TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BASIN AÇIKLAMALARI

CHP TBMM GRUP TOPLANTISI...


CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, Türkiye'nin Suriye politikasında batağa sürüklendiğini ileri sürerek, ''Daha düne kadar 'kardeşim' dediği kişiye altı ay bile geçmeden, 180 derece çark edip, bir numaralı düşman ilan eden kişiye sesleniyorum; eğer orada bir bomba patladıysa bunun sorumluluğu senin sırtındadır'' dedi.

12 Şubat 2013 Salı

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada,Türkiye'nin Suriye politikasında batağa sürüklendiğini ileri sürerek, ''Daha düne kadar 'kardeşim' dediği kişiye altı ay bile geçmeden, 180 derece çark edip, bir numaralı düşman ilan eden kişiye sesleniyorum; eğer orada bir bomba patladıysa bunun sorumluluğu senin sırtındadır'' dedi.

Konuşmasının başında toplantıya katılan CHP'nin yurt dışı örgütlenmesi kapsamında Almanya'da kurulan CHP birliklerinin yöneticilerini kürsüye davet eden Kılıçdaroğlu, partisinin Türkiye'deki üye sayısının 1 milyonu aştığını, yurt dışında örgütlenme çalışmalarının da hızla sürdüğünü söyledi. Avrupa'nın en çok üyeye sahip sosyal demokrat partisinin CHP olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, işin reklamına kaçmadan, halkı kucaklayarak, kim ne derse desin yollarından dönmeden her yerde örgütlenmeye devam edeceklerini söyledi.

Kılıçdaroğlu, konuşmasında Cilvegözü Sınır Kapısı'nda meydana gelen patlamaya da değinerek, olayı haber alır almaz CHP'li milletvekillerinin bölgeye giderek incelemelerde bulunduklarını aktardı. Kılıçdaroğlu, CHP olarak, sınır kapısındaki kameraların olay anına ilişkin kayıtlarını izlemek istediklerini, ancak yetkililerin 'gizlilik kararı nedeniyle'' kendilerine olumsuz yanıt verdiklerini söyledi. Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:

''Bakanlar gider kamera kayıtlarını izlerler gizlilik yasağı yoktur, bizim milletvekilimiz gider 'ben de görmek istiyorum' der. 'Hayır sen göremezsin, gizlilik kararı var'. Şimdi ben şu Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu'na ne söyleyeyim- Eleştirmeyeyim de ne söyleyeyim- O savcılara ne söyleyeyim ben- Çifte standart hukukta olmaz, milletvekillerinde çifte standart olmaz. AKP'ye oy veren vatandaş bizim vatandaşımız, CHP oy veren vatandaş da bizim vatandaşımız. Siz çifte standartla vatandaşları bölüyorsunuz. Neden göstermiyorsunuz o kamera kayıtlarını-

Ama ne yaparlarsa yapsınlar, Suriye politikasında Türkiye'yi bir batağa sürüklediler. Daha düne kadar 'kardeşim' dediği kişiye altı ay bile geçmeden, 180 derece çark edip, bir numaralı düşman ilan eden kişiye sesleniyorum; eğer orada bir bomba patladıysa bunun sorumluluğu senin sırtındadır. Bu da sakın ola ki uçak işine dönmesin. Uçağın düşürüldüğünü de biz başka yerlerden öğrendik.''

Gazete ve televizyonların 21 Temmuz 2012'de ''Cilvegözü Sınır Kapısı Türkiye tarafından tek taraflı olarak kapatıldı'' şeklinde haberler verdiğini hatırlatan Kılıçdaroğlu, ''Madem bu sınır kapısı kapatıldı, nereden geliyor bu- Nasıl geliyor bu- Suriye tarafı kimin kontrolünde- Hatay tarafında ne oluyor-'' sorularını sordu.

Yabancı basın mensuplarının Hatay'da kimlerin nasıl bomba imal ettiğini gösterdiğini, bunun internet üzerinden izlendiğini ileri süren Kılıçdaroğlu, ''Bu bomba olayını siz, Türkiye Cumhuriyeti'nin vakarına yakışır şekilde, kamuoyunu tatmin edecek şekilde açıklayacak mısın, açıklamayacak mısın- Bunu bekliyoruz'' diye konuştu.

CHP olarak terörü her zaman lanetlediklerini belirten Kılıçdaroğlu, patlamada ölenlere Allah'tan rahmet, yaralılara acil şifalar diledi.

Suriye politikasının kanayan yara haline geldiğini kaydeden Kılıçdaroğlu, hiç kimsenin bir diğer ülkenin iç işlerine karışma hakkı olmadığını vurguladı. Suriye konusunda CHP olarak duyarlılıklarını koruduklarını belirten Kılıçdaroğlu, bu yaklaşımlarını başta Sosyalist Enternasyonal olmak üzere uluslararası ortamlara da taşıdıklarını söyledi.

''Suriye olayında biz ne o taraftanız, ne bu taraftanız. Biz Suriye halkının yanındayız'' diyen Kılıçdaroğlu, birisinin eline silah verip, ''git kardeşini öldür'' diyen bir anlayışı CHP olarak kabul etmediklerini ifade etti.

Kılıçdaroğlu, konuşmasında yeni anayasa çalışmalarına da değindi. Türkiye'nin her zaman çağdaş ve özgürlükçü bir anayasaya sahip olmasından yana olduklarını belirten Kılıçdaroğlu, Anayasa Uzlaşma Komisyonu'ndaki çalışmalarında da bu ilkeler doğrultusunda hareket ettiklerini bildirdi. Kılıçdaroğlu, ''Geldiğimiz noktaya bakın, görüşmeler devam ediyor. Bu görüşmeler her siyasal partinin Türkiye'ye nasıl baktığını göstermesi açısından çok önemlidir. Bu komisyon Türkiye'de siyasal partilerin turnusol kağıdı olmuştur. Herkes koyduğu önerilerle kendisini gösteriyor'' şeklinde konuştu.

İktidarın ise yeni anayasa konusunda dayatmacı bir anlayış içinde hareket ettiğini savunan Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

''Birden bire bir itiraz; 'Efendim ya Mart ayı sonuna kadar bitirirsiniz, bitirmezseniz biz kendi anayasamızı vereceğiz'. Şantajla bir ülkenin anayasası değişmez. O şantaj belki birileri için geçerlidir ama onların unutmaması gereken bir şey var; hiçbir şantaj, hiçbir CHP'li için geçerli değildir.''

Anayasa yapımının önemine değinen ve AK Parti'nin başkanlık sistemi önerisini de eleştiren Kılıçdaroğlu, ''Parlamenter sistemin kuruluşu yeni değildir. Onlara söylemek istiyorum, Erzurum Kongresi'ne, Sivas Kongresi'ni, TBMM'nin toplanmasına bakın önce. Niye onlar başkanlık sistemini kurmadılar- Halkın doğrudan iradesine saygı duydukları için'' dedi.

Türkiye'nin rejimini kuran iradenin, kurucu irade olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, ''Rejimi değiştirmek için sizin vereceğiniz önerge TBMM'den CHP olduğu sürece asla ve asla geçemez'' ifadelerini kullandı.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın kuvvetler ayrılığına ilişkin sözlerini hatırlatan Kılıçdaroğlu, ''Bunu söyleyen kişi devletin bütün yetkilerini kendi üzerinde toplamak istiyor. Sen kendi tarihini bilmekten aciz bir adamsın. Sen kendi tarihini bilsen, Erzurum'u, Sivas'ı bilsen, başkanlık sistemini mi önerirsin-'' dedi.

Kılıçdaroğlu, CHP olarak düşüncelerinden ödün vermeyeceklerini ve parlamentoda onurlarıyla mücadele edeceklerin belirtti.

Türkiye'nin yönünün çağdaş uygarlık olduğunu vurgulayan Kılıçdaroğlu, ''(Yetkilerin tamamı ben de olsun, ben istediğimi yapayım). Bunun adı ne olsun- Demokrasi olsun- Bu anlayışa sahip olanları bırakın AB'yi, Şhangay Beşlisi'ne bile almazlar. Ama o beyefendiye bir tavsiyem var. Bir üçlü yapsınlar; Katar, Suudi Arabistan, Türkiye. Biraz da zorlarsa onun da liderliğini alır. Böyle bir anlayış olabilir mi- 21. yüzyılın Türkiyesi böyle bir anlayışa hapsedilebilir mi-'' şeklinde konuştu.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, tahliye edilen Balyoz davası sanıklarından emekli Orgeneral Ergin Saygun'u hastanede ziyaretini, ''Vicdanı rahatsız. Doğruyu yapmadığını o da görüyor artık. Görmek zorunda. O da anladı, diyeceksiniz jeton biraz geç düştü; hiç düşmemesinden daha iyidir. Ziyaret, kamu vicdanında temizlendin anlamına gelmez. O ziyaret, aynı zamanda bizden özür anlamına da gelir'' diye değerlendirdi.

Kılıçdaroğlu, partisinin Meclis Grubu'nda yaptığı konuşmada, halkın gündemi ile iktidar sahiplerinin gündemi arasında taban tabana zıtlık bulunduğunu söyledi.

Ülkeyi yöneten kişinin, ''Gündemi ben belirlemek zorundayım. Ben belirleyemezsem, bu ülkede Başbakanlık yapamam'' dediğini savunan Kılıçdaroğlu, bir kişinin, yapay gündem belirleyerek başbakanlık sürdürmesinin ne kadar ahlaki olduğunu sordu. Bu sözün sıradan olmadığını, aydınların üzerinde durması gerektiğini belirten Kılıçdaroğlu, bunun, ''Ben gündem belirlerim, halkın gündemini çalarım, çaldığım içindir ki başbakanım'' anlamına geldiğini öne sürdü.

Kılıçdaroğlu, ''Sanal gündemin peşinde koşan milyonlar var. Sanal gündemi, halkın gündemi yapmaya zorlanan medya var. Onların da sorumluluğu var. Medya, halkın gözü, kulağı, sesi olmak zorundadır. İktidarın gözü, kulağı, sesi ancak totaliter rejimlerde olur. Köşe yazarları, gazeteciler daha yürekli olmak zorundadırlar. Bedel ödemek gerekiyorsa, o bedeli ödemekten kaçınmamalılar'' diye konuştu.

Halkın gündeminin ne olduğunu anlatan Kılıçdaroğlu, ''Gazeteci Güngör Uras'ın tanımladığı bir isim var; Ayşe Hanım Teyze. Size ondan bir-iki örnek vermek istiyorum'' dedi.

Kılıçdaroğlu, Ayşe Hanım Teyze'nin, tencereyi ateşe koyup, yemeği pişirmeye başladığını, yemeğe eklediği kuru soğana bir ayda yüzde 32, sivribibere yüzde 46, domatese yüzde 51,5, patlıcana yüzde 48, suya yüzde 4,7 zam geldiğini anlattı.

Bunların, iktidarın ve korkan medyanın gündeminde olmadığını öne süren Kılıçdaroğlu, ''Bu yemeğin tadı tuzu olur mu- AKP yemeğidir bu. Şimdi bütün yurttaşlarıma sesleniyorum, Ayşe Hanım Teyze'nin tepki göstermesini bekliyorum. Neredeyse en temel gıda maddelerinde gelen zam yüzde 50'yi bulmuş durumda. Türkiye'yi güllük gülistanlık gösterme nereden çıktı- Medyanın sorumluluğu yok mu bunda, hani medya halkın gözü, kulağı, sesiydi-'' diye sordu.

Kılıçdaroğlu, Ayşe Hanım Teyze'nin güzel yemekler yaptığını ancak biraz isyan etmesi, ''Ne oluyor-'' demesi, kocasına ''Senin maaşın ne kadar arttı-'' diye sorması gerektiğini kaydetti.

Bunların, Erdoğan'ın umurunda olmadığını ileri süren Kılıçdaroğlu, ''Bindiği uçak, içtiği su, oturduğu konut bedava. 'Aldığımız Başbakanlık aylığıyla geçinemediğim için şirket kurdum' diyordu. Ayşe Hanım Teyze, hangi parayla, hangi şirketi kuracak- Yangın mutfakta. Kabahat sadece AKP iktidarında mı- Ayşe Hamım Teyze'ye de sesleniyorum, biraz da kabahat sende, iktidara sen taşıdın, şimdi bedelini sen ödüyorsun, onların tuzu kuru'' diye konuştu.

Sağlık alanında da zam geldiğini belirten Kılıçdaroğlu, 1 ayda yatak ücretlerine yüzde 103,7, tahlillere yüzde 210, röntgen çekimine yüzde 114,4, MR'a yüzde 108,5 zam yapıldığını kaydetti.

Kılıçdaroğlu, kaybolan, halkın gündeminden çalınan bu ayrıntıları anlatma sorumluluklarının bulunduğunu dile getirerek, ''Yemeyeceğiz içmeyeceğiz, Türkiye'yi gezeceğiz, halka AKP iktidarını anlatacağız, görevimiz budur'' dedi.

Zammın vatandaşın sırtına çıkarıldığını ifade eden Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Sen mi ödüyorsun, keyfin yerinde; iki uçağı beğenmedin, üçüncüsünü alıyorsun; kimin sırtından, bu zammı ödeyen halkın sırtından. Ekonomi iyi yönetilmiyor, artık Türkiye'de vatandaş da ekonominin iyi yönetilmediğini zamları gördükten sonra anlayacak, biraz geç olacak ama anlayacak. Türkiye, iyiye gitmiyor, kim ne derse desin, gazetelerin renkli sayfalarına da inanmasın, herkes mutfağına baksın, eşine 'Bu ay nasıl geçiniyoruz-' diye sorsun. Herkes gırtlağına kadar borç içinde. Yok fren, yok gazdı, sen frene bastın, o gaza bastı...Böyle ekonomi mi yönetilir- Kimin ne yaptığı belli değil. Merkez Bankası Başkanı, Sanayi, Ekonomiden, Hazine'den sorumlu bakanlar ayrı telden çalıyor, tam bir kaos. Fatura, halka bizlere çıkıyor.

Ekonomiyi sağlıklı yönetmek için sosyal demokrat bir lider olan Ecevit, çağdaş bir müessese getirdi. Ekonomik ve Sosyal Konsey. Erdoğan, 'Bu kararnameyle, yasayla olacak değil anayasal kurum olsun' dedi. Yasaya göre 3 ayda bir toplanması gerekirken en son 5 Şubat 2009'da toplanmış.

Emekli, çiftçi perişan. 'Bizi niye şikayet ediyorsun', övünecek tarafın olsa, söz veriyorum öveceğiz. Bu ülkenin aydınlarına, yazarlarına, politikacılarına büyük görev düşüyor; halkı aydınlatma görevi. O sözde aydınlara bir şeyi hatırlatmak isterim; Recep Tayyip Erdoğan'ın ipiyle sakın kuyuya inmeyin, sizi ters köşeye yatırır.''

Kılıçdaroğlu, Başbakan Erdoğan'ın, tahliye edilen Balyoz davası sanıklarından emekli Orgeneral Ergin Saygun'u tedavi gördüğü hastanede ziyaretini de değerlendirdi.

''Düne kadar herkes Ergenekoncuydu. Birden bire jeton düştü Ergin Saygun'u ziyarete gitti'' diyen Kılıçdaroğlu, gazetelerin, şimdi ne yazacağını merak ettiğini belirtti.

Kılıçdaroğlu, ''Burada hukuksuzluk, insan hakları ihlalleri var, yanlış yapıyorsunuz'' dediklerinde, ''Sen Ergenekoncusun'' karşılığını aldıklarını söyledi. Kılıçdaroğlu, ''Erdoğan ziyarete gitti, bekliyorum ona Ergenekoncu kılıfını ne zaman yapıştıracaklar- Yapabilirler mi kesinlikle yapamazlar. Bir kalem özgür olmadığı sürece, o kalem kalem değildir'' görüşünü dile getirdi.

Erdoğan'ın, Saygun'u ziyaretinin doğru ve insani bir hareket olduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

''Vicdanı rahatsız. Doğruyu yapmadığını o da görüyor artık. Görmek zorunda. Dünyanın neresine giderse gitsin, önüne hukuk ucubesi çıkarılıyor, sen yanlış yapıyorsun deniliyor. O da anladı, diyeceksiniz jeton biraz geç düştü. Unutmamız gereken bir şey var; hiç düşmemesinden daha iyidir. O ziyaret, aynı zamanda bizden özür anlamına da gelir. Defalarca yanlış yapıyorsunuz dedik. Şimdi bu ziyareti yaptın diye sakın ola ki kamu vicdanında temizlendin anlamına gelmez. Bunu da iyi bilmeni isterim. Fatih Hilmioğlu, kanserle mücadele ediyor, o da hapiste. Mehmet Haberal'ı hastaneden zorla çıkarıp, hapishaneye getirdiniz. Diyorsun ki çağdaş, demokratik, özgürlükçü bir Türkiye olsun. Ama gidiyorsun 12 Eylül yasalarının arkasına saklanıyorsun. 12 Eylül yasalarının arkasına saklanan kişiden özgürlük, hele hele düşünce özgürlüğü hiç çıkmaz. Darbe yasalarının olduğu bir yerde özgürlükten söz edilemez.''


CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, bir demokraside asıl olanın özgürlük olduğunu belirtti.

Demokrasilerde, özgürlüğün güvenceleri bulunduğuna işaret eden Kılıçdaroğlu, savunmanın da bunlardan biri olduğunu kaydetti.

Savunmanın, bütün demokrasilerde kutsal bir hak olduğunu dile getiren Kılıçdaroğlu, savunmanın olmadığı yerde yargılamanın da olamayacağını söyledi.

Kılıçdaroğlu, İstanbul Barosu'na uygulanan baskıyı şiddetle protesto ettiklerini belirterek, sözlerini şöyle tamamladı:

''İstanbul Barosu ne yapmış, davaları izlemiş. Sen misin izleyen. Neden böyle konuşuyorsun diyor. Beyefendiler rahatsız oluyorlarmış. Bu ülkede savunma hakkı kutsaldır, savunma hakkına sahip olan bütün avukatların sonuna kadar arkasındayız, her türlü desteği vereceğiz.

İnsan hakkı ihlalleri, bütün demokrat ülkelerin dikkatini çeker, tepki gösterir. Suriye'de, Irak'ta, Suudi Arabistan'da insan hakları ihlali varsa tepki gösteriyoruz. Dünyanın hangi ülkesinde olursa olsun insan hakları ihlallerine ortak tepki vereceğiz. Siz kalkıp kendi ülkenizde işkence, uzun tutukluluk süresi, insan hakkı ihlalleri var, birisi eleştirdi diye 'Benim içişlerime karıştı' diyemezsin. Evrensel haktır, biz de karışırız, başkaları da söyler. Siz kalkıp, 'Ülkemde istediğim gibi işkence yaparım siz müdahale edemezsiniz, gazetecileri istediğim gibi hapse atarım müdahale edemezsin' diyebilir misiniz- Kendi ülkemizde insan haklarını evrensel düzeye çıkarmak zorundayız, eğer eleştiri almak istemiyorsak.''
Haber Tarihi (dd/mm/yyyy)
Anahtar Kelime






Türkiye Büyük Millet Meclisi Resmi İnternet Sitesi
© 2009 TBMM
Tasarım Hacettepe Üniversitesi


Sitemiz en iyi Mozilla Firefox 3.0, IE 7.0 ve üzeri ile görüntülenebilir.