TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BASIN AÇIKLAMALARI

TBMM BAŞKANI CEMİL ÇİÇEK MEVLANA ÜNİVERSİTESİ AKADEMİK YILI AÇILIŞINA KATILDI


Çiçek, Mevlana Üniversitesi'nin yeni akademik yılı açılışı için Konya'ya, Yüksek Hızlı Tren ile geldi. Mevlana Üniversitesi bölümlerini gezen Çiçek, öğrencilerle sohbet etti.

19 Ekim 2012 Cuma

TBMM Başkanı Cemil Çiçek, ''Türkiye aşağı yukarı yarım yüzyıldır terörün her türlüsüyle, son 30 yıldır ise bölücü terörle uğraşıp duruyor. Çözeceğiz Allah'ın izniyle. Bu bizim meselemiz biz çözeceğiz. Bir araya gelip, kafa kafaya verip, güç birliğiyle, iş birliğiyle, ortak akılla biz bu sorunu çözeceğiz. Çözmek mecburiyetindeyiz'' dedi.

Çiçek, Mevlana Üniversitesi'nin yeni akademik yılı açılışı için Konya'ya, Yüksek Hızlı Tren ile geldi.

Konya Tren Garı'ndaki karşılama töreninin ardından üniversite binasına gelen Çiçek, Mevlana Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Bahattin Adam ile birlikte üniversitenin bölümlerini gezdi, öğrencilerle sohbet etti.

Daha sonra 2012-2013 Akademik Yılı Açılış Töreni'nin yapılacağı spor salonuna geçen Çiçek'e, Rektör Adam tarafından ''Fahri Doktora'' unvanı takdim edildi.

Çiçek, burada yaptığı konuşmada, Cumhuriyet'in kurulduğu yıllarda ülke nüfusu 10 milyon iken tek bir üniversite olduğunu, bugün ise 75 milyon nüfusa ulaşan Türkiye'de 168 üniversite, 100 binden fazla öğretim üyesi, 3,5 milyon üniversite öğrencisi bulunduğunu söyledi.

Öğrenci sayısının bir millet için büyük önem taşıdığını anlatan Çiçek, ''Bunun ne kadar stratejik değeri olduğunu hepimizin görmesi lazım. 20 milyon eğitim öğretim çağındaki nüfus, dünyadaki devletlerin 3'te birinin nüfusundan daha fazladır. Onun için Türkiye gerçekten büyük bir ülke, yarın daha da büyük olacağız. Bunun bir tek şartı var; gençlerimizi ve çocuklarımızı daha iyi eğitmek kaydıyla...'' diye konuştu.

Devletin kurduğu üniversitelerin yanında Mevlana Üniversitesi gibi hayırseverlerin kurduğu vakıf üniversiteleri de olduğunu belirten Çiçek, şunları kaydetti:

''Bugün 168, inşallah 268, 368 olacaktır. Öyle olmak mecburiyetindedir. Mevlana Üniversitesi de bu 168 içinde en seçkin yerde olacaktır, olmalıdır. Burada okumak da çok önemlidir. Sevgili gençler, ilerde hayata atıldığınızda göğsünüz kabara kabara 'Ben Mevlana Üniversitesi'nden mezun oldum' diyebileceksiniz. Bu, sizin için gerçekten bir gurur kaynağıdır, öyle olacaktır, öyle olmalıdır. Ancak bunun da sizlere yüklediği bir sorumluluk var, çünkü Mevlana ismi sıradan bir isim değil. Burası aynı zamanda Hazreti Mevlana'nın mesajının tüm dünyaya ulaştırılması açısından da bir misyon yüklenmiş oluyor. Böyle olunca da sadece diplomayı almak yetmiyor, bu düşünceyi özümsemiş olarak buradan mezun olmak ve bunu hayata uygulamak, sonra da gittiğiniz yerlere bu mesajı götürmek gibi de bir sorumluluğunuz var. Onun için hepiniz, nerede görev yapıyorsanız, dünyanın neresinde bulunuyorsanız bulunun, sevgi tohumları olmaya mecbursunuz. Bunu başarabildiğiniz nispette, böyle bir üniversiteden mezun olmayı hak ettiğinizi düşünmemiz gerekir.''

Üniversitelerin devletten beklentileri olduğu gibi toplum ve devlet olarak kendilerinin de üniversitelerden ciddi beklentileri olduğunu vurgulayan Çiçek, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Bu açıdan akademik yılı açılış dönemleri, üniversitelerimiz açısından bir muhasebe yılı olmalıdır. Biz devletten aldık, toplumdan aldık, toplumdan çocuklarını aldık ama biz bu topluma ne verdik, ne veriyoruz- Geriye dönüp bir vicdan muhasebesi yapmak gibi bir durumla karşı karşıyayız. Bunu yapmadığımız takdirde, ne bulunduğumuz noktayı doğru dürüst tespit edebiliriz, ne de bundan sonra hangi adımları atacağız bunu doğru dürüst tayin edebiliriz. Üniversitelerimizin, özellikle çok partili hayata geçtikten sonra zaman zaman çok kötü sınavlar verdiklerini görmemiz lazım. Üniversitelerimiz zaman zaman çözümün parçası olmak yerine bizatihi sorunun parçası oldu. Özellikle darbe dönemlerinde, özellikle demokrasinin askıya alındığı dönemlerde üniversitelerimiz maalesef bu işin merkezi olmuştur. Bunu da tarihe not düşmek adına mutlaka hatırlamamız lazım. Bizim üniversitelerden beklediğimiz şey; demokrasiden yana, özgür düşünceden yana, insan hak ve özgürlüklerinden yana olmaları ve en başta millet iradesine saygı duyan kurumlar olmalarıdır. Saflarını iyi belirlemeli, nerede duracağını da iyi bilmelidir. Ayrıca üniversitelerimiz milletten kopuk olmamalıdır, milletle iç içe olmalıdır, milletin sorunlarına çözüm bulmalıdır. Bir tarafta iş imkanı, bir tarafta işsizler ordusu... Belli ki burada bir yanlışlığımız var. Onun için diyoruz ki; üniversitelerimiz istihdama yönelik, toplumun ihtiyaçlarına yönelik eğitim yapmak mecburiyetinde.''

Üniversitelerin toplumun sorunlarıyla bire bir ilgilenmeleri gerektiğini ifade eden Çiçek, ''Şimdi işin bu noktasına geldiğimizde bazı konularda eksikliğimizin olduğunu görmemiz lazım. Türkiye aşağı yukarı yarım yüzyıldır terörün her türlüsüyle, son 30 yıldır ise bölücü terörle uğraşıp duruyor. Çözeceğiz Allah'ın izniyle. Bu bizim meselemiz, biz çözeceğiz. Bir araya gelip, kafa kafaya verip, güç birliğiyle, iş birliğiyle, ortak akılla biz bu sorunu çözeceğiz. Çözmek mecburiyetindeyiz. Elden gelen öğün olmaz, o da vaktinde bulunmaz. Başkasının yardımını beklemeye, ne diyeceğini beklemeye gerek yok. Onların geçmişte ne dediğini biliriz. Onların dediklerinin hiç birisinden bu ülkeye hayır gelmedi'' diye konuştu.

''Onun için bizim işimizi biz çözeceğiz. Çözeceğiz de nasıl çözeceğiz. Böylesine karmaşık, böylesine can yakan, olumsuz tesir katsayısı çok yüksek, böyle bir belayı bu ülke nasıl çözecek-'' diyen Çiçek, şöyle konuştu:

''Birine başvurmadan, araştırmaya dayanmadan, bilimsel verilere dayanmadan, el yordamıyla böylesine karışık bir iş nasıl çözülecek- Şimdi bu kadar üniversitemiz var, terör bölgesinde bulunan üniversitelerimizin bir kısmı 37-38 yıllık üniversiteler. Şimdi bu kadar teröre can vermiş, kan kaybetmiş, bu kadar senedir uğraşan ve her gün de yüreği yanan bir ülkenin insanları olarak acaba kaç tane üniversitemiz bu konuyla ilgili araştırma yapmış. Şu ana kadar yapılmış araştırma sayısı 48. Bunun çok önemli bir kısmı da Polis Akademisi ve Genel Kurmay Başkanlığı'nın hazırlattığı raporlar. Doğru dürüst saha araştırması yok, aile araştırması yok. Bu işler neden oluyor, niye oluyor, bir politika geliştirilecekse her şey siyasetçiden bekleniyor. Ben sabaha kadar filozof, akşama kadar icracı olamam. Her şey bizden bekleniyor. Onun için her ile bir üniversite kurduk. Demek istiyoruz ki bu üniversitelerimiz mutlaka hem ülke için hem de toplum için bulundukları yerde Meclis'e saha araştırmaları yapmalı, politikalar bilimsel bir temele oturmalıdır. Türkiye olarak AB fonlarına senede 250 milyon doların üzerinde para veriyoruz, 50 milyon dolar kaynak kullanabiliriz. Bizim verdiğimiz paralarla başka ülkeler araştırmalar yapıyor. Yani araştırmaların yapılamamasının nedeni kaynak yetersizliği değildir, ilgi meselesidir, alaka meselesidir, ihtiyaç meselesidir. O nedenle diyoruz ki üniversitelerimiz bu konuyla ilgili daha fazla gayret içinde olmalıdır.''

TBMM Başkanı Cemil Çiçek, ''Elin oğlu, sözde soykırım için 25 senedir hazırlanıyor. 2015 yılını, Türkiye aleyhine tüm dünyada bir yalan yılı, bir bühtan yılı olarak ilan ediyor. Bizim sabıkamız yok, tarihte hiçbir zaman soykırım gibi bir insanlık suçu işlemedik. Elin oğlu bir yalan için bu kadar hazırlık yapıyor ancak Balkan Savaşları'nın 100. yılı ile ilgili daha doğru dürüst bir üniversitemiz bir tek toplantı yapmadı'' dedi.

Çiçek, Mevlana Üniversitesi'nin yeni akademik yılı açılışında, Türk milletinin, geçmişi olmayan, süper güçlerin peydahladığı bir toplum olmadığını, tarihin en eski milleti olduğunu söyledi.

''Böyle bir millete mensup olmaktan dolayı hamdediyorum, şükrediyorum'' diyen Çiçek, herkesin böyle bir millette mensup olduğunun farkında olması gerektiğini belirtti.

Büyük bir millete mensup olmanın, zaferlerle övünmeyi, aynı hatalara düşmemek için geçmişten ders çıkarmayı gerektirdiğini vurgulayan Çiçek, şunları kaydetti:

''Şimdi 81 ilimizde 168 üniversite var. Biliyor muyuz ki içinde bulunduğumuz yıl Balkan Savaşları'nın 100. yılı... Elin oğlu, sözde soykırım için 25 senedir hazırlanıyor. 2015 yılını, Türkiye aleyhine tüm dünyada bir yalan yılı, bir bühtan yılı olarak ilan ediyor. Bizim sabıkamız yok, tarihte hiçbir zaman soykırım gibi bir insanlık suçu işlemedik. Elin oğlu bir yalan için bu kadar hazırlık yapıyor ancak Balkan Savaşları'nın 100. yılı ile ilgili daha doğru dürüst bir üniversitemiz bir tek toplantı yapmadı. Defter karıştırmak adına bunu gündeme getirmiyorum. Nihayette bir iki yerde küçük bir toplantı olmuş. 100 yıl önce milyonlarca insanımızı kaybettik. Eski Osmanlı coğrafyasında şehitlerimizin olmadığı hiçbir yer yok. Bugün bir çoğunun sembolik kabirleri var, ne isimlerini biliyoruz ne de yattıkları yerleri...''

''Bir millet zaferleriyle övünmez, acılarını hatırlamaz, bundan ders çıkarmazsa, o sadece kuru bir kalabalık olur, ona millet denmez'' diyen Çiçek, üniversitelerin bu duyguyu vermek zorunda olduğunu söyledi. Çiçek, şöyle konuştu:

''Niye panel, toplantı yapılmaz. Bunu söyleme sebebim şu; yaraları kaşımak için değil. Bu coğrafyanın kıymetini bilmek için. Burası bizim son yurdumuz ve inşallah ebedi yurdumuz. Burada sağlam kalacaksak, sağlam basacaksak, acılarımızı hatırlamamız lazım. Balkanlar'dan gelmiş, Kafkaslar'dan gelmiş milyonlarca... Bakın şimdi Suriye'den gelmiş, onların önemli kısmı da bizim kardeşlerimiz akrabalarımız, hepsi misafirlerimiz ancak bir kısmıyla özel bağlarımız var. Demek ki başı dara düşen buraya gelir. Burayı sağlam tutmamız lazım. Bunun için de o idrakte, o şuurda bir nesli yetiştiremezsek, bunun sorumluluğu en az bizim kadar da üniversitelerin boynunun borcudur.''

Üniversitelerde okutulan Türkçe'nin önemine değinen Çiçek, ''Bugün dünyanın dört bir tarafında idealist insanlar, Türkçe öğretmeye çalışıyor. Biz dünyaya Türkçe öğretmeye çalışıyoruz ancak kendi ülkemizde, kendi sokağımızda Türkçe'yi unutuyoruz, kullanamıyoruz. Dünyanın en zengin dili, 32 bin kelimeye kadar düştü. Dil bir milletin kutsal, mukaddes hazinesidir. Dilimizin her kelimesinin arkasında bir tarih yatar. Bir hayat macerası var, 5 bin yıllık bir hayat. Dolayısıyla dil deyip geçmemek gerekir. Bunu namus meselesi kabul etmediğimizde, bir çok şeyin eksik olduğunu göreceğiz ve görmemiz lazım. Onun için dil meselesi bizim muhakkak üniversitelerde en fazla üzerinde durduğumuz ve durmamız gereken şey'' diye konuştu.

Üniversitelerin, hem eğitim veren, hem bilgi üreten hem de bilgiyi kullanan kurumlar olduğunu anlatan Çiçek, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Bu üçünde ne kadar yukarıdaysak, yaptığımız işte de o kadar başarılıyız. Eğitim konusu sadece anlaşılan şekliyle branş bilgisi vermekten ibaret değildir. Bir şeyin unutulmaması gerekir. Mesela bizim çocuklarımız anatomi bilgisini Almanya'dan, fizyolojiyi Fransa'dan öğrenebilir. Üniversiteler sadece branş bilgisi veren kurumlar değil, kültürü koruyan, geliştiren, geçmiş ile gelecek arasında köprü görevi olan kuruluşlardır. Eğer bu köprünün ayaklarını sağlam tutamazsak, bu köprünün üzerinden çok fazla yükle geçemeyiz. Bir süre sonra bu köprü çöker. Üniversitelerimiz gerçekten branş bilgisinin yanında bilgiyi üreten, kullanan kurumlar olmanın yanında, öbür taraftan kendi kültür değerlerimizi gelecek kuşaklara taşıyacak bir görevi de ifa etmelidir.''
Haber Tarihi (dd/mm/yyyy)
Anahtar Kelime






Türkiye Büyük Millet Meclisi Resmi İnternet Sitesi
© 2009 TBMM
Tasarım Hacettepe Üniversitesi


Sitemiz en iyi Mozilla Firefox 3.0, IE 7.0 ve üzeri ile görüntülenebilir.