kurduğu, Türk milletinin bölündüğü, son yurdumuzun parçalandığı bir ortamda bizim duyarsız, tepkisiz kalacağımız mı zannedilmektedir- Herkes bilsin ki yeri ve zamanı geldiğinde ne yapacağımız ve neyi göze alacağımız mutlaka görülecek, tümüyle de anlaşılacaktır. Milliyetçi Hareket Partisi geçilmeden hain niyetler amacına ulaşamayacaktır. Türkiye sevdalısı cesaret timsalleri aşılmadan Türk milleti ayrılamayacak, dağıtılamayacak ve Türk vatanı ufalanamayacaktır. Bizim sözlerimizden dolayı tarihi hata yaptığımızı söyleyen, miting meydanımızın kalabalığından kabuslar gören bilinci kaymış zavallılar da tarihi ihanetin içine çoktan battıklarını, milletimize tarihi kötülüğün daniskasını yaptıklarını günü geldiğinde idrak etmek durumunda kalacaklardır.''

Bahçeli'nin, sözlerinin arkasında olduğunu ifade etmesi üzerine, salonda bulunan bazı partililer, Bursa mitinginde atılan ''Vur de vuralım, öl de ölelim'' sloganını tekrarladı.

Konuşmasında, İsrail'in Mavi Marmara gemisine düzenlediği baskından dolayı özür dilemesine de değinen Bahçeli, saldırıyı Türk milletine karşı açık bir düşmanlık olarak gördüklerini söyledi.

Olay meydana geldikten sonra, hükümetin İsrail'e gerektiği gibi karşı koymadığını ve gerekli cevabı vermediğini savunan Bahçeli, ''Üstelik Mavi Marmara saldırısından çok kısa bir süre sonra, İsrail'in OECD'ye üye olmasına onay veren de Başbakan ve hükümetinden başkası olmamıştır'' dedi.

Devlet Bahçeli, MHP'nin başından beri İsrail tarafından özür ve tazminat meselesinin yerine getirilmesinden bahsettiğini dile getirdi.

Özür meselesinin düşündürücü ve sorgulanması gereken yanları olduğunu belirten Bahçeli, ''Anlaşılan İsrail, kaz gelecek yerden tavuğu esirgememiş, 3.5 yıllık süründürme ve oyalamadan sonra, Suriye ve İran'ı baz alan gizli gündem nedeniyle özür dilemiştir. ABD Başkanı iki tarafı da terbiye etmiş, telefon diplomasisiyle aralarını bulmuştur'' diye konuştu.

Hükümetin bölgesel projeler kapsamında İsrail'e yanaştırıldığını, Büyük Ortadoğu Projesi'nin ve küresel planların hedeflerine kanalize edildiğini öne süren Bahçeli, özrün tesadüf olarak görülmemesi ve İsrail'in bir tavizi olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi. Bahçeli, ''Hedef Suriye'dir, hedef İran'dır ve hedef İsrail'in güvenliğini sağlama alarak, Kürdistan'ın kurulmasına yol ve alan açmaktır'' iddiasında bulundu.

Bu tabloda özür meselesinden siyasal rant ummanın, reklam panolarını Başbakan Erdoğan'a minnet sözleriyle donatmanın ilkel bir mantığın ürünü, fırsatçı zihnin telaşı olduğunu savunan Bahçeli, ''Başbakan Erdoğan keşke Filistin'in üzerine düştüğü kadar Türkiye'nin hakkını savunabilseydi, keşke İsrail'e söylediği ağır sözlerin küçük bir bölümünü PKK'ya ve himaye eden güçlere yönelik seslendirebilseydi. PKK'ya gelince hava gazı olan bu kafa yapısı, istimara gelince havalarda gezmiş, İsrail'e de düne kadar verilen izin çerçevesinde hava atmaktan geri durmamıştır'' dedi.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Diyarbakır'daki Nevruz kutlamalarıyla ilgili, ''Acaba ne zamandan beridir, kanlı teröristleri övmek, suçun ve suçluların propagandasını yapmak meşru, masum ve olağan görülmektedir- Sorarım sizlere, Cumhuriyet'i savunmakla görevli savcılar, hakimler nerededir-'' diye sordu.

Bahçeli, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, Türkiye'nin üç önemli sorununun işsizlik, eğitim ve terör olduğunu söyledi.

İşsiz sayısının gün geçtikçe arttığını savunan Bahçeli, ailelerin perişan, çocukların buruk, hayallerin bulanık olduğunu ifade etti. Gençlerin işsiz olmasının herkesi düşündürmesi endişelendirmesi gerektiğini dile getiren Bahçeli, ''Dağılan yuvaların, çatırdayan beraberliklerin, sorgulanan toplumsal dirliğin en başta gelen sorumluluğu işsizlikte aranmalıdır'' dedi.

Bahçeli, AK Parti iktidarı döneminde milyarderlerin sayısının arttığını, ancak milletin gelirinin azaldığını öne sürerek, ''Vatandaş minimum imkanla, yandaş maksimum ihyayla taltif edilmiştir. Vatandaş parasızlıkta uzmanlaşmış, yandaş debdebede ustalaşmıştır'' diye konuştu.

Devlet Bahçeli, hafta sonu 1 milyon 851 bin kişinin YGS'ye girdiğini anımsatarak, ''Temenni ederim ki sınavlarda yeni bir kopya skandalı yaşanmaz ve verilen emekler heba olmaz'' dedi.

Eğitim sisteminin öncelikle milli vasıftan bihaber ve insan odaklı kurgudan uzak olduğunu savunan Bahçeli, eğitim ve öğretimin sosyolojik bütünleşmenin, kardeşlik duygularının, iyi bir insan olmanın, milli kimliğin, milli varlığın ve Türk milletinin alameti farikası olduğunu kaydetti.

MHP'nin üniversite sınavını gereksiz gördüğünü ve kaldırılması gerektiğine inandığını anlatan Bahçeli, ilköğretim ve orta öğretimde etkili yönlendirmeye bağlı olarak, uygulanacak müfredatla orta öğretim başarısını ve orta öğretim sonunda yapılacak ''Olgunlaşma İmtihanı''nı esas alan ve fırsat eşitliğini gözeten üniversiteye geçiş sistemini önerdiklerini ve vaat ettiklerini belirtti.

Devlet Bahçeli, 23 Mart'ta Bursa'da yaptıkları mitinge katılanların Türkiye'nin sahipsiz olmadığını haykırdığını ifade ederek, ''Bursa kuruluş hatıramızın küllenen ateşini alevlendirmiştir. Diyarbakır'da inen Türk Bayrağı çok şükür Bursa'da yükselmiş; haine, bölücüye, müzakereciye, eyyamcıya, etnikçi soytarılara şamar gibi çarpmıştır'' diye konuştu.

Bursa'dan sonra 20 Nisan'da İzmir'de ''Bayrak'' konulu miting yapacaklarını anlatan Bahçeli, ''Türk Bayrağını tahrik olarak gören, bayrağa sahip çıkmayı şov olarak değerlendiren eş başkanlar, bakalım İzmir'den sonra ne yapacaklar ve nereye saklanacaklardır. Kıvancımız olan İzmir'i, gavur diyerek suçlayan gafiller, bu kutlu vatan parçasının Türk mü gavur mu olduğunu meydanlardan yükselen milli kararlılık beyanlarıyla tekrar işitmek durumunda kalacaklar, bölücülükten her yanı mikroplaşmış kafalarına mutlaka da sokacaklardır'' dedi.

MHP Genel Başkanı Bahçeli, Türkiye'nin bölücü terör örgütünün peş peşe gelen diklenmelerine ve meydan okumalarına sahne olduğunu ifade ederek, hükümetin olup bitenleri ezile büküle izlediğini, dizginleri gönüllü olarak verdiği terör örgütü elebaşı Öcalan'ın şımarıklılığını ''çözüm'' diye alkışladığını öne sürdü.

Türkiye'nin nabız atışının zayıfladığını, soluk alıp verişinin yavaşladığını belirten Bahçeli, şöyle konuştu:

''Aziz milletim artık fark etmiştir ki AKP'nin çözümü Türkiye'nin mahvıdır. AKP'nin çözümü Türk milletinin imhasıdır. AKP'nin çözümü milli devlet yapısının inkarıdır. AKP'nin çözüm süreci isyankarları beslemek, büyütmek, kuşandırmak ve saldırı aşamasına getirmektir. AKP'nin çözüm süreci tabii olarak milli ve manevi değerlerimizin çöküşünden başka bir anlama gelmemektedir.

AKP hükümetiyle birlikte; karalanan birliğimizdir, kırpılan bütünlüğümüzdür ve buharlaşmak üzere kaynatılan hayat haklarımızdır. Kırılan milli benliğimizdir, kapatılan milli ruhumuzdur, kundaklanan milli heyecanımızdır. Doğranan kardeşliğimizdir, didiklenen milli huzurumuzdur, dibe çekilen yaşama sevincimizdir. Büyük milletimiz, AKP'nin kapalı gişeye çevirdiği çözüm furyasında her tarafından yara almakta, her yanından ısırılmakta, tümüyle darp edilmekte ve üzüntü verici şekilde dejenerasyona uğramaktadır.''

Nevruz Bayramı'nın her şeyi gözler önüne serdiğini, Türkiye'nin ne hale geldiğinin delilli ispatlı örneği olduğunu belirten Bahçeli, bölücülük propagandalarının zıvanadan çıktığını söyledi.

Bahçeli, hükümetin on yıllardır mücadele edilen terör örgütü PKK'yı şehre taşıdığını, militanlarına zafer havası yaşattığını, Öcalan'ın mesajlarının pervasızca okunmasına zemin açtığını savunarak, şöyle devam etti:

''Başbakan Erdoğan bu manzarayı olumlu karşılamış ve umut verici bulmuştur. Bu ortam içinde Türk bayrağı inmiş, Türk milleti incinmiş, Türk Devleti hafife alınmıştır. Türkiye Cumhuriyeti'nin en bunalımlı dönemlerde bile, krizlerle iç içe geçmiş devirlerinde dahi bu şekilde bir çirkinlik, iğrençlik ve kepazelik yaşanmamıştır. Acaba ne zamandan beridir, kanlı teröristleri övmek, suçun ve suçluların propagandasını yapmak meşru, masum ve olağan görülmektedir- Türk Ceza Kanunu'nun 215'inci maddesinde ifade bulan 'İşlenmiş olan bir suçu veya işlemiş olduğu suçtan dolayı bir kişiyi alenen öven kimse, iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır' kuralına neden hala riayet edilmemektedir- Terör, cebir, şiddet ve tehditle işlenen suçların veya bu suçları işleyen faillerin övülmesinin, bu övgünün beraberinde kamu düzeni açısından açık ve yakın bir tehlikeyi ortaya çıkarma ihtimalinin yüksek olacağı gözden uzak tutulmamalıdır. Öte yandan Türk Bayrağının inmesine göz yummaya, canilerin mesajını sanki doğal ve sıradan bir halmiş gibi göstermeye hukuk kitaplarının hangi sayfasında müsaade ve cevaz vardır- Açıkça Türkiye'nin çözülmesi ve çökmesi için bir teröristin kanlı mesajları ne zamandan bu yana olumlu görülür ve müspet karşılanır olmuştur.

Sorarım sizlere, Cumhuriyet'i savunmakla görevli savcılar, hakimler nerededir, nereye gitmişlerdir- Şayet, 21 Mart tarihinde Diyarbakır'da olanlar suç değilse, bundan sonra suç olarak neyi göreceğiz, nelere suç diyeceğiz- Bağımsız, objektif, yalnızca vicdanlarıyla baş başa olan vatansever hukuk insanları devreye girmek için neyi beklemektedir- Rengini şehit kanlarından almış, milletimizin bağımsızlık sembolü olarak hürmetle selamladığımız, hayranlık duyarak dalgalanmasını izlediğimiz ay yıldızlı al bayrağımızı lekeletmeye, kirletmeye, hakir görmeye hangi faninin, hangi bedbahtın gücü yetecek ve hakkı olacaktır- Ey AKP, ey bölücüler, ey bayrak nedir bilmeyenler, ey dönekler, ey düşman ağzıyla konuşanlar, bu şanlı bayrak size rağmen var olacak, size rağmen nazlı nazlı dalgalanacaktır. Ve biliniz ki Türk milletinin önüne düşerek, tüm çapsızların ve çapulcuların temizlenmesine ön ayak olacaktır.''

Devlet Bahçeli, AK Parti ile BDP arasındaki ilişkilerin ve illiyet bağının tüm hatları görülecek şekilde yüzeye çıktığını öne sürdü. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın lafı dolandırmadan ve dobra dobra konuşması gerektiğini söyleyen Bahçeli, ''Başbakan Erdoğan İmralı canisine neyi ya da neleri peşkeş çekmiş, hangi sözleri vermiş, niçin kefil olmuş, halaskarlığını nasıl içine sindirebilmiştir-'' diye sordu.

Erdoğan'ın, ''Muhalefet 'İmralı'ya söz verdiniz' diyor. Siz bu iddiayı ispat etmediğiniz müddetçe namertsiniz. Bizim oraya verilmiş bir sözümüz yok. Bizim millete verilmiş bir sözümüz var'' dediğini anımsatan Bahçeli, şunları söyledi:

''Başbakan Erdoğan millete değil, başkalarına verdiği sözleri bir bir tutmaktadır. Herhalde Başbakan, Türk milletine PKK ve cani başıyla nasıl haşır neşir olacağına dair bir söz de vermiş değildir. Sayın Başbakan, belki unutmuşsundur, belki aklından çıkarmışsındır, belki de hafıza kaybına uğramışsındır. Yine böylesi bir polemiğin içine gömülerek İmralı canisiyle görüşme konusunda şeref bahsini ileri sürmüş, yaptığın müzakere ve temasları inkar etmiş ve gözlerin yerinden çıkarcasına bizi de şerefsizlikle suçlamıştın. Çok değil, kısa bir süre sonra Başbakan'ın, 'şerefsizliktir' dediği iddiamız sabitlenmiş, şereften kimin nasibini alamadığı belli olmuş, böylece kötü söz sahibine faiziyle birlikte aynen iade edilmiştir. Eğer Başbakan Erdoğan, şeref masasında kaybettiklerini namertlik kartını ileri sürmekle geri alacağını düşünüyorsa, çok yakın zaman içinde, yine yaş tahtaya basacağını ve isminin başına yeni bir sıfat ekleneceğini muhakkak ki görecek ve tekrar mahcubiyetten kimselere bakacak yüzü kalmayacaktır.''

Haber Tarihi (dd/mm/yyyy)
Anahtar Kelime






Türkiye Büyük Millet Meclisi Resmi İnternet Sitesi
© 2009 TBMM
Tasarım Hacettepe Üniversitesi


Sitemiz en iyi Mozilla Firefox 3.0, IE 7.0 ve üzeri ile görüntülenebilir.