TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BASIN AÇIKLAMALARI

DEMOKRASİ ŞEHİTLERİ ANILIYOR


TBMM Başkanı Cemil Çiçek, idam edilişlerinin 50. yılında eski Başbakan Adnan Menderes, Dışişleri eski Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve Maliye eski Bakanı Hasan Polatkan için Anıt Mezar'da düzenlenen anma törenine katıldı. Çiçek, eski Başbakan Adnan Menderes'in idam edilmesiyle ilgili, ''Bir yandan değerli bir üyesinin ve üyemizin haksız ve hukuksuz idamını, diğer yandan da yüce meclisimizin güvenoyu verdiği bir hükümetin parlamento dışı kuvvetlerce devrilmesini, yüce milletimize ve onun iradesine karşı yapılmış kaba bir müdahale, bir suikast olarak telakki ediyor, bu hadiseyi bir defa daha lanetle anıyorum ve tel'in ediyorum'' dedi.

17 Eylül 2011 Cumartesi

TBMM Başkanı Cemil Çiçek, eski Başbakan Adnan Menderes'in idam edilmesiyle
ilgili, ''Bir yandan değerli bir üyesinin ve üyemizin haksız ve hukuksuz idamını,
diğer yandan da yüce meclisimizin güvenoyu verdiği bir hükümetin parlamento
dışı kuvvetlerce devrilmesini, yüce milletimize ve onun iradesine karşı yapılmış
kaba bir müdahale, bir suikast olarak telakki ediyor, bu hadiseyi bir defa daha
lanetle anıyorum ve tel'in ediyorum'' dedi.

Eski Başbakan Adnan Menderes, Dışişleri eski Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve
Maliye eski Bakanı Hasan Polatkan için idam edilişlerinin 50. yılında Anıt Mezar'da
anma töreni düzenlendi.

Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı'nın okunmasının ardından Cemil Çiçek,
anıt mezara çelenk bıraktı.

Çiçek, törende yaptığı konuşmada, Türkiye'nin yetiştirdiği üç büyük devlet ve
siyaset adamı olan ve ömürlerini milletin mutluluğuna ve refahına adayan Menderes,
Zorlu ve Polatkan'ın idam edilişinin 50. yılı olduğunu hatırlattı.

Cemil Çiçek, bu vesileyle bu üç büyük devlet adamını ve o dönemin mağdurlarını
minnet, saygı, rahmet ve şükranla andığını belirterek, şunları kaydetti:

''İdamlarının üzerinden yarım asır geçmiş. Burada dikkat edilmesi gereken husus,
üzerinden yarım asır geçmiş olmasına rağmen hadisenin hala sıcaklığını koruması,
bu akıbetin hala unutulmamış olmasıdır. İnsan hafızası önemli ya da önemsiz nice
olayları unutmaya mütemayil gözükürken, bu üç büyük devlet adamının idamı hala
canlılığını koruyor, millet hafızasında yer etmiş bulunuyor. Bunu nedeni bu idamların
toplumsal şuur altında unutulmaz bir travmaya dönüşmesidir. Böyle hadiseler
toplumun derin vicdanında unutulmaz bir yer tutuyor. Her vesileyle mevzu
gündeme geldikçe milletin vicdanı kanıyor. Açıktır ki millet vaki idam hadiselerini
kendisinin cezalandırılması biçiminde telaki etmiş, Menderes ve arkadaşlarını
kendi iradesinin ve derin vicdanının sembolü seviyesine yükseltmiştir. Türk Milleti,
Menderes ve arkadaşlarının idamı karşısında derin acı duymuş, ruhu burkulmuş,
o şartlarda biraz da kendi düştüğü çaresizliğin, yetimliğin yasını tutmakta, ağıtlarını
dile getirmektedir.''

Toplumsal psikolojinin kanamaya devam eden bu tarafından, herkesin ders
çıkarması gerektiğini vurgulayan Çiçek, ''Rahmetli Menderes ve arkadaşlarına
karşı bu muameleyi reva görenler başta olmak üzere herkesin ders çıkarması
gerekmektedir'' dedi.

Çiçek, Menderes ve arkadaşlarının milleti efendilik seviyesine yükselten
anlayışın temsilcisi olduğunu aktararak, şöyle devam etti:

''O günkü şartlarda yüzde 80'i köylü olan ve ulaşılması imkansız köylerde,
ıssız beldelerde, dağ yamaçlarında unutulmuş gitmiş insanı ilk defa hatırlayan,
başta merhum Menderes ve onun dava arkadaşlarıdır. Vergi ve askerlik
dışında yüzyıllardan beri hatırlanmaz olmuş bu millete ilk defa Menderes'in
sesi ulaşmıştır. Menderes'in o sesi millet hafızasında hala yankılanıp durmaya
devam ediyor. Kendini kulluktan efendiliğe yükselten bu sesin sahibini ve
dava arkadaşlarını milletimiz asla unutmuyor ve unutmayacaktır.''

Milletin kadir kıymet bilen bu yanının ihmal edilmemesi gerektiğini ifade
eden Çiçek, ''Devlet ve siyasi iktidarlar ne kadar tevazulu bir dil kullanırlarsa
millet de onları o kadar yüceltiyor, kalpten gelen sevgilerle taçlandırıyor
demektir. Türk Milletinin siyasi hafızasında Menderes'i unutmaz kılan bir
diğer husus da onun insan hürriyetine verdiği değerdir'' diye konuştu.

Çiçek, Menderes'i unutulmaz kılan bir diğer yanının da zorla dayatılmaya
çalışılan Batıcılık politikalarına bir son vermesi olduğunu dile getirerek,
Menderes döneminin tek yanlı Batıcılık politikalarının sonunun ilanı anlamına
geldiğini, dolayısıyla Menderes'in Türk Milleti'nin kendisi olarak
çağdaşlaşmasından yana olduğunun söylenebileceğini kaydetti.

Onun yolunu açtığı bu çığırın hala devam ettiğini anlatan Çiçek,
kalkınmaya önem veren, sadece devletin değil milletin de zenginleşmesini
önemseyen bir siyasi geleneğin doğduğunu ve bugün de sürdürüldüğünü
belirtti.

Çiçek, Menderes'in Türkiye Cumhuriyeti Devletine başbakanlık yaptığını,
hem gazi hem de şehit sıfatlarını hakkıyla taşıyan bir devlet büyüğü
olduğunu ifade ederek, konuşmasını şöyle sürdürdü:

''Merhum Menderes, yüce meclisimizin istiklal madalyasına sahip bir
değerli üyesiydi. İlk defa 1931 yılında milletvekili olarak girdiği bu çatı
altında kesintisiz olarak 27 Mayıs 1960 darbesine kadar milletimize
hizmet etmiştir. Onun hükümetleri de yüce meclisin güvenoyu verdiği
hükümetlerdir. Bir yandan değerli bir üyesinin ve üyemizin haksız ve
hukuksuz idamını, diğer yandan da yüce meclisimizin güvenoyu verdiği
bir hükümetin parlamento dışı kuvvetlerce devrilmesini, yüce milletimize
ve onun iradesine karşı yapılmış kaba bir müdahale, bir suikast olarak
telaki ediyor, bu hadiseyi bir defa daha lanetle anıyorum ve tel'in ediyorum.
Unutulmamalıdır ki 1821'den 1961'e kadar sadrazam veya başbakan ilk
defa idam edilmiş oluyordu. Bu idam hadisesiyle siyasi hafızalarda
unutulmaya yüz tutmuş çirkin gelenek yeniden hatırlanır hale gelmiştir.
Bu kaba muamele modern zamanlarımız için tam bir yüz karası teşkil
etmektedir. Milletin gönlünde taht kuran Menderes ve arkadaşlarını Allah'tan
rahmet dileyerek anıyor, büyük milletine, mazlumların, şehitlerimizin
ailelerine başsağlığı diliyorum.''

Menderes'in maruz kaldığı elim akıbet karşısında vicdanı sızlayanlardan
birinin de eski cumhurbaşkanlarından merhum Turgut Özal olduğunu
aktaran Çiçek, ''Özal, başbakanlığı döneminde Menderes ve idam edilen
arkadaşlarının itibarlarının iade edilmesi hususunu ziyadesiyle önemsemiş,
mezarlarının da halk tarafından ziyaret edilebilir bir yere nakli konusunda
büyük bir gayret göstermişti. Bu dönemin içinde bulunan bir insan olarak
o günleri gerçekten hepimizin saygıyla ve takdirle hatırlaması gerekiyor.
1987'de yüce meclisimiz Menderes ile idam edilen diğer üyelerin itibarlarını
iade etmekten geri kalmadı. Bu vesileyle üzerinden yarım asır geçmesine
rağmen hala unutulmayan ve yüce meclis olarak hatırası karşısında daima
tazimle eğildiğimiz değerli devlet adamı, Başbakan Menderes, Fatin Rüştü
Zorlu ve Hasan Polatkan ve o dönemle ilgili dün Ankara'da bir sergi açtık.
Bu sergi hala ziyarete açık'' şeklinde konuştu.

Menderes'in idam sehpasına giderken kendi el yazısıyla yazdığı son
mektubu okuyan Çiçek, ''Bu mektup gerçekten ilgi çekicidir ve düşündürücüdür.
İlgili satırlar bir yanıyla kendini idam edenlere seslenirken, bir yanıyla da
siyasi tarihimize ışık tutan bir özelliğe sahiptir. Ancak asıl anlamlı tarafı ise
Menderes'in nasıl bir asil ruha sahip olduğunu ortaya koymuş olmasıdır''
ifadelerini kullandı.

Çiçek, yarım asır önce bugün yaşanılan günün Türkiye'nin yakın tarihi
açısından kara bir gün, Türkiye'nin demokrasisi açısından ayıplı bir gün
olduğunu ifade ederek, ''Bu ayıplı günün yıllarca bayram olarak kutlanması
da en azından bu elim olay kadar ayıplı bir gündü. Bu güne takılıp
kalmayacağız. Buradan çıkaracağımız dersler var. Bu derslerle geleceğimizi
aydınlatacağız. İnanıyoruz ki bundan böyle son sözü de millet söyleyecek,
son kararı da millet verecektir'' diye konuştu.

Cemil Çiçek, daha sonra yürüyerek eski Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın
anıt mezarına geçerek, burada dua etti. (14.27)
Haber Tarihi (dd/mm/yyyy)
Anahtar Kelime






Türkiye Büyük Millet Meclisi Resmi İnternet Sitesi
© 2009 TBMM
Tasarım Hacettepe Üniversitesi


Sitemiz en iyi Mozilla Firefox 3.0, IE 7.0 ve üzeri ile görüntülenebilir.