TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BASIN AÇIKLAMALARI

TBMM GENEL KURULU...


''Hukuk Muhakemeleri Kanunu Tasarısı'', TBMM Genel Kurulunda kabul edilerek, yasalaştı.

12 Ocak 2011 Çarşamba

AK Parti Mardin Milletvekili Cüneyt Yüksel,
Mardin Mazıdağı'ndaki YİBO'da yaşanan sorunların çözüldüğünü söyledi.

TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Güldal Mumcu Başkanlığında toplandı.
Mumcu, gündeme geçmeden önce 3 milletvekiline gündem dışı söz verdi.

AK Parti Mardin Milletvekili Cüneyt Yüksel, AK Parti iktidarı döneminde
YİBO'larla ilgili önemli iyileştirmeler yapıldığını söyledi. Sorunların tam
olarak çözüldüğünün söylenemeyeceğini ancak çözüm için çaba sarf edildiğini
belirten Yüksel, ülkenin neresinde olursa olsun, çocukların mağdur olmasının
kabul edilemeyeceğini ifade etti.

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu alt komisyonunun Mardin
Mazıdağı'ndaki YİBO ile ilgili raporunu anımsatan Yüksel, daha sonra kendisinin
de bu okula gittiğini, sorunlarını yerinde tespit ettiğini söyledi. Yüksel, söz
konusu okulda yaşanan beslenme, barınma, sıcak su temini, temizlik gibi
sorunların çözüme ulaştırıldığını ifade etti.

BDP Muş Milletvekili Nuri Yaman, Türkiye'de kamu araçlarının sayısının
156 bine ulaştığını, bunun ülke ekonomisine önemli bir maliyeti olduğunu söyledi.
Bunun yanında, mevcut yönetmeliğe göre, devletin, bazı kamu görevlilerine, emekli
bile olsalar yaşam boyu araç, şoför ve koruma imkanı sunduğunu belirten Yaman, bu
ayrıcalıkların kamu israfına neden olduğunu kaydetti.

CHP İzmir Milletvekili Mehmet Ali Susam da hükümetin uyguladığı
politikalar nedeniyle esnafın önemli bölümünün iş yerlerini kapatmak zorunda
kaldığını söyledi.

Taksici esnafının sorunlarına da değinen Susam, 3 Ocakta İstanbul'da bir
taksicinin öldürüldüğünü anımsattı. İstanbul'daki taksicilerin yarın kontak
kapatacaklarını ve hükümete ''Bizim can güvenliğimizi sağlayın'' diyeceklerini
belirten Susam, kendilerinin de bu eyleme destek vereceğini kaydetti.

Susam, esnafın sorunlarının çözümü için hükümetin öncelikle bu esnafı
temsil eden meslek odalarını dinleyerek sorunlarını belirlemesi gerektiğini
kaydetti.

TBMM Genel Kurulunda ''Hukuk Muhakemeleri
Kanunu Tasarısı''nın görüşülmesine başlandı.

Siyasi parti grupları arasında varılan anlaşma gereği temel yasa
tasarılarının Genel Kuruldaki görüşmeleri sürüyor. ''Türk Borçlar Kanunu
Tasarısı''nın dün yasalaşmasının ardından bugün geçici maddelerle toplam 460
madde olan ''Hukuk Muhakemeleri Kanunu Tasarısı''nın görüşlerine geçildi.

Tasarının tümü üzerinde CHP Grubunun görüşlerini dile getiren Kırklareli
Milletvekili Turgut Dibek, dünden bu yana Meclis'te takdirle karşılanan uzlaşma
içinde oturumlar yaptığını ifade etti.

Borçlar ve Hukuk Muhakemeleri kanunlarının 80-85 yıllık kanunlar olduğunu
anımsatan Dibek, yeni ihtiyaçların ortaya çıkması nedeniyle söz konusu
düzenlemelerin yapıldığını ifade etti. Söz konusu kanunlardaki birikimler
dışlanmadan yeni metinler hazırlandığını belirten Dibek, Adalet Komisyonunda
ortak akılla doğruyu bulmaya çalıştıklarını dile getirdi.

Tasarıda karşı çıktıkları hükümlerin bulunduğunu, ancak komisyondaki
katkıyı Genel Kurulda da vermeye çalışacaklarını anlatan Dibek, karşı çıktıkları
hükümler konusunda önergeler vereceklerini bildirdi.

Dibek, tutukluluk süreleri nedeniyle Hizbullah davasından tahliyelerin
daha önceden öngörülmemesinin mümkün olmadığını ifade ederek, ''Bu işte kasıt
vardır. Suçun yargıya atılmasının hiçbir anlamı yoktur'' dedi.

BDP Grubu adına konuşan Hakkari Milletkvekili Hamit Geylani, yargı
reformuna yeni bir anayasa ile başlanması gerektiğini söyledi.

Yargının siyasallaştığını öne süren Geylani, yurttaşın bu nedenle
yargıdan umudunu kestiğini iddia etti.

Geylani, yargı sisteminin kronik sorunlarla boğuştuğunu ve iflas etme
noktasına geldiğini savundu.

Konuşmaların ardından ''temel yasa'' olarak görüşülen tasarının
bölümlerine geçilmesi kabul edildi.

Adalet Bakanı Sadullah Ergin, hakim ve savcı
kadrolarının güçlendirilmesi için 2011 yılında en az 4 yeni sınav açılacağını,
sınav tarihleri konusunda ÖSYM Başkanlığı ile mutabakat sağlandığını bildirdi.

TBMM Genel Kurulunda, ''Hukuk Muhakemeleri Kanunu Tasarısı''nın bölümleri
üzerinde görüşmeler devam ediyor.

Tasarı üzerine CHP Grubu adına söz alan Mersin Milletvekili Ali Rıza
Öztürk, iktidarın, yargılamanın hızının artırılması için hiçbir somut eylemde
bulunmadığını, sorumluluğu mahkemelere yüklemeye çalıştığını savundu.

Adalet Bakanı Sadullah Ergin'in de bu konuda bir adım atmadığını öne
süren Öztürk, ''Parlamentoda istediği kanunu geçiren iktidar, hangi somut ve
ciddi bir adımı atmıştır? Sorunları çözme makamında olan Adalet Bakanı'dır.
Türkiye'de yargıda bir reforma değil, devrime ihtiyaç vardır. Siyasi iktidarın,
suçu sağa sola atarak bu sorunları çözemeyeceği açıktır'' dedi.

MHP Ordu Milletvekili Rıdvan Yalçın, CMK uyarınca, adli kontrol
karşılığında tahliye edilen tutukluların olduğunu, ancak şimdi bunlardan
bazılarının ortada olmadığının anlaşıldığını söyledi.

''Adli kontrol hükümlerini yerine getirmeyenler için ne tür bir yaptırım
olacak?'' diyen Yalçın, bunların 10 yıl geçtiği için tutukluluklarının da
sürdürülemeyeceğini ifade eti. Yalçın, bu konuda yasal düzenlemeye ihtiyaç
olduğunu ifade etti.

AK Parti Düzce Milletvekili Celal Erbay, tasarıyla, 84 yıllık bir geçmişi
olan kanunun bugüne uyarlandığını belirtti. Yeni usul kanunu için şimdiye kadar
çok sayıda teşebbüste bulunulduğunu, ancak bunun gerçekleştirilemediğini kaydeden
Erbay, ancak şimdi Türk toplumunun ihtiyaçlarını karşılayabilecek nitelikte bir
düzenleme getirdiklerini anlattı.

Erbay, tasarıya göre yargılamanın niteliği ile ters düşmedikçe, güncel
teknik gelişme ve kolaylıklardan yararlanılmasının, ses ve görüntü kayıtlarının
yargılamada kullanılmasının benimsendiğini kaydetti.

BDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, bütün grupların uzlaşması sonucu bu
kanunların kısa sürede çıkarıldığını, bir grubun bile uzlaşmaması halinde
tasarının 6 yılda ancak yasalaşabileceğini ifade etti.

Bazı yasaların artık eskidiğini, ihtiyaca cevap vermediğini belirten
Kaplan, yargının hızlanması için hukuk usulünün yeniden belirlenmesi gerektiğini
savundu.

Kaplan, ''Ancak çok güzel, modern yasalar da çıkarsanız, yargıç, savcı,
personel, araç gereç açığı varsa, adaletin imkanı sınırlıysa, yine adalet
konusunda her şeyi tam yapmış sayılmayız'' dedi.

Hükümet adına söz alan Adalet Bakanı Sadullah Ergin, kanunda, günümüze
kadar 26 kez değişiklik yapıldığını, dili ve içeriğinde değişikliklerden kaynaklı
çelişkilerin ortaya çıktığını söyledi.

Ergin, yasanın yaklaşık 80 maddesinin değişik zamanlarda yürürlükten
kaldırıldığını, ancak bunlar dikkate alınarak teselsül ettirilmediğinden, yasanın
şekil yönünden ele alınmasının zorunlu hale geldiğini ifade etti.

Yasanın dilinin, yazıldığı dönem itibariyle mükemmel olduğunu, fakat
günümüz şartlarına göre oldukça eskidiğini belirten Ergin, bu dilin, hukukçular
tarafından bile anlaşılmasının zorlaştığına dikkati çekti. Tasarıda güncel Türkçe
kullanılmasına özen gösterildiğini dile getiren Ergin, ancak hukuk çevrelerinde
tereddütsüz şekilde kabul edilen terimlerin değiştirilmeden korunduğunu
kaydetti.

Tasarıda yargılama süresini kısaltacak olan ön inceleme bölümünün
getirildiğini ifade eden Ergin, bunun önemli bir değişiklik olduğunu söyledi.
Ergin, bu düzenlemeye göre, deliller toplanmadan duruşmaya başlanılmasının önüne
geçileceğini, böylece yargılamanın gecikmesinin önleneceğini anlattı.

Delillerin duruşmaya başlanmadan önce toplanacağını, duruşmalarda ise
daha önce toplanan delillerin değerlendirilmesinin yapılacağını kaydeden Ergin,
''Böylece tapu ya da nüfus idaresi gibi benzer kurumlara yazı yazılması ya da bu
kurumlardan gelecek cevabın beklenmesi önlenecek, duruşma başlamadan önce bunlar
hazır edilmiş olacak'' dedi.

Bakan Ergin, hakimlerin kusurlu davranışlarından dolayı hakimlere karşı
tazminat davası açılması ilkesinden vazgeçildiğini, öncelikle devlete karşı
tazminat davası açılmasının esas kabul edildiğini belirtti.

Yeni düzenlemeye göre mahkemelerde ses ve görüntü nakli yoluyla da ifade
alınabileceğini anlatan Ergin, talimatla alınan ifadeler ya da tanık beklenmesi
nedeniyle yaşanan gecikmelerin, bu teknolojik imkanların kullanılmasıyla önemli
ölçüde azalacağına işaret etti.

Türk yargısının 80 yılı aşkın süredir biriken sorunlarının çözümü
noktasında AK Parti iktidarının önemli çalışmalar yaptığını söyleyen Bakan Ergin,
fiziki altyapı sorunları, mevzuattan kaynaklı sorunlar ve insan kaynaklarının
yetersizliği ile ilgili ciddi adımlar atıldığını dile getirdi.

Yargıda teknoloji altyapıyı da geliştirdiklerini bildiren Ergin, Avrupa
Konseyine üye ülkeler arasında Türkiye'nin, bilişim teknolojilerini yargıda en
yaygın kullanan ilk 3 ülke arasında yer aldığını kaydetti.

Hukuk uyuşmazlıklarında arabuluculuk müessesesi ile ilgili tasarının TBMM
Adalet Komisyonunda olduğunu ifade eden Ergin, ilk fırsatta bu sistemin Türk
hukuk sistemine kazandırılması için çalışmalara başlayacaklarını bildirdi.

Hakim ve savcı alımı konusuna da değinen Ergin, özellikle istinat
mahkemelerinin faaliyete geçmesinin ardından daha fazla hakim ve savcıya ihtiyaç
duyulacağını kaydetti.

Ergin, bu durum da göz önünde bulundurularak, hakim ve savcı kadrolarının
güçlendirilmesi için 2011 yılında en az 4 yeni sınav açacaklarını, ÖSYM
Başkanlığı ile tarihlerde mutabakat sağlandığını, bu tarihlerin yakında kamuoyu
ile paylaşılacağını sözlerine ekledi.

''Hukuk Muhakemeleri Kanunu Tasarısı'', TBMM Genel Kurulunda kabul edilerek, yasalaştı.

Kanuna göre, Asliye Hukuk ve Sulh Hukuk Mahkemelerinin görev alanı
yeniden belirleniyor.

Bankalar, tüketiciler ile yapacakları her türlü sözleşmelerde, yetkisiz
bir mahkemeyi yetkili hale getiremeyecek, yani yetki sözleşmesi yapamayacak.
Yapılan sözleşmelerdeki yetki kuralı da geçersiz sayılacak.

Yetki sözleşmesi, ancak tarafların üzerinde serbestçe tasarruf
edebilecekleri konularda yapılabilecek. Ayrılık, boşanma gibi kesin yetki
hallerinde ise yetki sözleşmesi yapılamayacak.

Davada görevsizlik veya yetkisizlik kararı verilmesi durumunda;
taraflardan birinin, dava dosyasının görevli ya da yetkili mahkemeye
gönderilmesini talep etmesi için gerekli süre, 10 günden 15 güne çıkarılıyor.

Buna göre, taraflardan birinin, 15 gün içinde, kararı veren mahkemeye
başvurarak, dava dosyasının görevli ya da yetkili mahkemeye gönderilmesini talep
etmesi gerekecek. Aksi halde, mahkeme davayı açılmamış sayacak.

Hakimin, davaya bakmaktan yasaklı olduğu hallerin kapsamı da
genişletiliyor; hakim, kendisine ait olan davaya, eski eşinin, kendisi ve eşinin
altsoy ve üstsoyunun, evlatlığının davasına, üçüncü derece de dahil olmak üzere
kan veya evlilik bağı kalksa dahi, kayın hısımlığı bulunanların davasına
bakamayacak. Hakim, nişanlısının davasına da giremeyecek.

Hakimin tarafsızlığını şüpheyi gerektiren önemli bir nedenin bulunması
halinde, taraflardan biri hakimi reddedebileceği gibi, hakim de davadan
çekilebilecek. Hakimin davada, iki taraftan birine öğüt vermesi ya da yol
göstermesi, dava hakkında görüşünü açıklaması, davacı ve davalı ile aralarında
düşmanlık olması durumunda, reddi hakim talebinde bulunulabilecek.

Reddi hakim talebinin, kötü niyetle yapıldığının anlaşılması ve esas
yönünden kabul edilmemesi halinde, talepte bulunanların her biri, 500 TL'den 5
bin TL'ye kadar disiplin para cezasına mahkum edilecek.

Hakimlerin yargılama faaliyetinden dolayı devlet aleyhine tazminat davası
açılabilecek.

Kayırma, taraf tutma veya taraflardan birine olan kin veya düşmanlık,
sağlanan veya vaat edilen bir menfaat sebebiyle, farklı bir anlam yüklenemeyecek
kadar açık ve kesin bir kanun hükmüne aykırı karar veya hüküm verilmiş olması,
duruşma tutanağında mevcut olmayan bir sebebe dayanılarak hüküm verilmesi,
duruşma tutanakları ile hüküm veya kararların değiştirilmesi, hakkın yerine
getirilmesinden kaçınılması durumlarında tazminat davası yoluna gidilebilecek.

Tazminat davasının açılması, hakime karşı bir ceza soruşturmasının
yapılması ya da mahkumiyet şartına bağlanmayacak.

Devlet ödediği tazminatı, sorumlu hakime ödeme tarihinden itibaren 1 yıl
içinde rücu edecek.

Hakimlerin kusurlu davranışları nedeniyle devlet aleyhine açılan tazminat
davaları ile devlet tarafından hakime karşı açılacak rücu davaları Yargıtayda
görülecek.

Hakim hakkında açılacak dava esastan reddedilirse davacı, 500 TL'den 5
bin TL'ye kadar disiplin para cezasına mahkum edilecek.

Bir hakkın birden fazla kimse tarafından birlikte kullanılması veya
birden fazla kimseye karşı birlikte ileri sürülmesi ve tamamı hakkında tek hüküm
verilmesi gereken hallerde, ''mecburi dava arkadaşlığı'' söz konusu olacak.
Mecburi dava arkadaşları, ancak birlikte dava açabilecek veya aleyhlerine de
birlikte dava açılabilecek.

Dava ehliyeti olan herkes, davasını kendisini veya tayin edeceği vekil
aracılığıyla açabilecek ve takip edebilecek.

Yasa göre, davaya vekalet; kanunda özel yetki verilmesini gerektiren
konular saklı kalmak kaydıyla, hüküm kesinleşinceye kadar, avukatın davanın
takibi için gereken bütün işlemleri yapmasına, hükmün yerine getirilmesine,
yargılama giderlerinin tahsiliyle buna ilişkin makbuz vermesine ve bu işlemlerin
tamamının kendisine karşı da yapılabilmesine ilişkin yetkiyi kapsayacak.

Yasayla, avukata açık yetki verilmesi gereken durumlar geniş tutuldu.
Buna göre, ancak açıkça yetki verilmesi halinde, avukat; hakimi reddedebilecek,
davanın tamamını ıslah edebilecek, yemin teklif edebilecek, haczi kaldırabilecek,
tahkim ve hakem sözleşmesi yapabilecek, konkordato, sermaye şirketleri ve
kooperatiflerin uzlaşma yoluyla yeniden yapılandırılması teklifinde
bulanabilecek.

Avukat; ayrıca, davadan veya kanun yollarından feragat edebilecek, karşı
tarafın davasını kabul edebilecek, yargılamanın iadesi yoluna gidebilecek,
hakimlerin fiilleri sebebiyle devlet aleyhine tazminat davası açabilecek.

Avukat, duruşma sırasında uygun olmayan tutum ve davranışta bulunursa,
hakim tarafından uyarılacak; avukat uyarıya uymaz ve fiil disiplin suçu veya adli
suç teşkil eder nitelikte görülürse olay, duruşma salonunda bulunan kişilerin
kimlik bilgileri ve adresleri yazılarak tutanağa geçirilecek ve duruşma
ertelenecek.

Mahkeme, avukat hakkında gerekli yasal işlem yapılmak üzere, bağlı olduğu
baroya bildirimde bulunacak.

Davalı tarafın muhtemel yargılama giderlerini karşılayacak uygun bir
teminat göstereceği halleri de düzenleyen yasaya göre, Türkiye'de mutat meskeni
olmayan Türk vatandaşları ile borçları nedeniyle ödeme güçlüğü içinde olan
davacılar teminat gösterecek.

Davacının adli yardımdan yararlanması, yurt içinde istenen teminatı
karşılamaya yeterli taşınmaz malının veya ayni teminatla güvence altına alınan
bir alacağının bulunması, 18 yaşını doldurmayan kişilerin menfaatini korumaya
yönelik dava açılması durumlarında ise teminat gösterilmeyecek.

Sürelerin ne zaman başlayacağı ve biteceği de belirtilen yasaya göre,
süreler, kanunda belirtilecek veya hakim tarafından belirlenecek. Hakim, kanunda
belirtilen istisnai durumlar dışında, süreleri artıramayacak veya
eksiltemeyecek.

Elde olmayan nedenlerle, kanunda belirtilen veya hakimin kesin olarak
belirlediği süre içinde işlemi yapamayan kimse, ''eski hale getirme'' talebinde
bulunabilecek. Bu talep, işlemin, süresinde yapılamamasına neden olan engelin
ortadan kalkmasından itibaren, 15 gün içinde yapılacak.

İlk derece ve istinaf yargılamalarında, en geç nihai karar verilinceye
kadar ''eski hale getirme'' talebinde bulunmak mümkün olacak. ''Eski hale
getirme'' talebi, yargılamanın ertelenmesini gerektirmeyecek.

Adli tatil, her yıl 1 Ağustosta başlayacak, 5 Eylülde sona erecek.

Eda (tahsil) davası yoluyla mahkemeden, davalının, bir şeyi vermeye veya
yapmaya ya da yapmamaya mahkum edilmesi istenebilecek.

Davanın açıldığı tarihte, alacağın miktarını ya da değerini tam ve kesin
olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkansız olduğu
hallerde; alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek
suretiyle belirsiz alacak davası açabilecek.

İnşai (yenilik doğuran) dava yoluyla da mahkemeden, yeni bir hukuki
durumun yaratılması, hukuki durumun içeriğinin değiştirilmesi ya da ortadan
kaldırılması talep edilebilecek.

Dernekler ve diğer tüzel kişiler, üyelerinin veya temsil ettikleri
kesimin menfaatlerini korumak için kendi adlarına dava açabilecek.

Mahkemeler, dava dilekçelerini elektronik ortamda da kabul ve kayıt
edebilecek. Dava, dilekçenin mahkemeye kaydedildiği tarihte açılmış sayılacak.

Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla, avukat ve
vatandaşlar adliyeye gitmeden elektronik ortamda, güvenli elektronik imza
kullanarak dava açabilecek, harç ve avans ödeyebilecek, dava dosyalarını
inceleyebilecek.

''Tatil saati ve çalışma saati'' kavramı yerine, ''gün sonu'' kavramı
kabul edilen ve ''7 gün 24 saat'' esasına göre çalışan UYAP sisteminin
kullanılmasıyla, avukatlar ve vatandaşlar, sıraya girmeden saat 24.00'e kadar
elektronik ortamda işlem yapabilecek.

Yasa, gerekli masrafların zamanında yatırılmamasından dolayı davaların
gecikmesinin önüne geçmek amacıyla da düzenleme yapıyor.

Buna göre, davacı, yargılama harçları ile her türlü tebligat ücreti,
keşif gideri, bilirkişi ve tanık ücretleri gibi yargılama giderlerini
karşılayacak tutarı, dava açarken ''avans'' olarak mahkeme veznesine yatıracak.

Avans miktarı, davanın türü ve özelliklerine göre, her yıl Adalet
Bakanlığınca ilan edilecek gider avansı tarifesine göre belirlenecek. Avansın
yeterli olmadığının anlaşılması halinde, mahkeme, eksikliğin tamamlanması için
davacıya 15 günlük kesin süre verecek.

Bir davada taraf değişikliği, ancak karşı tarafın açık rızası ile mümkün
olacak. Fakat, maddi bir hatadan kaynaklanan veya dürüstlük kuralına aykırı
olmayan taraf değişikliği talebi, karşı tarafın rızası aranmaksızın hakim
tarafından kabul edilecek.(18.07)
Haber Tarihi (dd/mm/yyyy)
Anahtar Kelime






Türkiye Büyük Millet Meclisi Resmi İnternet Sitesi
© 2009 TBMM
Tasarım Hacettepe Üniversitesi


Sitemiz en iyi Mozilla Firefox 3.0, IE 7.0 ve üzeri ile görüntülenebilir.