TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BASIN AÇIKLAMALARI


CHP GRUP BAŞKANVEKİLİ HAMZAÇEBİ'NİN BASIN TOPLANTISI…


CHP Grup Başkanvekili M. Akif Hamzaçebi, CHP Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk ile parlamentoda düzenlediği basın toplantısında 5421 Sayılı Çek Kanunu'nda Değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi verdiklerini anımsatarak torba yasa hakkında değerlendirmelerde bulundu.Öztürk ise konuya ilişkin verdiği teklifin Adalet Komisyonunda beklediğini ve teklifin ''karşılıksız çekin suç olmaktan çıkarılmasını'' içerdiğini söyledi.

12 Ocak 2011 Çarşamba


Karşılıksız çek keşide etme fiilinin, 17.01.1929 - 02.04.1985 döneminde "dolandırıcılık" suçu kapsamında değerlendirilmiş olduğunu, 03.04.1985 - 07.03.2003 döneminde hapis cezasını gerektiren bağımsız bir suç olarak kabul edildiğini ve 08.03.2003 tarihinden itibaren ise kural olarak adli para cezasını gerektiren bir suç olarak düzenlenip uygulandığını belirten Hazmaçebi, bu tarihsel süreç içinde karşılıksız çek keşide etmenin engellenemediğini ve tersine artan bir seyir izlediğini ifade etti.

Kayıt dışı ekonominin kayıt altına alınamadığını, çekin karaparanın aklanmasında ve terörün finansmanında kullanılmasının önüne geçilemediğini de ifade eden Hamzaçebi, " Son yıllarda karşılıksız çek keşide etme suçu ile ilgili davaların sayısı çok artmıştır. Özellikle ticaretin yoğun olduğu il ve ilçelerde bu davalara bakan mahkemeler tıkanmıştır." dedi

CHP Grup Başkanvekili M. Akif Hamzaçebi, sözlerine şöyle devam etti:

"Temyiz mercii olan Yargıtay 10. Ceza Dairesince ,2009 yılında 19872 dava karara bağlandığı halde, 2010 yılına 30580 dava devredilmiş; 29.11.2010 tarihi itibarıyla, 2010 yılında 21.565 çek davası sonuçlandırılmış olup halen Dairede 43.581 çek davası inceleme için sıra beklemektedir. Böylece bu daire, sadece çek suçlarıyla ilgili davalara bile yetişemez duruma gelmiştir. Ayrıca Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nda 70.000'in üzerinde çek dosyası bulunmaktadır.

Yürürlükteki "5914 sayılı Çek Kanunu'nda , çekle ilgili olarak karşılıksız işlemi yapılmasına sebebiyet verme fiili, adli para cezası ve güvenlik tedbiri yaptırımlarını gerektiren bir suç olarak düzenlenmiş; şikayetten vazgeçme veya ödeme durumunda davanın düşmesi öngörülmüştür. Bu durum, yasa koruyucunun bu suçu çok da önemsemediğini göstermektedir.

Ülkemizin ve Yargının çok daha önemli ve öncelikli sorunları varken, birçok Cumhuriyet Savcısı ve Hâkimin zamanını bu suçlara ayırmak zorunda kalması kabul edilemez.

Bütün bu nedenlerle, çekin karşılıksız çıkması ile ilgili fiilin suç olmaktan çıkarılması; tacir ve tacir olmayan kişi çekleri ile hamiline düzenlenecek çeklerin (A), (B) ve (C) tipi çekler olarak bastırılması, her tip çek için muhatap bankanın ödemekle yükümlü olduğu miktarın ayrı ayrı belirlenmesi, çekle ilgili olarak karşılıksız işlemi yapılması durumunda , karşılıksız çek düzenleyen, adına karşılıksız çek düzenlenen ve ileri düzenleme tarihli çek üzerinde yazılı tarihe göre kanuni ibraz süresi içinde ibrazında karşılığını ilgili banka hesabında bulundurmayan gerçek ve tüzel kişi hakkında, hamilin şikayeti ve Cumhuriyet Savcısının talebi üzerine, Sulh Ceza Hakimi tarafından, karşılıksız çıkan her bir çekle ilgili bir koruma tedbiri olarak, çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı verilmesi amaçlanmıştır."

Karşılıksız çek nedeniyle verilen adli para cezalarının hapis cezasına dönüşmesi konusunun Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşülen ''Torba Tasarı'' kapsamına alınması için CHP'li üyelerin önerge verdiğini, ancak önergenin kabul edilmediğini de belirten Hamzaçebi, tasarının TBMM Genel Kurulunda görüşülmesi sırasında sorunu çözmek amacıyla bir öneri yapacaklarını bildirdi.

Birçok vatandaşın bu nedenle hapse düştüğünü, hergün cezaevlerinden mektuplar geldiğini kaydeden Hamzaçebi, ''Dolandırıcıları ayıklayalım, ama ticaret hayatını yürütürken kriz gereği çekler ödenmemişse adli para cezalarını yeniden yapılandırmakta hiçbir sakınca görmüyoruz. Çekteki cezalar bugüne kadar sorunu çözmemiştir. TBMM buna çözüm bulmak zorundadır'' dedi.

Öztürk ise konuya ilişkin verdiği teklifin Adalet Komisyonunda beklediğini söyledi. Teklifin ''karşılıksız çekin suç olmaktan çıkarılmasını'' içerdiğini kaydeden Öztürk, Avrupa ülkeleri ile birçok modern ülkede ''karşılıksız çek'' diye bir suçun olmadığını ifade etti.

''Adli para cezasını ödeme gücü olmayan vatandaş zaten çeki öder'' diyen Öztürk, Asliye Hukuk Mahkemeleri ve Yargıtay 10. Ceza Dairesi'nin bu davalarla fuzuli olarak meşgul edildiğini kaydetti. İnsanların alacaklarını özel hukuk yollarını takip ederek tahsil etme olanağının bulunduğunu belirten Öztürk, ''Zaten hapisle alacakların tahsili sağlanamamaktadır. Dolayısıyla suç olmaktan çıkarılması gerekir. Mevcut uygulama ne alacaklının, ne ne borçlunun derdine derman oluyor'' diye konuştu.

CHP Grup Başkanvekili Hamzaçebi, SSK ve Bağ-Kur emeklilerinin maaşlarına 2011 yılında yapılacak zammın ''Torba Tasarı'' içinde olduğunu, tasarının kapsamlı olması nedeniyle yasalaşmasının en erken Ocak ayının sonunu bulacağını ifade etti. Zamma ilişkin maddenin ''Torba Tasarı''dan ayrılarak süratle yasalaşabilmesi için aynı düzenlemeyi içeren yasa teklifi vereceğini bildiren Hamzaçebi, iktidar partisi grubuna hemen yasalaştırma önerisinde bulundu.

Soruları da yanıtlayan Hamzaçebi, Prof. Dr. Mehmet Haberal hakkındaki rapor ile ilgili bir doktorun tutuklandığının anımsatılması üzerine, konunun yargıya intikal ettiğini, yargının tarafsız hareket etmesini ümit etmek istediğini belirtti. Hamzaçebi, ''Bu, bir iddiadır. Doğru ya da yanlışlığına yargı karar verecektir. Ancak Sayın Haberal ile ilgili olarak bugüne kadar kamuoyunu tatmin eden bir açıklamayı hiç kimse yapamamıştır. Hangi terör örgütüdür... Bu ortaya çıkmamıştır'' diye konuştu.

Anayasa Mahkemesini yeniden yapılandıran yasa tasarısıyla ilgili bir soru üzerine de Hamzaçebi, tasarıyı değerlendirdiklerini, gerekli açıklamayı yapacaklarını kaydetti.

Hamzaçebi, tutukluluk süreleri nedeniyle Hizbullah davası sanıklarının tahliye edildiklerini anımsatarak ''hükümetin topu yargıya attığını, yargının da hükümeti eleştirdiğini'' ifade etti.

Adalet Bakanı Sadullah Ergin'in ise ''Hiç kimse bahane aramasın, hepimizin millete özür borcu var'' dediğini kaydeden Hamzaçebi, şöyle devam etti:

''Ortada ağır işleyen bir sistem var. Hükümetler sorunları çözmek için vardır. Eğer yargı yavaş işliyorsa hükümet bunu çözmek zorundadır. Hükümeti samimi bulmuyorum. Hizbullah Davasında 5 yıl Adli Tıpta bekleyen bir dosyanın sorumluluğu doğrudan doğruya hükümettedir. Hükümet sağa sola değil kendi içine baksın. Hizbullah Davasının sorumluluğu hükümetin kendisindedir. Yargıtay bir karar vermiştir. Bu kararın gereği de yerine getirilmiyor. 4 gündür Hizbullah Davası sanıkları polis merkezine gidip imza atmamaktadır. Bunun da sorumlusu henüz ortada yoktur. Adalet Bakanını göreve davet ediyorum, milleten özür dilemeye davet ediyorum. Bunun samimi aşaması aslında Adalet Bakanının 'ben bunu
göremedim, 10 yıllık sürenin 2010 sonunda sona ereceğini fark edemedim' deyip istifa etmesidir.''

Hamzaçebi, Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu'nun (TAPDK) içki yönetmeliğinde yapılan değişiklik ve daha önce yaşanan bazı gelişmelerin birlikte değerlendirilmesi durumunda yasakçı bir anlayışın Türkiye'ye hakim olmaya başladığını da öne sürerek, ''Bu, demokrasiye aykırıdır'' dedi. Ankara Emniyet Müdürlüğünün Çayyolu'nda restoran denetlemesi sırasında anne ve babalarıyla birlikte oturan çocuklara yönelik işlem yaptığını, bunun sakıncalı olduğunu söylediğini ve İçişleri Bakanını özür dilemeye davet ettiğini kaydetti.

Hamzaçebi, şöyle devam etti:

''Çünkü, bu kamu görevlilerinin hatası olarak geçiştirilebilecek basitlikte bir konu değil. Ama o günden bugüne İçişleri Bakanı Sayın Beşir Atalay kamuoyunun tedirginliğini gideren herhangi bir açıklama yapmadı. 'Muhteşem Yüzyıl' dizisi nedeniyle tepkiler ortaya çıktı. RTÜK bugün dizi nedeniyle toplanıyor. Öte yandan, Kars'taki heykeli sayın Başbakan 'ucube' olarak nitelendirdi. Üstüne, TAPDK'nın tebliği geldi. Spor kulüpleriyle sosyal faaliyetlerde içki sunulmasına kadar çok çeşitli konularda yasaklar içeriyor. Bu anlayışı kabul etmek mümkün değildir. Bu yasakçı bir anlayıştır. Gençleri ve toplumu alkolün zararlarından koruyalım, ama bütün bu olayları bir arada düşündüğümüzde burada bir yasakçı zihniyetin ip uçlarını görüyoruz. Asıl sakıncalı olan budur. Bugünkü gazetelerde var, İran'da üniversitelerde dövme ve kot pantolon yasaklandı. Ne ilgisi var denecektir. Yani buralara kadar gidebilir. Mersin'de bir okulumuzda kız ve erkek öğrencilerin birbirlerine 45 santimden fazla yaklaşmamasını isteyen bir okul müdürümüz var. Bunların hepsi tesadüf olamaz. Hepsini birlikte değerlendirdiğimizde bir yasakçı anlayışın Türkiye'ye hakim olmaya çalıştığını görüyoruz. Bu, demokrasiye aykırıdır, zararlıdır. Yolsuzluk, yasaklar ve yoksulluğu ortadan kaldırmak üzere yola çıkan Adalet ve Kalkınma Partisi bugün 3 Y'nin içinde boğulup kalmıştır. Yasakçı zihniyete sahip bir parti olarak kendisini göstermektedir.''

Haber Tarihi (dd/mm/yyyy)
Anahtar Kelime






Türkiye Büyük Millet Meclisi Resmi İnternet Sitesi
© 2009 TBMM
Tasarım Hacettepe Üniversitesi


Sitemiz en iyi Mozilla Firefox 3.0, IE 7.0 ve üzeri ile görüntülenebilir.