TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BASIN AÇIKLAMALARI

BAŞBAKAN ERDOĞAN: ''BİZİM ZEMİNİMİZ MİLLETİMİZİN RUH VE MANA KÖKÜDÜR.BU ZEMİN EŞSİZ BİR ZENGİNLİKTİR''


Partisinin Meclis Grup Toplantısında konuşan Erdoğan, "biz, kendimizi milletimizle birlikte, milletimizin kimliğiyle tanımlayarak var olacağız" dedi.

19 Ekim 2004 Salı

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Bizim zeminimiz milletimizin ruh ve mana köküdür. Bu zemin eşsiz bir zenginliktir. Biz, kendimizi milletimizle birlikte, milletimizin kimliğiyle tanımlayarak var olacağız'' dedi.

Erdoğan, partisinin TBMM Grup toplantısında yaptığı konuşmada, her yıl millet olma, kardeş olma bilincinin en üst düzeyde hissedildiği Ramazanla birlikte toplumun bütün kesimlerinin, bütün katmanlarının daha çok birbirine yaklaştığını söyledi.

Gücü, imkanı olanlar ile olmayanların aynı hissiyatla aynı iklimde buluştuğunu ifade eden Erdoğan, toplumsal dayanışma ruhunun şahlanarak sosyal dokumuzu daha da güçlü kılan bu anlamlı günlerin hepimizin hayattaki asli sorumluluğunu da artırdığını vurguladı.

Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu:

''Toplum ile devletin birbirine yaklaşması, devletin asli sahibi olan milletle yeniden buluşmasının heyecanı, sevinci bu günlerde hayatın bütün alanlarında hissediliyor. İnşallah bu bereketli, güzel günler sayesinde halkımızla birlikte olmaya daha çok özen göstereceğiz. Zira, hayat ileriye doğru giderken bizim yerimizde durmamamız, her geçen gün insanımızla daha çok bütünleşerek aynı kader çizgisinde yol almaya devam etmemiz büyük önem taşıyor.

Bu sözlerimiz, gerçek hayattan kopuk, soyut, belli bir zeminden yoksun sözler değildir. Unutmayalım ki hayatın bütün evrelerinde, hangi işi yaparsak yapalım bize şeref veren şey, üzerinde durduğumuz zemindir. Bizim zeminimiz milletimizin ruh ve mana köküdür.

Bu zemin, eşsiz bir zenginlik taşımaktadır. Buradan dünyaya bakmak, sonsuz açılımlar sağlayacağı gibi sonsuz imkanlar da sunmaktadır. Acımasız ihtirasların, ahlaki zeminden yoksun bir bireyciliğin, sınırsız bir biriktirme kültürünün, adaletle paylaşma yerine meşruiyet
sınırlarını çiğneyerek her şeyi kendine hak gören bir hayat anlayışının egemen olduğu günümüzde, sahip olduğumuz değerler sistemi yoksulu gözetmeyi, paylaşmayı, dayanışmayı evrensel ölçülere, kriterlere bağlamıştır.

İçinde bulunduğumuz günler, sahip olduklarımızla olmadıklarımızı hesap edeceğimiz günlerdir.''

-MİLLETİN KİMLİĞİ-

Milletin yaşattığı anlam yüklü bu zengin kültürel mirasın herkese eşsiz imkanlar sunduğunu anlatan Erdoğan, ''Bu yüzden biz, kendimizi milletimizle birlikte, milletimizin kimliğiyle tanımlayarak var olacağız. Allah'ın izniyle hiçbirimiz bu zeminden kopmayacak ve halkımızla birlikte bu yolda yürümeye devam edeceğiz'' diye konuştu.

Erdoğan, fildişi kulelere çekilmeden, soyutlanmadan, halkın yaşama biçiminden uzaklaşmadan, onunla birlikte onun sofrasına oturacaklarını, derdiyle dertlenmeyi kendileri için mutluluk vesilesi sayacaklarını belirterek, ''Halka yakın durmamızı, halktan farklı yaşamayışımızı siyasi bir yöntem olarak kullandığımızı düşünenler varsın fildişi kulelerinde öyle düşünmeye devam etsinler'' dedi. Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

''Yeter ki biz, yüreklerimizi açık tutalım, yeter ki kendi hesabımızı verebilelim. Bu bağlamda ben iftarlarda halkımızın sofrasında, halkımızla birlikte olmaya devam edeceğim. Doğrusu çok öğretici, çok eğitici ve çok bereketli sonuçlar veren bu eylemi sizlere de özellikle tavsiye ediyorum. Salı ve Çarşamba akşamları Ankara'da Ramazan boyu tüm ilçelerinde fakir fukaranın ve garip gurebanın iftar sofralarına oturalım, onlarla ramazanı paylaşalım.

Henüz 23 aylık iktidarımız döneminde gördük ki yönetimle ilgili sorunlar asli sorunlardır. Biz de yola çıkarken yönetim anlayışındaki yanlışları ülkemizin birikmiş sorunlarının kaynağı, menşei olarak tespit etmiştik. Bu doğru tespitten hareket etmenin bu ülkeye kazandırdıklarını görüyorsunuz.

Düne kadar tartışılan ve her tartışmayla toplumda telafisi zor yaralar açan meseleler birdenbire rafa kalktı. Her şey sütliman oldu, bütün sorunlarımız çözümlendi anlamında söylemiyorum. Kuşkusuz yapacak çok işimiz var ama, ağzı kalabalık, her ağzını açtığında toplumda kutuplaşmaya yol açan bir çok insan işsiz ve müşterisiz kaldı. Bu çok önemli.

Sadece enflasyon düşmedi, sadece büyüme artmadı, sadece milli gelir 2 binden 4 bin dolara çıkmadı, aynı zamanda toplumun mutluluk katsayısı arttı, demokrasinin kalitesi yükseldi, devlet ile toplum arasındaki mesafe de azaldı. Şimdi yeni bir değişim hamlesinin eşiğindeyiz.

Düzenlediğimiz bu zemin üzerinde topluma doğru sosyal politikalar üretilmesi, üretim kanallarının açılması, istihdam kapılarının açılması, devletin verimli işleyişi yeni dönemde en büyük önceliğimiz olacaktır.''
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, AB müzakere sürecinde Türkiye'nin artık farklı bir yere oturduğunu ifade ederek, ''Türkiye dünya ile bütünleşmesini
tüm hak ve özgürlükler noktasında, ekonomi noktasında, dış politika noktasında, Cumhuriyet tarihinde ulaşılmamış bir yere getirmiştir'' dedi.

Bu dönemi, Türkiye için en karlı şekilde değerlendirilmesi gereken bir dönem olarak nitelendiren Erdoğan, şöyle konuştu:

''Bu noktada, çok değişik yorumlar yapılacaktır. Bunlara, değerlendirme yapmamız açısından önem veriyoruz.

Olumlu yaklaşımların yanı sıra olumsuz yaklaşımlar da bizim için bir değer ifade ediyor. Çünkü hepsini yerli yerine oturtmasını biliyoruz. Fakat şunu bilelim ki, AB müzakere sürecinde Türkiye artık farklı bir yere oturmuştur. Türkiye dünya ile bütünleşmesini tüm hak
ve özgürlükler noktasında, ekonomi noktasında, dış politika noktasında, Cumhuriyet tarihinde ulaşılmamış bir yere getirmiştir.

'KISIR İDEOLOJİK YAKLAŞIMLAR''
Emeği geçenlere teşekkür ediyorum. İktidarımızın şu an geldiği nokta için, parlamentomuzun iktidarı ile muhalefeti ile buna yapmış olduğu katkıyı görmezlikten gelenler olabilir. Ve yahut da ön kabulleri ile önyargıları ile AB sürecini gölgelemeye gayret edenler olabilir. Bunlar kısır ideolojik yaklaşımlardır. Biz bu ideolojik yaklaşımlar ile AB sürecini değerlendirmedik, değerlendirmiyoruz. Tek hedefimiz var. İnsanımızın yaşam standardını yükseltmek.

Şartları itibarıyla çok daha farklı bir konuma gelen Türkiye, dünyaya açık bir Türkiye... Bunu başarmamız lazım. AK Parti iktidarı verdiği bir sözü yerine getirmek için 4 Kasım'dan itibaren yoğun bir çalışma temposu içine girmiştir.''

Bu yolda ilerlerken, AB süreciyle ilgili yoğun temasların sürdüğünü ifade eden Başbakan Erdoğan, ''Bütün çalışmalardaki arzumuz,hedefimiz, gayretimiz bir an önce bu müzakere sürecini en ideal şekliyle başlanmasını, başlatılmasını sağlamak ve böylece Türkiye'yi AB içindeki yürüyüşünü hızlandırmaktır''dedi.




AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, yeni uygulamaların parasal karşılığının nasıl bulunacağını soranlara; ''Bu ülkede bugüne kadar, 'bu yolsuzlukların
kaynağı nedir' sorusuna cevap bulamayanların aczidir'' dedi.

Erdoğan, partisinin grup toplantısında, milletvekillerine, ''Bundan böyle geçmişi daha az konuşacak ve ileriye doğru daha çok koşacaksınız. Adalet ve kalkınma hedefimiz ülkemizin her metrekaresinde hissedilmeden, size rahat yoktur. Toplumun ne kadar
güçlendiğini takip etmek sizin asli görevinizdir. Tarafsızlık, ayrımcılık yapmamak, herkesin gönlünü kazanmak, her vatandaşımıza hizmet götürmek ve herkese eşit yakınlıkta olmak, temel misyonunuzdur'' diye seslendi.

Yeni yasama döneminin Meclis'in toplumla daha çok bütünleştiği, demokrasinin daha çok geliştiği bir dönem olacağını belirten Erdoğan, önümüzdeki günlerde Yerel Yönetimler Yasası, İl Özel İdareleri Yasası gibi yapısal temel meselelerin yeniden Meclis'in gündemine geleceğini bildirdi. Milletin yüzünü güldürmek için geçen dönemki performanstan daha verimli, daha bereketli bir çalışma dönemi gerçekleştireceklerine inancını ifade eden Erdoğan, şöyle konuştu:

''Şu anda yapısal değişikliğe yönelik attığımız önemli adımlar var. Ama bunu hazmedemeyenler de çıkabilir. Fakat bizler attığımız ve atacağımız adımlara, 3 Kasım öncesinde verdiğimiz sözler çerçevesinde sahip çıkmasını, bunu halkımıza en güzel şekilde anlatmasını bilmeliyiz. Çünkü alışkanlıklar, bazen güzellikleri karmakarışık yaklaşımla veya isabetsiz ifadelerle değerlendirmeye vesile olabilir.''

Erdoğan, atılan önemli adımlara örnek olarak 1 Ocak'ta YTL'ye geçiş ve SSK hastanelerinin Sağlık Bakanlığı'na devrini göstererek, sosyal güvenlikte yeni bir döneme girildiğini vurguladı. Erdoğan, ''İnşallah tüm halkımız, yeşil kart alanlar da ilaçlarını alabilecek.
Aile hekimliğinde pilot uygulamaya geçiyoruz. Genel sağlık sigortasına yönelik çalışmalarda son aşamaya gelinmiş bulunuyoruz. Halkımız, genelsağlık sigortası kapsamında artık 'ben hasta olduğumda ne yapacağım, bana hastanelerin kapısı açık mı' demeyecek. Artık bu ortadan kalkıyor, tarihe karışıyor. Ülkemde 72 milyon vatandaşımız hangisi hasta olursa gittiğinde hastane kapısı kendisine açık hale gelecek'' diye konuştu.

'BUNU NEREDEN KARŞILAYACAKSINIZ?''
Erdoğan, bunları yaparken, ''peki bunu nereden karşılayacaksınız,bunun parasal karşılığı var mı?'' diyenler çıkabileceğine işaret ederek, ''Bu ülkede bugüne kadar, 'bu yolsuzlukların kaynağı nedir' sorusuna cevap bulamayanların aczidir diye cevaplıyorum bunu. Diyoruz ki ülkemizde, bu adımın da yolsuzlukları ortadan kaldırmaya yönelik bir adım olduğunu bilmemiz gerekir'' dedi.

Erdoğan, yapılanları, halkın kendi yönetimine güveni artıracak motivasyon süreci olarak gördüklerini; bunu fırsat bilerek halkı sömürenler olduğunu söyledi.

''DEVRİM NİTELİĞİNDE ADIMLAR'
Yerel yönetimler gibi yasalarla ''devrim niteliğinde adımlar atıldığını'' ifade eden Erdoğan, Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü'nün İstanbul ve Kocaeli'nde büyükşehir belediyelerine, bunun dışındaki illerde ise il özel idarelerine devrini içeren yasa tasarısının
yakında Meclis'e geleceğini hatırlattı.

Erdoğan, bu düzenlemeyle Türkiye'de yolu ve suyu olmayan köylerin yerinden yönetim anlayışıyla daha yakın ve demokratik unsurların harekete geçmesiyle yakın takibe alınmasını hedeflediklerini söyledi. Bunun başarılması halinde il genel meclisindeki çalışmaların daha
farklı bir zemine oturacağını, her siyasi partinin bulunduğu yerde köyünün yolunu, suyunu takip edebileceğini, valilerin gücünün artacağını ifade ederek, il özel idaresi ve il genel meclislerinin çok daha farklı bir güce kavuşacağını; bunun da yaşam standardını yükselteceğini kaydetti

Erdoğan, partisinin grup toplantısında, 2005 yılı bütçesine değindi. 2005 Mali Yılı Bütçe Kanunu Tasarısı'nın önceki gün TBMM'ye sunulduğunu hatırlatan Erdoğan, daha önce hazırladıkları iki bütçe gibi 2005 Mali Yılı Bütçesi'nin de dinamik, akılcı, ayakları yere
basan ve disiplinli bir bütçe olma özelliğini taşıdığını kaydetti.

''AK Parti'nin ekonomi anlayışı, ekonomi felsefesi, bütün boyutlarıyla 2005 bütçemize de yansımıştır'' diyen Erdoğan, 2005 Bütçesi'nin makroekonomik dengeleri gözeten, ülke ve dünya gerçekleriyle örtüşen, insanı ve sosyal politikaları merkeze alan, disiplinden taviz vermeyen bir bütçe olacağını vurguladı.

Erdoğan, 2003 yılında ve 2004 yılında ekonomide tarihi başarılar elde ettiklerini, beklentilerin bile ötesine geçen iyileşmelerin altına imza attıklarını belirterek, enflasyonda, büyüme oranlarında, faizlerde, kamu borç stokunda, dış ticaret hacminde, ulusal ve
uluslararası yatırımlarda, benzeri birçok makroekonomik göstergede ''hayal bile edilemeyecek düzeylerin'' kendi dönemlerinde yakalandığını ifade etti. Erdoğan, iyileşmelerin yalnızca
göstergelerden, rakamlardan, grafiklerden ibaret kalmadığını, ekonomide top yekun bir canlanma başladığını, bunun, sokağa, çarşıya, pazara yansıdığını kaydetti.

Erdoğan, yatırımda bir farklılık dönemi yaşadıklarını, Teşvik Yasası ile illerde canlanma görüldüğünü söyledi. Gittiği Kayseri, Malatya, Osmaniye, Van ve Kırşehir gibi illerde artık yoğun bir şekilde atılan temellerin yükselmeye başlandığını gördüklerini ifade eden Erdoğan, ''Kayseri'de temel atarken buna farklı yaklaşanlar, köşelerinden faklı yazanlar olmuştu. 2 gün önce yine Kayseri'deydik. Kente girişte baktık ki ham dolsun 52 fabrikanın çatıları çatılma noktasına gelmiş. Yıl sonuna kadar bunlardan 10'unun açılışı yapılacak. 129 fabrika temelini attık, bizden sonra bu sayı 170'lere vardı. Bu, bir heyecanı ortaya koyuyor. Aynı şey Malatya,
Osmaniye'de...Osmaniye'de 100'ün üzerinde fabrika temeli atılıyor.
Bununla kalmıyor, artarak devam ediyor'' dedi.

Erdoğan, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı ile DİE'nin yaptığı bir çalışmayla, 2005 yılında Teşvik Yasası'nın sınırlarının biraz daha genişleyeceğini, müteşebbislerin buna çok farklı sarılacağını
belirtti.

''17 Aralık sürecinin de başlamasıyla birlikte doğrudan yabancı sermayenin Türkiye'ye girişi farklılık kazanacak'' diyen Erdoğan, Temmuz sonu itibariyle doğrudan yabancı sermayenin Türkiye'ye girişinin 1.8 milyar dolar olduğunu, buna karşılık yerli müteşebbisin yaptığı yatırımların 20 milyar doları aştığını kaydetti.

Erdoğan, ''Bunlar görüşmüş şeyler değil. Geçen yıl Ağustos sonu itibariyle yüzde 10 olan işsizlik oranı, şu anda 9.3'e inmiştir. Bu, yatırımların artması ve işsizlere iş kapısının açılması demektir. 2005bu konuda daha da farklı olacaktır. Bir anda her şey olmuyor. Bütün bunların olabilmesi için Türkiye'de çok ciddi yatırımların süratle gerçekleşmesi lazım'' diye konuştu.

TBMM Grup toplantısında yaptığı konuşmada, 2005 yılı bütçesini değerlendiren Erdoğan Ekonomik sorunların üzerine giderken, hiçbir zaman 'dostlar alışverişte görsün' anlayışı içinde
olmadıklarını belirterek "Vitrini düzeltelim, göstermelik işler yapalım, başarıların
üzerine yan gelip yatalım, işi popülizmle götürelim' anlayışından özenle uzak durduklarını ifade etti.
Erdoğan konuşmasını şöyle sürdürdü;
"Bizim siyasete, ya da ekonomiye getirdiğimiz anlayış farklılığı işte burada kendisini çok somut olarak göstermektedir. Biz, her başarının ardından hedefimizi daha ileriye götürdük. Sorunlarla mücadelede elde ettiğimiz her zaferin ardından yeni bir cepheye koştuk. Rehavete, gevşemeye, tavize asla prim vermedik, asla zafer sarhoşu olmadık. Çünkü her dakika, her saniye, bu milletin bize yüklediği sorumluluğun ağırlığını omuzlarımızda hissettik.

Milletimizin bize olan güvenini, bize olan teveccühünü sarsmamak için azami hassasiyet gösterdik, göstermeye de devam ediyoruz.''

''İDDİALI BÜTÇE''
2005 Mali Yılı Bütçe Tasarısı'nın de bu anlayışla, bu felsefeyle hazırlandığını belirten Erdoğan, ''Türkiye'de bizim dönemimize kadar uygulanan siyasi geleneğe, ekonomik anlayışa teslim olsaydık, (yeterince başarı elde ettik, burada duralım ve artık bunun siyasi
rantını yiyelim) gibi çok yanlış bir yola sapabilirdik. Ama biz bunu yapmıyoruz, bütçe disiplininden taviz vermiyoruz. İlerde bedeli çok daha ağır olacak girişimlerden, uygulamalardan tamamen sakınıyoruz'' dedi.

2005 yılı bütçesi için temel alınan makroekonomik hedeflerin, önceki iki bütçede olduğu gibi son derece iddialı, son derece yüksek hedefler olduğunu vurgulayan Başbakan Erdoğan, Gayri Safi Milli Hasıla büyüklüğünün 481 katrilyon Lira olarak belirlendiğini söyledi.

Başbakan Erdoğan, 2005 yılı için öngörülen büyüme hedefinin yine yüzde 5 olduğunu ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Bildiğiniz gibi 2003 yılında de aynı hedef belirlenmiş ve aşılmıştır. Bu yıl da bu hedefin çok çok üzerine çıkacağımız görülmektedir. 2005 yılında da yine yüzde 5 gibi iddialı bir hedef
belirlenmiştir ve inşallah bu hedef de tutturulacaktır.

Türkiye artık tek haneli enflasyon dönemine nihayet girmiştir. Bu yıl sonu için TÜFE'de belirlediğimiz yüzde 12 hedefinin çok çok altında bir oranı yakalayacağımız şimdiden görülebilmektedir. 2005 yılı için ise enflasyon hedefimiz yüzde 8'dir. Geçen yıl ve bu
yıl ihracatta kırdığımız rekorlar inşallah 2005 yılında da devam edecektir. Son iki yıldır sağlanan mali disiplin sayesinde bütçe açığının gayri safi milli hasılaya oranı hızla düşmektedir.

2001 yılında yüzde 16,5 olan bütçe açığının GSMH'ya oranı, 2004 yılında yüzde 8 civarına inecektir. Bu oranın önümüzdeki yıl yüzde 6,1'e düşürülmesi hedeflenmektedir. Türkiye, Maastricht kriteri olan yüzde 3 oranını yakalama yolunda hızla ilerlemektedir. 2005 yılında
bütçe açığı nominal olarak da azalmaktadır.

Nitekim, 2004 yılı sonunda 34 katrilyon lira olması beklenen bütçeaçığının, 2005 yılında 29,1 katrilyon liraya düşürülmesi programlanmıştır. 2005 yılı bütçesinde faiz ödemelerinin tutarı 2004 yılına göre nominal olarak azalacaktır.

2004 yılı bütçesinde 66 katrilyon lira olarak öngörülen faiz ödemelerinin yıl sonunda 58,5 katrilyon lirada kalması beklenmektedir.''

Faiz ödemelerinin de 2005 yılında da azalmaya devam ederek 56,4 katrilyon liraya inmesinin öngörüldüğünü ifade eden Erdoğan, 2005 bütçesinde faiz giderlerinin bütçe içindeki payının önemli ölçüde azalırken, yatırımların payında ciddi bir artış gerçekleşeceğini vurguladı.

'KONSOLİDE BÜTÇE'
2005 yılında konsolide bütçe yatırım harcamalarında yüzde 37 oranında reel artış öngörüldüğünü belirten Erdoğan, şöyle devam etti:

''Yatırıma ayırdığımız payı artırırken, eş zamanlı olarak kamudakiisrafı da azaltma mücadelemizi sürdüreceğiz. Kısa sürede tamamlanacak kamu yatırımlarına öncelik verilecek, sosyal nitelikteki harcamalar artırılacak, kamunun küçültülmesi politikasına devam edilecek ve kamu harcamaları sağlam gelir kaynaklarına dayanacaktır.

Türkiye'de milletin vergisini, milletin alın terini, devletin hazinesini har vurup harman savurma dönemi bizim dönemimizde ebediyen kapanmıştır. Bir tek kuruşun bile amacı doğrultusunda kullanılması için kılı kırk yaran bir hassasiyet içinde olduk, bu hassasiyetimiz
bundan sonra da devam edecektir.

AK Parti iktidarı, 2004 yılında bir ilki gerçekleştirmiş ve eğitime bütçeden en yüksek pay verilmiştir. Eğitime ayırdığımız bütçe,2005 yılında da ilk sırayı almış; eğitim bütçeden en yüksek payı almıştır. Sosyal yardımlarımız 2005 yılında da önemli oranda artarak devam edecektir.''

DAR GELİRLİ VATANDAŞ-
Başbakan Erdoğan, ücretsiz kitap dağıtımı, yoksul ailelere kömür yardımı, doğrudan gelir desteği gibi uygulamalarla, fakir ve dar gelirli vatandaşların gözetilmeye devam edileceğini söyledi.
Ekonomide elde edilen başarının altında, AK Parti iktidarının sağladığı güven, istikrar, kararlılık ve disiplinin yattığını bildiren
Erdoğan, sözlerini şöyle tamamladı:

''AK Parti iktidarıyla Türkiye çok farklı bir sürece, çok farklı bir döneme girmiştir. Artık ülkemizdeki her kesim, işçi, işveren, sanayici, tüccar, çiftçi, emekli önünü çok daha net olarak görebilmekte, planını, programını çok daha güvenli bir şekilde yapabilmektedir.

''İLGİYLE İZLENMEKTEYİZ''
Sadece ülkemiz içinde değil, uluslar arası boyutta da ülkemiz çok yakından izlenmekte, ekonomik gelişmeler ilgiyle takip edilmektedir.

Türkiye, hak ettiği, layık olduğu, yıllardır özlemini duyduğu günlere çok yaklaşmıştır. Artık bundan hiç kimsenin şüphesi, tereddüdü olmamalıdır. İki sene içinde kaydettiğimiz gelişmeler, elde ettiğimiz başarılar, geleceğin, Türkiye için çok daha aydınlık olacağının bariz
göstergeleridir.

2005 bütçesi de işte bu bariz göstergelerden biridir. Bütçenin ülkemiz için, milletimiz için hayırlara vesile olmasını diliyor, yeni başarılara, yeni sevinçlere, milletçe yüzümüzü
güldürecek gelişmelere zemin hazırlamasını diliyorum. Önümüzdeki dönem Türkiye için önemli kavşaklarla ve zengin fırsatlarla doludur.''



Haber Tarihi (dd/mm/yyyy)
Anahtar Kelime






Türkiye Büyük Millet Meclisi Resmi İnternet Sitesi
© 2009 TBMM
Tasarım Hacettepe Üniversitesi


Sitemiz en iyi Mozilla Firefox 3.0, IE 7.0 ve üzeri ile görüntülenebilir.