TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BASIN AÇIKLAMALARI

TBMM MİLLİ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU…


TBMM Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonunda, zorunlu eğitimi 12 yıla çıkaran, kesintisiz eğitim uygulamasına son veren kanun teklifi alt komisyona sevk edildi.

23 Şubat 2012 Perşembe

TBMM Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu, zorunlu eğitimi 12 yıla çıkaran ve ''kesintisiz eğitim' 'uygulamasına son veren kanun teklifini görüşüyor.

Komisyon, AK Parti Eskişehir Milletvekili Nabi Avcı başkanlığında topladı. Komisyon toplatısına Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer de katıldı.

Kanun teklifine göre; kesintisiz eğitim vurgusu kaldırılarak zorunlu eğitim süresinde herhangi bir değişiklik yapılmayacak.

Zonguldak Karaelmas Üniversite'sinin adı Bülent Ecevit Üniversitesi olarak değiştirilecek.

Rize Üniversitesinin adı Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi olarak değiştirilecek.

Kayseri Abdullah Gül Üniversitesinin adı Abdullah Gül Üniversitesi olarak değiştirilecek.

Birleştirilmeden önce usul tartışması açıldı. MHP Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri, komisyonun, ''kanun sağnağı altına alındığını, gündem baskısı altında yönlendirildiğini, son derece önemli bir düzenleme görüşülmeden başkasına geçildiğini'' savundu.

CHP İstanbul Milletvekili Nur Serter, ''torba kanunlarla birlikte, çorba kanun anlayışının TBMM'ye getirildiğini, çorbaların içinde hangi malzemelerin olduğunu bilemediklerini'' ileri sürdü.

Komisyon Başkanı Avcı, çok sayıda kamera nedeniyle stenografların rahat çalışamadığını, kimin konuştuğunu göremediklerini ifade ederek, görüntülü basının dışarı çıkmasını istedi ve çalışmalara kısa bir ara verdi.

Ancak CHP Edirne Milletvekili Recep Gürkan, ''Türkiye'nin çocuklarıyla ilgili konuşuyoruz, neyi saklıyorsunuz-'', CHP'li Serter, ''Kameralar niye çıkıyor, toplantı daha başlamadı, neyi gizlemeye çalışıyorsunuz-'', CHP Sakarya Milletvekili Engin Özkoç, ''Muhalefeti de çıkarın, daha rahat tartışırsınız'' diye tepki gösterdi.

Komisyon daha sonra salonda sadece Meclis TV kamerasının kalmasının ardından çalışmalarına devam etti.

CHP Aydın Milletvekili Lütfi Baydar, oldubittiye getirilerek, milletvekillerinin konuşturulmamasını eleştirdi.

Teklifle yaşayan kişilerin isimlerinin üniversitelere verildiğini anımsatan Baydar, ''Erbakan'ın adını neden Sinop'a vermiyorsunuz- Geçmiş kuşakların, kendisinden sonraki nesiller tarafından adının verilmesi, onların yaptığı devlet görevlerinin liyakatının daha sonraki nesiller tarafından değerlendirilmesi daha etik değil mi-'' diye sordu.

CHP Sinop Milletvekili Engin Altay,teklifte imza sahibi olanlar arasında tek bir eğitimcinin bulunmadığını ifade ederek, ''Apar topar gündeme alınarak, ne yapmaya çalışıyorsunuz- 8 yıllık kesintisiz eğitimin 15 yıllık uygulamasına yönelik olumsuz tek örnek verebilir misiniz- Bu sürede, adliyeye, bakanlığa ulaşmış bir tek olumsuz vaka var mı-'' diye konuştu.

AK Parti Manisa Milletvekili Selçuk Özdağ, komisyondaki konuşmalarda, ''çoğunluğun dediği oluyor'' denildiğini ifade ederek, ''Ne yapalım çok çalıştıysak, oyumuz çoksa... Siz de çok çalışırsınız'' dedi.

MHP Ankara Milletvekili Zühal Topcu, teklifin amacını, hedefini anlamadığını, dayatmayla karşı karşıya olduklarını söyledi. Topcu, bu düzenlemeyi uygulayacak öğretmenlerin, velilerin, toplumun haberinin olmadığını ifade ederek, teklifin geri çekilmesini istedi.

Okul öncesinin de dahil edilerek, zorunlu eğitimin 13 yıl olmasını talep eden Topcu, ancak ayaklarının mantıki sürece oturması gerektiğini ifade etti.

CHP Gaziantep Milletvekili Ali Serindağ, zorunlu eğitimin artırılmasına karşı çıkmadıklarını belirterek, ''1 artı 8 artı 4 olsun istiyoruz'' dedi.

CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal, teklifle, ilk 4 yıldan sonra kız çocuklarının, fakir ailelerinin çocuklarının okula gönderilmeme ihtimalinin yüksek olduğunu, erken yaşta evliliklerin önünün açılabileceğini belirtti. Tanal, ''28 Şubat'ın rövanşı değilse, bu teklifi akıl ve mantık süzgecinden geçirdiğimizde geri çekilmesi ya da ayrı alanlarla ilgili konuların ayrıştırılarak ilgili komisyonlara gönderilmesi gerekir'' görüşünü savundu.

AK Parti Grup Başkanvekili Nurettin Canikli, düzenlemenin tasarı yerine teklif olarak getirilmesi,teklif sahibi milletvekilleri arasında eğitimci olmaması eleştirilerine yanıt verdi.

Kanun teklifi hazırlamasının, milletvekilinin asli görevleri arasında yer aldığını vurgulayan Canikli, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Asli görevimizi yapmamızın eleştiri konusu olmasını yadırgadım. Bu yadırganmamalı, eleştirilmemeli, görevimizi yapıyoruz. Milletvekilinin, böyle bir teklifi getirmesi için uzman olmasına gerek yok. Teklif hazırlanırken sadece uzmanlık alanıyla sınırlı kalmaz, uzmanlardan, bürokrasiden, eğitimcilerden yararlanır. Bu da doğal ve gereklidir. Uzmanlığımız olmayan bir alanda, bir konuda uzmanlardan görüş alarak bu teklifi getirmemiz doğaldır. Bu konu 15 yıldır tartışılıyor, Türkiye'nin gündeminden hiç düşmedi. Her gün tartışılıyor. Sanki ilk defa gündeme gelmiş gibi... Sayıştay Kanunu, TBMM Genel Sekreterlik Kanunu, teklif olarak gelmişti. Bakanlık da getirebilirdi.''

CHP İzmir Milletvekili Rıza Türmen, teklifin geri çekilmesini, tartışılmasını, daha düzgün hazırlanmasını isteyerek, ''Hükümet, iktidarlar, nesil yetiştirmez. Amaç kendi ideolojisine uygun olarak nesil yetiştirmek mi-'' dedi.

CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi de milletvekillerinin her konuda teklif verme özgürlüğünün olduğunu ifade ederek, ''Bu kadar önemli bir konunun, tasarı yerine teklif olarak gelmesindeki neden acaba Bakanlar Kurulunda bu düzenlemeye imza atmayacak bakanlar mı var, ondan mı çekinildi- Toplumsal muhalefetle karşı karşıya kalması muhtemel düzenlemeler karşısında Hükümetin yıpranmasını önlemek amacıyla mı teklif olarak geldi-'' sorularını yöneltti.

Hamzaçebi, teklifle, ülkenin eğitimden kopartıldığını, ''Haydi Kızlar Okula'' kampanyasının, ''Haydi Kızlar Eve'', erkek çocuklar için de ''Haydi Çocuklar Tamirhaneye'' şeklinde değiştiğini söyledi.

Hamzaçebi, çıraklık yaşının düşürülmesiyle, uluslararası sözleşmelere aykırı hareket edildiğini, çocuk işçiliğinin özendirildiğini belirtti.

Teklifin sakıncalı olduğunu savunan Hamzaçebi, teklifin geri çekilmesini, ülkenin eğitimdeki ihtiyaçları tespit edilerek, düzenlenmesi, sadece komisyonda değil, toplumda tartışmaya açılması,çocuklara sorulmasını istedi. Hamzaçebi, teklifin geri çekilmemesi halinde Türkiye'nin çok daha geriye gideceğini savundu.

Canikli, teklifteki temel konuların, zorunlu eğitimin 12 yıla çıkarılması, eğitimin kademelendirilmesi, katsayı farkının giderilmesi, örgün açık öğretim olduğuna işaret etti.

Düzenlemelerden birinci beklentilerinin, okullaşma oranını daha da hızlandırılması olduğunu kaydeden Canikli, özellikle kız çocuklarının okula gitme oranını daha da artıracağını kaydetti.

8 yıllık kesintisiz eğitimle birlikte, özellikle kırsal alanda Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da 5 yıllık okulların kapandığını anımsatan Canikli, şunları kaydetti:

''8 yıla çıkarılınca eğitim birleştirildi. Köyler ve kırsaldaki 5 yıllık okullar, ikinci 3 yıl için buna cevap veremez hale geldi. Köy ve kırsalda binlerce okul kapandı, taşımalı sisteme geçildi. Bazı vatandaşların, özellikle kız çocuklarını daha uzak mesafeye göndermede tereddütü oldu. Kız çocuklarının okullaşma oranının istediğimiz seviyede olmamasının temel nedeni bana göre budur.

Binaların ayrılması nedeniyle yeniden küçük yerleşim birimlerinde, kırsalda 4 yıllık okullar açılacak. Çocuklar eğitim sistemin dahil olduktan sonra devamı daha kolay bu sistemde. Son derece güçlü şekilde okullaşma oranını artıracak. Mesleki ve teknik liselerde kız öğrencilerinin oranı erkeklere göre çok düşük. 1997'den itibaren düştü. Meslek liselerinin katsayı farkı nedeniyle kız çocuklarımız bu okulları tercih etmiyor. Dünya ortalamasının çok altındayız. Bu katsayı haksızlığı giderildikten sonra daha çok kız çocuğu teknik liseyi tercih edecek, bu da okullaşmayı artıracaktır.''

Canikli, ev eğitiminin bütün ülkelerde uygulandığına işaret ederek, ancak bu oranın en yüksek olduğu ülkede bile yüzde 1'in altında görüldüğünü söyledi. Canikli, dünyada olan ve gerekli bir sistemin, Türkiye'de uygulanmaması için neden göremediğini dile getirerek, izin mekanizmasının kolay olmadığını, Bakanlar Kuruluna bağlandığını kaydetti.

CHP Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı, parmakların indirilip kaldırıldığını ifade ederek, ''Allahım senden niyaz ediyorum, şu parmaklara da beyin koy'' sözleri, iktidar milletvekillerinin tepkisini çekti. Sözlerinin düzeltilmesinin istenmesi üzerine Atıcı, kimseyi horlamadığını belirterek, ''Millet idaresiyle seçildiniz, buna saygımız sonsuzdur. Kastım sizleri aşağılamak değil. Parmak kaldırırken biraz daha düşünülsün, bazen beyinler yorgun oluyor'' diye konuştu.

CHP'li Serter de ''Ahmet İyimaya, 2001'de söylemişti, ona atıf yaptı'' diye Atıcı'ya destek verdi.

Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer, eğitim sisteminin, 18. Milli Eğitim Şurası'nda alınan kararlar doğrultusunda, ''4+4+4'' şeklinde yeniden yapılandırılması, eğitimlerin ayrı binalarda verilmesinin sağlanması gerektiğini belirterek, ''İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, eğitim sistemimizin yapısal sorunlarına ve gelecek hedeflerimize dönük önemli bir düzenlemedir'' dedi.

TBMM Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu, bazı üniversitelerin ismini değiştiren 5 kanun teklifi ile AK Parti Grup Başkanvekilleri Nurettin Canikli, Ahmet Aydın, Mahir Ünal, Mustafa Elitaş ve Ayşe Nur Bahçekapılı'nın, İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile bazı kanunlarda değişiklik yapan kanun teklifini, yaklaşık 2 saat süren usule ilişkin tartışmanın ardından birleştirerek, görüşmeye başladı.

Teklifin üzerinde Hükümet adına söz alan Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer, bugün uluslararası toplumda, ilkokul ya da ilköğretim eğitiminin yetersiz kaldığı, tüm nüfusun en azından lise düzeyinde eğitim alması gerektiğinin yaygın olarak kabul edildiğine işaret etti. Dinçer, 1970'li yıllardan itibaren ise OECD ülkelerinde, lise eğitiminin çağ nüfusunun tamamına yaygınlaştırılması ve üniversite öncesi eğitimin süresini uzatarak, genç nüfusun daha uzun süre eğitim alması yönünde politikalar oluşturulduğunu söyledi.

Eğitim sistemlerinin yapılarında yeniden düzenlemeler gerçekleştirildiğini, pek çok ülkede zorunlu eğitim sürelerinin artırıldığını dile getiren Dinçer, gelişmeler ışığında, bugün Türkiye'de 8 yıllık zorunlu eğitimde gelinen noktanın yeterli olmadığının görüldüğünü belirtti.

Dinçer, 8 yıllık zorunlu eğitime geçişte, ilkokullar ile ortaokulların birleştirilmesi sonucunda çeşitli sorunların ortaya çıktığını, farklı yaş grupları ve gelişim özellikleri gösteren öğrencilerin aynı çatı altında eğitim görmelerinin farklı sıkıntıların ortaya çıkmasına neden olduğunu kaydetti.

Bakan Dinçer, 8 yıllık zorunlu eğitime geçişin gerçekleştiği yıllarda, okullaşma oranının düşük olmasının temel sorun olarak görülmesine karşın, bugün zorunlu eğitimde okullaşma oranının yüzde 100'e yaklaştığını bildirdi. Ancak sistemin yapılandırılma biçiminden kaynaklanan sorunların sürdüğünü ifade eden Dinçer, ''Dolayısıyla hem bu yapısal sorunların çözülmesi hem de öğretim programlarının toplumun, ekonominin ve demokrasinin ihtiyaçları ile birlikte, bireylerin ilgi, ihtiyaç ve yeteneklerinin gerektirdiği yönlendirmeyi mümkün kılacak şekilde düzenlenmesi gerekmektedir'' diye konuştu.

Temel eğitimin tüm ülkelerde ilkokul, ortaokul ve lise olmak üzere üç evreye ayrıldığına işaret eden Dinçer, ülkelerin çoğunluğunda zorunlu eğitimin 5 ya da 6 yaşından itibaren başladığını, bazı ülkelerde ise 4 ya da 7 yaşında başladığının da görüldüğünü anlattı. Dinçer, zorunlu eğitimin, 9 yıldan 13 yıla kadar değişik süreleri kapsadığına işaret etti.

Dinçer, bu yapı içinde genel olarak birinci kademeden sonra seçimlik derslerin artması, meslekler ya da çeşitli alanlar hakkında bilgilendirmeler yoluyla, öğrencilerin ilgi, ihtiyaç, yeteneklerine göre yönlendirilmelerini sağlayacak seçenekler oluşturulduğunu söyledi.

Eğitim ve öğretim hizmetlerinde hedeflerini, ''kız-erkek ayrımı yapmaksızın herkesi eğitmek, rekabet içinde geliştirmek ve hayata hazırlamak'' şeklinde açıklayan Dinçer, Türk eğitim sisteminin, okul öncesinden yükseköğretime kadar yaygın eğitimi de içerecek şekilde hayat boyu öğrenme yaklaşımıyla yeniden düzenlendiğini kaydetti.

Dinçer, ''Eğitim ve öğretim süreçlerini hayat boyu öğrenmeye dahil eden anlayış içerisinde getirdiğimiz kanun teklifiyle eğitim süresinin 12 yıl olarak yeniden yapılandırılması öngörülmüştür'' dedi.

İlk olarak 1946'da yapılan 3. Milli Eğitim Şurası'nda zorunlu öğrenim süresinin 8 yıla çıkarılmasının önerildiğini anımsatan Dinçer, 1-5 Kasım 2010'da yapılan 18. Milli Eğitim Şurası'nda ise zorunlu öğretim süresinin 13 yıla çıkarılması yolundaki kararın, ''Zorunlu eğitim, öğrencilerin yaş grupları ve bireysel farklılıkları göz önünde bulundurularak; 1 yıl okul öncesi eğitim, 4 yıl temel eğitim, 4 yıl yönlendirme ve ortaöğretime hazırlık eğitimi ve 4 yıl ortaöğretim olmak üzere öğrencilere farklı ortamlarda eğitim almaya fırsat verecek şekilde 13 yıl olarak düzenlenmelidir'' şeklinde yer aldığını söyledi.

Dinçer, Sekiz Yıllık Kesintisiz Zorunlu İlköğretim Kanunu'nun 18 Ağustos 1997'de yürürlüğe girdiğine işaret ederek, kanunun hedeflerinden ilkinin, ikili öğretime son vermek olduğunu kaydetti. Dinçer, ''1999-2000 öğretim yılında Türkiye genelinde 4 bin 639 kent ilköğretim okulunda 5 milyon 156 bin 552 öğrenci ikili öğrenim görüyordu. Bu sayı kentlerde öğrenim gören 7 milyon 17 bin 233 öğrencinin yüzde 73,48'idir. Bu öğretim yılında 2 bin 788 köy ilköğretim okulunda 610 bin 563 öğrenci ikili öğrenim görüyordu. Bu sayı, söz konusu kesimdeki toplam 2 milyon 613 bin 333 öğrencinin yüzde 23,36'sıdır. Buna göre belirlenen hedefin çok gerisinde kalınmıştır'' diye konuştu.

İkinci hedefin, sınıf mevcutlarını 2000 yılına kadar aşamalı olarak 30'a çekmek olduğunu ifade eden Dinçer, sözlerini şöyle sürdürdü:

''1999-2000 öğretim yılında bir dersliğe düşen ortalama öğrenci sayısı Şırnak'ta ve Şanlıurfa'da 67, İstanbul'da 64, Gaziantep'te 62, Batman'da 61, Adana ve Kocaeli'de 59'dur. Buna karşılık bir sınıfa düşen ortalama öğrenci sayısı Burdur'da 18, Gümüşhane ve Rize'de 20, Bayburt'ta 21, Isparta ve Giresun'da 22'dir. Bu konuda da hedefin çok gerisinde kalınmıştır.

İlköğretim kurumlarında bilgisayar laboratuvarları kurarak, bu laboratuvarlarda Bilgisayar Destekli Eğitimin yanı sıra, tüm öğrencilere bilgisayar kullanımını öğretmek de bir diğer ulaşılmak istenen hedefti. 2000 yılında sadece 250 okulumuzda bilgisayar vardı.

Dördüncü hedef, çocuklarımıza ilköğretim kademesinde en az bir yabancı dil öğrenme imkanı sağlamak olarak yer almıştır. 2000 yılında Ankara'daki ilköğretim okullarında yabancı dil öğretmeni bulunamadığını düşünürsek; Şırnak, Bayburt, Iğdır, Kilis gibi birçok ilimizde, bu hedefin ham bir hayal olmanın ötesine geçemediğini üzülerek belirtmek gerekir. Kanunun kabul edildiği 1997'de 12-15 bin rehber öğretmene ihtiyaç duyuluyordu; ancak 1999-2000 öğretim yılında yalnızca 568 rehber öğretmen hizmet vermekteydi.''

Dinçer, kesintisiz zorunlu ilköğretim uygulamasına büyük bir öğretmen açığıyla başlandığını dile getirerek, kesintisiz, zorunlu eğitim sürecinin, meslek liselerine büyük darbe vurduğunu, kesintisiz zorunlu eğitim sürecinin, merkezdeki okullarda yığılmalara neden olduğunu anlattı.

8 yıllık zorunlu ve kesintisiz eğitimin, bu haliyle amaçlarına ulaştığını iddia etmenin, bugünün şartlarında mümkün olmadığını belirten Dinçer, sözlerini şöyle tamamladı:

''Türkiye'de zorunlu eğitim konusundaki tarihsel sürece bakıldığında, 8 yıllık süre ve uygulaması konusunda ilgili kesimler arasında, genel olarak ihtilaf bulunmamaktadır. Ancak bunun kesintili mi kesintisiz mi olacağı konusundaki tartışma, özellikle 1980 askeri darbesi sonrası ve 1997 yılındaki 28 Şubat süreci sonrası dönemde gündeme gelmiştir. Dönemin doğası gereği 8 yılık eğitimin kesintisiz olması yönündeki görüşler, konjonktürel olarak ağırlık kazanmış ve bu konudaki karşıt görüşler dikkate alınmamıştır. İmam hatip liselerinin önünün kesilmesi mantığıyla geçilen 8 yıllık kesintisiz eğitim uygulamasıyla, süreç tüm meslek liselerini olumsuz etkilemiştir.

Çağdaş ve gelişmiş ülkelerin eğitim alanındaki deneyim ve uygulamaları incelendiğinde; temel eğitim sürecini tek bir aşamada düzenlemek yerine, öğrencilerin yaş grupları ve fiziki özellikleri temelinde bir kademelendirmenin tercih edildiği görülmektedir. Ülkemiz eğitim sisteminin de 18. Milli Eğitim Şurası'nda alınan kararlar doğrultusunda, 4+4+4 şeklinde yeniden yapılandırılması ve eğitimlerin ayrı binalarda verilmesi sağlanmalıdır. Kanun teklifiyle, zorunlu eğitimin söz konusu şura kararlarıyla da tespit edilen uluslararası örnekler ile bilimsel araştırmaların ortaya koyduğu esaslar ışığında, kademeli bir yapıyla 12 yıla çıkarılması amaçlanmaktadır. İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, eğitim sistemimizin halihazırdaki yapısal sorunlarına ve gelecek hedeflerimize dönük önemli bir düzenlemedir.''

TBMM Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonunda, zorunlu eğitimi 12 yıla çıkaran, kesintisiz eğitim uygulamasına son veren kanun teklifi alt komisyona sevk edildi.

TBMM Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu, bazı üniversitelerin ismini değiştiren 5 kanun teklifi ile AK Parti Grup Başkanvekilleri Nurettin Canikli, Ahmet Aydın, Mahir Ünal, Mustafa Elitaş ve Ayşe Nur Bahçekapılı'nın, İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile bazı kanunlarda değişiklik yapan kanun teklifini birleştirerek görüştü.


****HABERİN DEVAMINI 'İLGİLİ DÖKÜMANLAR' BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ.****
(11.40)
Haber Tarihi (dd/mm/yyyy)
Anahtar Kelime






Türkiye Büyük Millet Meclisi Resmi İnternet Sitesi
© 2009 TBMM
Tasarım Hacettepe Üniversitesi


Sitemiz en iyi Mozilla Firefox 3.0, IE 7.0 ve üzeri ile görüntülenebilir.