TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BASIN AÇIKLAMALARI

TBMM İNSAN HAKLARINI İNCELEME KOMİSYONU…


Türk Musevi Cemaati Başkanvekili İshak İbrahimzadeh: "Terör, karşımızdakini ötekileştirerek, sevgi yerine nefret aşılayarak başlamaktadır. Nefret söylemini ortadan kaldırabilirsek toplum olarak, devlet olarak el ele bunu başarabilirsek, çocuklarımız ve torunlarımız için daha güzel bir gelecek kurabiliriz."

29 Mart 2012 Perşembe

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu bünyesinde kurulan 'Terör ve Şiddet Olayları Kapsamında Yaşam Hakkı İhlallerinin İncelenmesi Alt Komisyonu' nda, 15.11.2003 tarihinde İstanbul'da Neve Şalom Sinagogu ve Beth İsrael Sinagoguna yönelik El Kaide terör örgütü saldırılarıyla ilgili olarak Türk Musevi Cemaati Başkanı Sami Herman ve Başkanvekili İshak İbrahimzadeh'i, aynı saldırıda eşini kaybeden Serkan Balcı'nın eşi Selma Balcı'yı ve 20.11.2003 tarihinde İstanbul İngiltere Başkonsolosluğu'na düzenlenen bombalı saldırıda şehit olan Polis Memuru Hüseyin Apaydın'ın eşi Güler Apaydın'ı dinledi.

Alt komisyon, Naci Bostancı başkanlığında toplandı.

Komisyon Başkanı Naci Bostancı, 2003 yılında El Kaide terör örgütü tarafından ard arda düzenlenen bombalı saldırıların ciddi bir toplumsal travma yaşattığını belirtti.

Komisyonda ilk olarak dinlenen Türk Musevi Cemaati Başkanı Sami Herman şöyle konuştu: "İlk olarak bu travmayı 1986 tarihinde yaşadık. O tarihe kadar sinagogumuzda herhangi bir güvenlik önlemi yoktu. Bu olayın ardından sıkı güvenlik önlemleri almak durumunda kaldık. 1992'de yaşanan ikinci saldırının ağır sonuçları, bir bakıma alınan bu güvenlik önlemleri sayesinde önlendi. 2003'de ise ard arda iki sinagoga saldırı düzenlendi. Terör din, dil, ırk ayırd etmiyor. Terör, dehşet ve yıldırma dalgası yaratıyor ve bunun tedirginliği yıllar geçse de yaşanmaya devam ediyor. Terör mağduru olan insanlar hayatları boyunca bunun izlerini yaşıyorlar. Sadece o sırada tesadüfen orada bulunan insanlar dahi bu travmadan etkileniyor. Terör saldırısının yaşandığı gün pek çok zorluklarla karşılaştık. Hastanelerin onlarca, yüzlerce yaralı geldiğinde bunları karşılamaktaki sorunları göze çarpıyor. Biz yaralılarımızı getirdiğimizde "parayı kim ödeyecek" sorusuyla dahi karşılaştık. Senet imzalamak zorunda kaldık. Olayda hayatını kaybeden insanların yakınları ağır psikolojik travma yaşıyorlar. Ve bu insanlara yakınlarının öldüğünü söylemek amatör insanların yapabileceği bir şey değil."

Türk Musevi Başkan Vekili İshak İbrahimzadeh ise şunları söyledi: "Terör olaylarının yaşanmasını önleyemiyorsak, yakınlarını kaybedenlerin hayat şeklini devam ettirmeleri ve yaşama olan bağlılıklarını sağlayabilmelerine yardım etmek durumundayız. Bunu yapmazsak, ders almamış ve kaybettiklerimizi boş yere kaybetmiş oluruz. Özellikle böyle bir olaydan sonra oradaki insanlara yardım edecek ekiplerin deneyimli olmaları gerekiyor. Aksi takdirde, daha büyük sorunlarla karşılaşılabiliyor. Biz cemaatimize gerekli eğitimleri verdik ve vermeye de devam ediyoruz. İlk terör olayının yaşandığı günden bugüne kadar, 26 senedir sinagoga girerken insanlarımız suçluluk psikolojisiyle girmektedir. Zira sinagogda alınan güvenlik tedbirleri havaalanlarında dahi yoktur. Her ne kadar izlerini silmeye çalışsak da çocukların bilinç altına bu korkuyu, sıkıntıyı enjekte ediyoruz."

Terörün başlı başına bir hastalık olduğunu ve mücadele yöntemlerini bu mantıktan hareketle belirlemek gerektiğini belirten İbrahimzadeh sözlerine şöyle devam etti: "Yakınlarını kaybedenler ya da terör nedeniyle engelli olarak hayatına devam edenler geleceğe korkuyla bakmaktadırlar. Kanunlar, bu insanların mağduriyetlerini de önleyecek düzenlemeler içermelidir. Düzenlemeler terör mağdurlarının çocuklarına yeni bir hayat kazandırmak için yapılmalıdır. Kanunlardaki yetersizlikler nedeniyle 2003'de yaşanan terör saldırısı sonrasında cemaatimiz yüzde 10 suçlu bulunmuştur. Mağdur olan suçlu konumuna getirilmiştir. Bilirkişiler alınan güvenlik önlemlerinin yetersiz olduğunu ifade etmişlerdir. Oysa bir ibadethanedir söz konusu olan yer. Bir ibadethaneyi bu şekilde korumamızı beklemek mantığa aykırıdır."

"Biz bugüne kadar hayır yapmak için harcayacağımız parayı, kendimizi korumak için harcamak zorunda kaldık" diyen İbrahimzadeh, "Terör bir sonuçtur. Köküne inemezsek başladığı noktaya gidemezsek, bir gün gelip hepimizi bulacaktır. Terör, karşımızdakini ötekileştirmekten, sevgi yerine nefret aşılayarak başlamaktadır. Nefret söylemini ortadan kaldırabilirsek toplum olarak, devlet olarak el ele bunu başarabilirsek, çocuklarımız ve torunlarımız için daha güzel bir gelecek kurabiliriz" diye konuştu.

İngiltere Başkonsolosluğu'na yapılan bombalı saldırıda şehit olan Polis Memuru Hüseyin Apaydın'ın eşi Güler Apaydın ise şunları söyledi:" Olayda eşim paramparça oldu. Çocuklarımın bayramlarda boynu bükük kaldı. Bu acıları bize yaşatmaya kimsenin hakkı yok. Biz kabullenebiliyoruz ancak çocuklar için bu çok zor. Akşamları çocuklarla baş başa kalmak acı veriyor, hayatımız alt üst oldu. Kızım psikolojik tedavi görüyor. Devlet büyüklerimiz, Emniyet Müdürlüğü , Musevi Cemaati tarafından maddi yardımlar yapıldı ancak bizim manevi desteğe ihtiyacımız var."

Neve Şalom sinagoguna yapılan saldırıda eşini kaybeden Selma Balcı ise, terörün en acı sonuçlarından birinin, geride kalanları da yaralı bırakmak olduğunu söyledi. Balcı: "Terör baskı, yıldırma, korkutma acımasız bir katliamdır. Bunu yapan robotlaşmış, yıkanmış beyinlere bu dünyada verilecek hiçbir ceza yoktur" dedi.

Türk Musevi Cemaati Başkan Vekili İbrahimzadeh, , bu ülkenin bir parçası olmaktan asla vazgeçmemenin birincil hedefleri olduğunu, bu toprakların herkesin toprağı olduğunu vurguladı. İbrahimzadeh, "Hepimiz resmin bir parçasıyız ve o resimdeki her rengin ayrı ayrı değeri vardır" dedi.

"O gün terör sonrası bize taziyeye gelen Başbakan'ın gözlerindeki acıyı kendi acımızdan büyük gördük" diyen Başkan Sami Herman, terör saldırısı sonrasında Başbakan ve Cumhurbaşkanından büyük destek gördüklerini belirtti. Herman, "İlk kez bir Başbakan hahambaşını ziyaret etti. Toplumsal dayanışmayı hissettik. Saldırıyı Türkiye'ye yapılmış bir saldırı olarak gördüler. Empati duyduklarını hissettik. En önemlisi de hayatını kaybedenlerin Türk bayrağına sarılı olmalarını istedik ve bu talebimiz yerine getirildi" dedi.

Toplantıda söz alan AK Parti Adıyaman Milletvekili Mehmet Metiner, "Bugüne kadar farklılıkları inkar politikası izlenmiştir. Sizler de sürekli Türk vatandaşlığı vurgusu yapıyorsunuz ve bundan rahatsızlık duydum. Yaşadığınız derin travmalardan halen kendinizi kurtaramadığınızı görüyorum. Bilirkişilerin sorularını utanç verici buldum. Keşke o kişilerden hesap sorulabilse. Eşlerini kaybeden kadınlarımız için de bugüne kadar sizleri manen yalnız bıraktıysak bu bizim ayıbımızdır. Kapımız sizlere daima açıktır. İyi ki gelip yüreğimizi arındırdınız" diye konuştu. (14:30)
Haber Tarihi (dd/mm/yyyy)
Anahtar Kelime






Türkiye Büyük Millet Meclisi Resmi İnternet Sitesi
© 2009 TBMM
Tasarım Hacettepe Üniversitesi


Sitemiz en iyi Mozilla Firefox 3.0, IE 7.0 ve üzeri ile görüntülenebilir.