TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BASIN AÇIKLAMALARI

TBMM GENEL KURULU...


''Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun Tasarısı'', TBMM Genel Kurulunda kabul edildi.

12 Ocak 2011 Çarşamba

''Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama
Şekli Hakkında Kanun Tasarısı'', TBMM Genel Kurulunda kabul edildi.

Temel yasa olarak görüşülen tasarının tümü üzerindeki görüşmelerde CHP
Grubu adına söz alan Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk, Adalet Bakanlığı
verilerine göre Türkiye'de 3 bin hakim açığı olduğunu, bu açığın bir türlü
kapatılamadığını, Adalet Bakanı Sadullah Ergin'in ise bu durum karşısında,
''Sınav yapıyoruz, Danıştay iptal ediyor'' gerekçesini öne sürdüğünü söyledi.

Danıştayın görevinin, yürütmenin işlemlerinin yasalara uygunluğunu
denetlemek olduğunu belirten Öztürk, ''Danıştay, sınavları iptal etti diye
suçlanamaz. Siz de 'Ben istediğim gibi, istediğim kişileri hakim ve savcı olarak
alırım'' deme hakkına sahip değilsiniz'' diye konuştu.

Hükümet adına söz alan Adalet Bakanı Ergin, Öztürk'ün eleştirilerini
yanıtladı.

Türkiye'de hakim, savcı alımının yönteminin 1934 yılından bu yana Adalet
Bakanlığı çatısı altında uygulandığını belirten Ergin, ancak burada hakim ve
savcı alınmadığını, hakim ve savcı adayı alındığını vurguladı.

Hakim ve savcı adaylığına alınanların genel idari hizmetler sınıfında
çalıştıklarını, özlüklerinin de buraya ait olduğunu anlatan Ergin, daha sonra
staj süreleri biten adayların mesleğe kabulünün HSYK tarafından yapıldığını
söyledi.

AK Parti hükümetinden önceki hükümetler döneminde yazılı sınavı da,
mülakatı da Adalet Bakanlığının yaptığını anımsatan Ergin, yine 2002 yılından
önce, yazılı sınavın ÖSYM'nin yapmasına yönelik düzenleme yapıldığını belirtti.

2006 yılına kadar, mülakat sınavlarına giren ve başarısız olan hakim ve
savcı adaylarından bir kısmının, ''mülakatın subjektif olduğu, haksızlık
yapıldığı'' iddiasıyla mülakat sınavının iptali ve yürütmesinin durdurulması için
çok sayıda dava açtığını belirten Ergin, şöyle devam etti:

''Bu açılan davalarla ilgili, 2006 yılı dahil olmak üzere Danıştayın
verdiği içtihat var, onlarca hüküm ve verilmiş yüksek mahkeme kararları var.
'Mülakat heyeti tertibi bu mülakatı yapmıştır. Ben bu mülakatın içerisine
müdahale etmem, mülakat heyetinin yetkisindedir' diyerek, bütün bu müracaatları
reddetmişti Danıştay.

2006 yılı sonlarına doğru, YARSAV kuruluyor ve ondan sonra bir müracaat
yapılıyor. Deniliyor ki, 'Mülakatı Adalet Bakanlığı yapmaması lazım. Bu
Anayasa'ya ve yargı bağımsızlığına aykırı.' Danıştay yürütmeyi durdurma kararı
veriyor, Bakanlık itiraz ediyor. Bunun üzerine İdari Dava Daireleri Genel Kurulu,
'Bakanlığın mülakatı yapması kanuna uygundur ama kanun Anayasa'ya aykırıdır'
kararını veriyor. Danıştay da mülakatı düzenleyen bu maddeyi, Anayasa Mahkemesine
iptal istemiyle taşıyor. Anayasa Mahkemesi konuyu inceliyor ve karar veriyor.
'Danıştayın açtığı dava haksızdır' diyor ve davayı reddediyor.

Gerekçede de 'Adalet Bakanlığının yaptığı alım, hakim, savcı alımı değil,
aday alımıdır. Mesleğe kabulü HSYK yapıyor. Burada, aday alımlarının mülakatını
Adalet Bakanlığı yapar' diyerek, Anayasa Mahkemesi noktayı koyuyor.''

Adalet Bakanlığının sınavlarına devam ettiğini belirten Ergin, ancak
''mülakat subjektiftir'' diye yeni bir dava müracaatı daha yapıldığını ve
Danıştayın hemen yürütmeyi durdurma kararı verdiğini söyledi. Ergin, Danıştayın
söz konusu kararda, 'Bu mülakat subjektiftir, ne olduğu belirsizdir' dediğini
ifade etti.

Bunun üzerine yeniden yasada değişiklik yapıldığını ve mülakatın
tanımlandığını anlatan Ergin, Danıştayın belirlediği ''subjektif'' kavramının,
detaylı olarak netleştirildiğini söyledi.

Ergin, bu engelin de kalktığını ancak hemen arkasından ''ÖSYM'nin yaptığı
yazılı sınavda puanların hesabına ilişkin yöntem yanlıştır, adil değildir'' diye
yeni bir dava açıldığını ve yürütmenin tekrar durdurulduğunu belirtti.

''Halbuki bu yöntem diğer sınavlarda da uygulana gelmiştir'' diyen Ergin,
sözlerini şöyle sürdürdü:

''Ama madem ki Danıştay böyle dedi, ÖSYM ile görüşüldü ve puanların
hesaplama yöntemi de Danıştayın istediği yere getirildi.

'Bu engel de kalktı' dedik, arkasından yeni bir dava açıldı. 'Mülakatta
kamera konulması gerekir' denildi. Sonra, 'Sayın Bakan niye korkuyorsunuz
mülakata kamera koymaktan? Siz yandaş mı kayıracaksınız?' denildi.

Danıştay, aynı dönem içinde 2008 yılının son aylarında ve 2009 yılının
Şubat ayında bir karar verdi ve 'Adalet Bakanlığı yapmış olduğu mülakatları sesli
ve görüntülü kayıt altına almak durumundadır' dedi.

Aynı Danıştay, 15 gün sonra bir karar daha verdi. Milli Savunma
Bakanlığının sözleşmeli subay alımı sınavlarında adaylardan biri mülakatta kamera
kaydı kullanılmadığı gerekçesiyle mülakatı iptal başvurusunda bulundu. Orayla
ilgili 'Milli Savunma Bakanlığının yaptığı mülakatta sesli ve görüntülü kayda
gerek yoktur' şeklinde karar verdi Danıştay.''

2006 yılından önceki dönemde, yazılı sınavda 70 ve üzerinde puan
alanların tamamının mülakata çağrıldığını belirten Ergin, ancak 2007'de yapılan
değişiklikle yürütme organının kendi inisiyatifini daraltan uygulamalar
yapıldığını ifade etti.

Ergin, mülakat komisyonuna Yargıtay ve Danıştaydan birer üye alındığını,
toplamda 7 yüksek yargıçtan bir komisyon oluşturulduğunu anlattı. Mülakata
girenlerde sınırlama yapıldığını, alınacak aday sayısının iki katı fazla sayıda
adayın mülakata davet edildiğini belirten Ergin, bunun yanında, yazılı sınavın
etkisinin yüzde 70'e çıkarıldığını, mülakatın etkisinin de yüzde 30'a
indirildiğini söyledi.

Mülakat sınavının objektif bir hale getirildiğini, ancak buna rağmen
sınavda kamera kaydı istendiğini belirten Ergin, ''Diyelim 500 aday alacağız,
doğal olarak 1000 kişi davet ettik. Mülakatta kazanamayan adaylardan biri,
'Komisyon benim hakkımı yedi' diye dava açtı. İdari yargı kamera kayıtlarına
bakacak ve 'kazanması gerekirken kaybetti' diye hükmedecek. Peki siz, bir kişinin
kaydına bakarak karar verebilecek misiniz? Biz burada başarılı olanları
almıyoruz. Biz burada, bin kişi içindeki en başarılı 500 adayı alıyoruz'' diye
konuştu.

Danıştayın verdiği karara karşı Adalet Bakanlığının yürütmeyi durdurma
istemiyle temyiz talebinde bulunduğunu belirten Ergin, itirazlarını 2 yıl önce
yapmalarına rağmen bir karar çıkmadığını söyledi.

Ergin, şöyle konuştu:

''2006 ile 2010 arasında yaşananları yan yana, üst üste koyun. Allah
aşkına, dünyanın hangi coğrafyasına giderseniz gidin, buna bir şey derler. Biz
burada, 'Aman bizim yandaşımız olsun diye bir çalışma içinde olmadık. AK Parti
geldiği günden bu yana mülakat heyetinin yapısını değiştirmiştir. Yargıtay ve
Danıştaydan üye koymuştur. Mülakatın etkisini azaltmıştır. Danıştayın istediği
bütün hususları yerine getirmiştir ama kamera kaydına kadar. Bunun pratiği,
uygulanabilirliği yoktur. Zaten Danıştay da Milli Savunma Bakanlığı ile ilgili
kararında bunu açıkça belirtmiştir.

Bizim hakim ve savcı alım süreci budur. Bizde asla hakim, savcı adayı
alımında herhangi bir subjektif değerlendirme arzusu olmamıştır, tam aksine AK
Parti geldiği günden bugüne kadar tamamen mülakatın sınav şekli, subjektif
tablodan objektif tabloya büyük gelişim kaydetmiştir.

Bir yandan yargının yükünü niye azaltmadınız diye hesap soruluyor,
elbette sorulacak çünkü siyaseten sorumlu kurum Adalet Bakanlığıdır. Ama
siyaseten sorumlu olan kurum bu sorumluluğun gereğini yapmak istediği zaman,
'Dur, yargıya karışma' diye bağırırsanız, bu olmaz.''

Hakim ve savcı adayı alımlarının bu şekilde akamete uğradığını belirten
Ergin, ''Bugün itibarıyla Yargıtaya ilk derece mahkemelerden bir tek dosya
gitmese bile 5 yıl süreyle el vurulamayacak kadar dosya var'' dedi.

Ergin'in konuşmasının ardından söz alan CHP Grup Başkanvekili Muharem
İnce, ''Kamera sisteminden bu kadar korkmanızın gerekçesini biliyorum. İdris Naim
Şahin, bir torpil listesi hazırlamıştı basına yansıdı. Tetkik hakimine lojman
istiyordu. Mehmet Ceylan adlı milletvekili, hakim savcı alımında, dönemin Sayın
Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin'e, torpil yapılması için not yazarken fotoğrafları
çekildi ve basına yansıdı. Tabii ki, insanlar mülakatın kamerayla kaydedilmesini
isteyecek. Mülakatta şiir okutulduğunu, abuk sabuk sorular sorulduğunu, herhalde
siz de okudunuz, korkunuzun nedeni bunlardır'' diye konuştu.

CHP Tunceli Milletvekili Kamer Genç ise CMK değişikliği sonrasındaki
tahliyeleri değerlendirirken, ''Hizbullah davasında tutuklu olanların seçim
yatırımı için tahliye edildiğini'' iddia ederek, ''Onların oyunu bu şekilde
alacaksınız'' dedi.

Tasarının ikinci bölümü üzerinde MHP Grubu adına söz alan Grup
Başkanvekili Oktay Vural, Genç'in, Hizbullah tahliyelerine ilişkin ciddi bir
ithamda bulunduğunu belirterek, ''Ben şahsen böyle bir konunun siyaset aracı
olarak kullanılabileceğine ihtimal vermiyorum. Böyle bir şeyi yakıştıramam. Böyle
bir değerlendirmeyi de doğru bulmam'' diye konuştu.

Adalet Bakanı Ergin'in değerlendirmelerine de değinen Vural, yargının
hükümetin bilfiil baskısı altında olduğunu öne sürdü. Vural, ''Sayın Başbakan
hakkında tazminat kararı veren hakim üzerine, soruşturma için müfettiş
gönderiliyor, hakimler ve savcılar dinleniyor, dinlemeler internette
yayınlanıyor. Adaletin bütün kurumları siyaset malzemesi yapılıyor. Bugün hangi
hakim ve savcı yürütmenin ve Adalet Bakanlığının baskısı altında olmadığını
hissediyor acaba? Bugüne kadar bununla ilgili birçok delili ortaya koymamız
mümkün. HSYK üyeliği için nerelerde ne tür pazarlıklar yapıldığını bilmiyor
muyuz? Şu partinin, bu partinin hakimi olmaz'' görüşünü dile getirdi.

Vatandaşın hakimin hak ve adaleti sağlamasını istediğini belirten Vural,
şöyle konuştu:

''Yargının bu kadar siyasallaştığı bir ortam içerisinde ben hiçbir hakim
ve savcının kendisini yürütmenin baskısından ari hissedeceğini düşünemiyorum.
Lütfen siyasetçiler hakimlerden, savcılardan elini çeksin, hakimler ve savcılar
üzerinden siyaset üretmekten elini çeksin. Sizin döneminizde alınanlar bugün
karar veriyor, bunlar siyasidir mi diyeceğiz? Hakim ve savcıların sürekli olarak
yıpratıldığı ve siyasileştirildiği bir ortam içerisinde maalesef hakim ve
savcının tarafsız, bağımsız karar vermesi engellenmiş olmaktadır.''

Tasarının yasalaşmasının ardından oturuma ara veren Başkanvekili Güldal
Mumcu, aradan sonra komisyonun yerini almaması üzerine yarın saat 13.00'de
toplanmak üzere birleşimi kapattı. (20.59)
Haber Tarihi (dd/mm/yyyy)
Anahtar Kelime






Türkiye Büyük Millet Meclisi Resmi İnternet Sitesi
© 2009 TBMM
Tasarım Hacettepe Üniversitesi


Sitemiz en iyi Mozilla Firefox 3.0, IE 7.0 ve üzeri ile görüntülenebilir.