TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BASIN AÇIKLAMALARI

TBMM GENEL KURULU...


''RTÜK Yasa Tasarısı''nın ''Türkçe dışındaki dil ve lehçelerde de yayın yapılabilmesine olanak sağlayan'' maddesinin de aralarında 7 maddesi kabul edildi.

05 Ocak 2011 Çarşamba

MHP Eskişehir Milletvekili Beytullah Asil,
yatılı bölge okullarında (YİBO) şartların giderek kötüleştiğini öne sürerek,
''Öğrencilere ödenen yemek parası yetersiz'' dedi.

TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Sadık Yakut başkanlığında toplandı.

MHP Eskişehir Milletvekili Beytullah Asil, gündemdışı konuşmasında
''Yatılı bölge okullarında (YİBO) şartların giderek kötüleştiğini ve öğrencilere
ödenen yemek parasının yetersiz olduğunu'' savundu. Öğrencilerin, ''Verilen
yemeklerle karınlarını doyuramadıklarını'' ifade etiklerini aktaran Asil,
''Öğrenciler, 'karnımızı doyurun, üşüyoruz, banyo yapamıyoruz' diyorlar.
Dikkatinizi çekmek istiyorum. Devlet olarak emanetimize aldığımız çocukların
karnını doyuramıyoruz. Bu ayıp herkese yeter'' dedi. Asil, YİBO'ların
ihtiyaçlarının öncelikle giderilmesini istedi.

AK Parti Niğde Milletvekili Muharrem Selamoğlu da Niğde'deki tarımsal
faaliyetlerde önemli gelişmeler yaşandığını söyledi. Tarımsal sulamadan
kaynaklanan enerji borçları için Hükümet'in yapılandırma tasarısını Meclise
sunduğunu anımsatan Selamoğlu, tasarının bir an önce Genel Kurul'dan
geçirilmesinin esnafın, çiftçinin yüzünü güldüreceğini belirtti. İlde, sanayi
kullanım kapasitesi ve istihdamda da artış sağlandığını anlatan Selamoğlu,
sağlık, eğitim alanlarında çok önemli hizmetler verildiğini anlattı.

CHP Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt, Kars-Ardahan-Tiflis-Bakü
demiryolunun aynı zamanda tarihi İpek Yolu güzergahı olduğunu anımsattı.
Demiryolunun yapımının devam ettiğini belirten Öğüt, yolun lojistik tesislerinin
Erzurum'a yapılmasını eleştirdi. Bu tesislerin Ardahan'a yapılacağına dair
yetkililerin söz verdiğini ifade eden Öğüt, ''Bize Ardahan'ın bu şekilde
gelişeceği söylenmişti. Böyle bir şey olabilir mi? Ardahan gelişemiyor. Bu
tesislerin mutlak suretle Ardahan'a yapılması gerekiyor. Ardahan il sınırına
gümrükleme tesisleri yapılmazsa bu treninin çalışmasını engelleyeceğiz. Suyumuz,
yolumuz elimizden alınıyor. Sınır ticaretine de izin verilmiyor'' diye konuştu.

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent
Arınç, Romanları ''çingene'' olarak tanımlayan hükmün ilgili yasadan
çıkarılmasının, bu vatandaşların ayrımcılıktan kurtarılması için sembolik ve
psikolojik bir çalışma olduğunu söyledi.

Arınç, TBMM Genel Kurulunda, Yabancıların Türkiye'de İkamet ve
Seyahatleri Hakkında Kanun'da değişiklik öngören kanun teklifinin görüşülmesi
sırasında milletvekillerinin sorularını yanıtladı.

Kanun değişikliğinin, Türkiye'de yaşayan Roman vatandaşların tüm
sorunlarına çare getirecek bir düzenleme olmadığına dikkati çeken Arınç, ''Kanun
teklifi, Yabancıların Türkiye'de İkamet ve Seyahatleri Hakkındaki Kanun'un 21.
maddesinin son fıkrasında açıkça 'çingene' olarak nitelendirilen, Roman
vatandaşlarımızın bir ayrımcılıktan kurtarılması ve birinci sınıf vatandaşlar
olarak ülkemizde yaşadıklarını göstermek bakımından belki sembolik, psikolojik
bir çalışma'' diye konuştu.

Roman vatandaşların herkes gibi konut, istihdam ve yükseköğretimle ilgili
sorunları olduğunu belirten Arınç, bu sorunların çözümlenmesi konusunda Hükümetin
tedbirler aldığına işaret etti. Arınç, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, dünkü AK
Parti Grup Toplantısı'nda, Roman vatandaşlar için yapılan konutların çok yakın
bir zamanda teslim edileceğini söylediğini anımsattı.

Kanunda söz konusu fıkranın tamamen kalkmasıyla bir boşluk doğabileceğine
dikkati çeken Arınç, şöyle devam etti:

''Bunu, Sayın Hasan Özdemir, muhalefet şerhinde güzel bir biçimde yazmış.
Sayın Kamer Genç'in de bu konuda bir önergesi elimizde bulunuyor. Maddeyle ilgili
bir çalışma yaptım. Aslında İçişleri Bakanlığı yetkilileri 'hem Pasaport
Kanunu'nda hem de bu maddenin birinci fıkrasında İçişleri Bakanlığına münhasıran
bir yetki verildiğini' söylüyorlar. Yani 'bu yetkiye bakarak son fıkranın tamamen
kaldırılmış olmasının bir mahsur ifade etmeyeceğini' söylüyorlar ama benim şahsi
kanaatim burada bir boşluk doğabilir, bunun doldurulması gerekir.

Bizim ayrıca, 'tabiiyetsiz veya Türk kültürüne bağlı olmayan yabancı
göçebelerin, sınır dışı edilmelerinde İçişleri Bakanlığı yetkilidir' fıkrasını
koymamız gerekiyor. Bu konu, İçişleri Komisyonu'ndaki görüşmeler sırasında
gündeme gelmiş. O zaman reddedilmiş. Muhalefet şerhi sanırım bir Hasan Bey'e
aittir ama benim şahsi kanaatim bu maddenin içinden 'çingene' kelimesinin
çıkarmak suretiyle muhafaza edilmesinin daha doğru olduğunu düşünüyorum.''

Milletvekillerinin, Doğu Türkistan ve Ahıska Türkleri ile ilgili
sorularını da yanıtlayan Arınç, bu insanların çok zor şartlar altında yaşamlarını
sürdürmeye çalıştıklarını söyledi. Arınç, ''Ancak çok özel ilgi gösterildiğini,
tüm imkanların kendileri için kullanıldığını biliyorum. Vatandaşlığa geçmelerinde
bir takım sorunlar yaşansa da ikametleri konusunda bizzat ilgilendiğim için
biliyorum veriye dayanarak söylemiyorum. Onlar bizim kardeşlerimizdir. Onların
her türlü imkansızlıklarını gidermeye çalışıyoruz'' diye konuştu.

'Çingene'' tabiri, ilgili yasa hükmünden
çıkarıldı.

AK Parti Bursa Milletvekili Ali Koyuncu ve 4 arkadaşının imzasını taşıyan
yasa teklifi, verilen önerge doğrultusunda değiştirilerek TBMM Genel Kurulunda
kabul edildi.

Temelde ''Çingene'' tabirinin 1950 tarihli ''Yabancıların Türkiye'de
İkamet ve Seyahatleri Hakkında Kanun''dan çıkarılmasını amaçlayan teklif,
yasanın, ''Tabiiyetsiz veya yabancı devlet tabaası olan çingenelerin ve Türk
kültürüne bağlı olmayan yabancı göçebelerin sınır dışı edilmelerine İçişleri
Bakanlığı salahiyetlidir'' hükmünün yürürlükten kaldırılmasını öngörüyordu.

Teklif, CHP Tunceli Milletvekili Kamer Genç'in önergesinin
benimsenmesiyle değiştirilerek kabul edildi.

Önergenin kabulüyle hükmün tamamı yasadan çıkarılmadı, ancak ''çingene''
tabiri hükümden çıkarılmış oldu.

Madde, ''Tabiiyetsiz veya Türk kültürüne bağlı olmayan yabancı
göçebelerin sınır dışı edilmelerine İçişleri Bakanlığı yetkilidir'' şeklinde
değişti.

Teklifin ana düzenlemeyi içeren 1. maddesi üzerinde CHP Grubu adına
konuşan Edirne Milletvekili Rasim Çakır, Romanlar için konut yapıldığının
söylendiğini ancak bitirilen konut olmadığını ifade etti. Bazı konutların
temelinin atıldığını, bazılarının ise ihale aşamasında bulunduğunu kaydeden
çakır, ''Yapın, yaptıktan sonra söyleyin. Samimi değilsiniz. Romanları oy deposu
olarak görüyorsunuz'' görüşünü dile getirdi.

BDP Grubu adına konuşan Diyarbakır Milletvekili Akın Birdal, Türkiye'de
mülteci olarak bulunanların sorunlarını dile getirdi. Bekleme yerleri ve
misafirhanelerin koşullarının ''insanlık dışı'' olduğunu savunan Birdal, bir an
önce insanca koşulların sağlanması gerektiğini ifade etti.

AK Parti Bursa Milletvekili Ali Koyuncu, Roman vatandaşlar için 736'sı
uygulama aşamasında olmak üzere 2 bin 748 konut yapıldığını belirtti.

Önergesi nedeniyle söz alan Kamer Genç, CMK tahliyeleri nedeniyle yaşanan
tartışmalara değinerek, ''Siz Türkiye Cumhuriyetini idare etme kabiliyetinde
değilsiniz'' dedi.

Sataşma nedeniyle söz alan AK Parti Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş,
milletvekillerinin eleştiri hakkının olduğunu ancak hakarette bulunamayacaklarını
söyledi.

Elitaş, milleten oy alarak gelen bütün idarelerin milletin geleceği için
çalıştığını belirterek, ''Başarılı olmuştur, olamamıştır, ama iyi niyetle
milletin geleceği için çalışmıştır'' dedi.

TBMM Genel Kurulunda, Radyo ve Televizyonların
Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun Tasarısı'nın görüşülmesine başlandı.

MHP Konya Milletvekili Faruk Bal, tasarının tümü üzerinde grubu adına
yaptığı konuşmada, ''basının yüzde 70'inin AKP'lileştiğini'' öne sürerek, ''Kalan
kısım vergi tehdidiyle vahim duruma düşürüldü'' dedi.

Medya çalışanlarının, halka doğru ve gerçek haberi, tarafsız bir şekilde
sunma görevi bulunduğunu vurgulayan Bal, RTÜK Kanunu'nun genel ahlak, milli
birlik ve beraberliğin güçlendirilmesi açısından önemli olduğunu ifade etti.

Toplumsal yozlaşmayı körükleyen, etnik ayrışmayı tahrik eden, çeteciliği,
mafyacılığı körükleyen yayınlar bulunduğunu belirten Bal, bu durumun milli kültür
için faydalı olmayan sonuçlar doğuracağını öne sürdü.

Türkiye'deki medya sektörünün değerlendirmesini yapmak istediğini ifade
eden Bal, ''Üç görüntülü basın var. Birinci görüntü vahim; basın mensupları
topyekun hapiste. Kanaltürk'ün eski sahibi hapiste, ART'nin eski sahibi hapiste
idi çıktı. Doğu Perinçek, Mehmet Haberal içeride. Bunların ortak özelliği, AKP
iktidarına muhalif yayın yapmak'' diye konuştu.

''Yandaş hale getirilmiş basına 'yürü ya kulum' denmiş, yürüyorlar'' diye
konuşan Bal, şöyle devam etti:

''Gittiği yer haram sofrası. Devlet kaynaklarından, milletin fitresinden,
zekatından besleniyorlar. Sayın Bakan, bu kanallardaki tartışma programlarını bir
izleyin; inanın, sizden daha fazla AKP'yi savunuyorlar. Yalanla, kirli bilgiyle
savunuyorlar. Tek yanlı yayın, Türkiye'yi tehdit etmektedir. Basın yüzde 70'e
yakın bir rakamla AKP'lileşti. Kalan kısım, vergi tehdidiyle vahim duruma
düşürüldü. Şimdi diktaya gidiyoruz. Bunu bir tek MHP söylemiyor. 178 ülkede basın
özgürlüğü açısından Türkiye 138. sırada bulunuyor.''

CHP Manisa Milletvekili Şahin Mengü ise tasarıyla görsel ve işitsel
medyanın baskı altına alındığını ileri sürdü.

Reklam gelirlerinin kaynağı olan televizyon kuruluşlarının RTÜK
içerisinde temsil edilmemesinin yanlış olduğunu ifade eden Mengü, kurulda
toplumun tüm kesimlerinin temsil edilmesi gerektiğini savundu.

RTÜK'te, parlamentoda grubu olan partilerin gösterdiği adayların
oluşturduğu bir yönetimin bulunduğunu anımsatan Mengü, ''Bu bir yanlıştır.
Maalesef, benim partimde bu yanlışın içinde yer almıştır. Bundan bir an önce
dönülmesi gerekir'' dedi.

Yayın denetimlerinin RTÜK'e bırakılmasının sansür aracı olarak
kullanılabileceği uyarısında bulunan Mengü, ''Tasarının tümüne bakıldığında,
yeniden kadrolaşma mantığının yattığı görülecektir. Oralar, buralar kapatılır,
yeni insanlar getirilir ama bunun bedeli sonra ağır olur. Bir devletin yaptığı
kanundan 6 ay sonra dönmesi ciddi sonuçlar yaşanmasına neden olur'' diye konuştu.
Tasarıda, radyo ve televizyon faaliyetlerinin birlikte düzenlendiğine dikkati
çeken Mengü, bu durumun bir karmaşaya neden olabileceğini söyledi.

Başbakan veya ilgili bakana doğrudan yayın durdurma yetkisinin
verilmesinin sansüre neden olacağını öne süren Mengü, bu durumun mahkemeler
kanalıyla yapılmasının gerektiğini ifade etti.

BDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, medya sahiplerinin neredeyse
tümünün enerji ve maden sektörüyle uğraştığını ifade ederek, ''Bunlarla da
kalmıyorlar. İktidarlarla iyi ilişkiler kurup, gerçekleri ters düz edip insanlara
yanlış bilgiler veriyorlar. Bu yasa maalesef bunu gidermiyor'' dedi.

Tasarıyla Kürtçe yayın yapan medya kuruluşlarına karşı ''zehir
hafiyecilik'' oynanmaya çalışıldığını öne süren Kaplan, ''Yasakçı, inkarcı
anlayış bu yasanın ruhuna da işlemiş durumda'' diye konuştu..

AK Parti Sakarya Milletvekili Ayhan Sefer Üstün de tasarı hakkında bilgi
vererek, medya gibi zor bir alanda düzenleme yapıldığını söyledi. Sanal bir
alemin tanzim edilmeye çalışıldığını belirten Üstün, tasarının tüm tarafların
talepleri dikkati alınarak hazırlandığını ifade etti.

Tarafları azami derecede memnun eden bir tasarının ortaya çıkarıldığını
savunan Üstün, tasarı ile yayın hizmet ilkeleri, ticari iletişim ve reklam gibi
alanların düzenlendiğini anımsattı.

Reklam ve program tanıtımlarının sürelerinin de belirlendiğini anlatan
Üstün, uzun reklam ve program tanıtım sürelerinden herkesin şikayetçi olduğunu
ifade etti.

Tasarıda yer alan ilkelerin ihlali durumunda cezaların daha hızlı bir
şekilde uygulanmaya başlanacağına dikkati çeken Üstün, şaibenin önlenmesi için
reyting ölçümlerinin yapılmasının ve denetlenmesinin RTÜK'e bırakıldığına dikkati
çekti.

Üstün, ''tasarıda medyada tekelleşmeyi önleyen önemli hükümler yer
aldığını'' sözlerine ekledi.

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent
Arınç, kamuoyunda ''RTÜK Yasa Tasarısı'' olarak olarak bilinen ''Radyo ve
Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun Tasarısı'' ile yetki
kargaşasını ortadan kaldırmaya, RTÜK'ü daha etkin kılmaya çalıştıklarını, sayısal
yayıncılığa geçişin hukuksal altyapısının oluşturulması için çaba sarf
ettiklerini söyledi.

TBMM Genel Kurulunda ''temel yasa'' olarak görüşülen tasarının tümü
üzerinde hükümet adına söz alan Arınç, konuyla ilgili kanunun 16 yıl önce
çıkarıldığını anımsattı. Anayasa Mahkemesi'nin yasanın bazı hükümlerini iptal
etmesi, yayın teknolojisinin hızla değişmesi ve AB müktesebatına uyumun yeni
yasal düzenlemeye ihtiyaç doğurduğunu kaydeden Arınç, ilgili sivil toplumsal
kuruluşlarının da katılımıyla yaklaşık 1 yıldır tasarı üzerinde çalıştıklarını
ifade etti.

Tasarının önemli bir boşluğu dolduracağını belirten Arınç, sektörün
sorunlarına çözüm bulmak istediklerini kaydetti.

Arınç, yetki karmaşasını ortadan kaldırdıklarını, yayın denetimi
konusunda RTÜK'ü daha etkin kılmaya, yayın sektöründe rekabeti artırmaya
çalıştıklarını ifade etti. Sayısal yayıncılığa geçişin hukuksal altyapısının
oluşturulması için çaba sarf ettiklerini kaydeden Arınç, şöyle devam etti:

''Yapacağımız bir iş de 16 senedir yapılamayan bir konudur. O da karasal
ortamda yayın lisanslarının verilmesidir. Maalesef bugüne kadar yayın
kuruluşlarının lisanslanması bir türlü sağlanamadı ve buna bağlı olarak lisans
ücretleri ve tahsis edilen kanal ve frekansların kullanım ücretleri tahsil
edilemedi. Bunun artık düzenlenmesi gerekir.

Sayısal yayıncılığa geçişi mutlaka gerçekleştirmeliyiz. Artık dünya ile
paralel olarak karasal sayısal yayıncılığa sorunsuz geçmek mecburiyetindeyiz. Bu
çerçevede geçici düzenleme ile bir yıllık süre içerisinde sayısal frekans ihalesi
ve tahsislerin yapılmasını, tahsis tarihinden itibaren 3 yıl süreyle de analog
televizyon ve sayısal televizyon yayınlarının paralel olarak sürdürülmesini
öngörüyoruz.''

Medya sahipliği ve yabancı sermaye konusunun da yeniden düzenlendiğini
belirten Arınç, radyo ve televizyon sahipliği ile ilgili sınırlamaların
daraltılarak, netleştirildiğini, tekelleşmeyi engellemek üzere karasal ortamda en
fazla 4 kuruluşun ortak olmasının öngörüldüğünü anlattı.

Arınç, yayın kuruluşlarının yabancı sermaye oranının da yüzde 25'ten
yüzde 50'ye yükseltildiğini kaydetti.

TRT yayınlarının da RTÜK denetimine alındığını bildiren Arınç, tasarı ile
IP TV ve HD TV gibi yeni yayın teknolojileri ile ilgili belirsizliklerin ortadan
kaldırıldığını dile getirdi.

Reyting ölçümleri yapacak şirketlerin RTÜK'ten izin alacağını,
şirketlerin ölçümlerinin denetleneceğini anlatan Arınç, yayın ilkelerinin AB
mevzuatına göre yeniden düzenlendiğini kaydetti.

Arınç, cevap ve düzeltme hakkının da yeniden düzenlediğini, ilgili tarafa
mahkemeye başvurmadan önce yayın kuruluşundan cevap ve düzeltme hakkının
kullandırılmasının istenmesi hakkının sağlandığını dile getirdi.

Yayın kuruluşlarının reklam beyanlarından alınan yüzde 5 RTÜK payının
yüzde 3'e düşürüldüğünü belirten Arınç, müeyyide sisteminin de yeniden
düzenlendiğini kaydetti. Kademeli müeyyide sisteminin mevcut olduğunu anımsatan
Arınç, ''Oysa vahim pek çok konuda bu sırayı takip ettiğiniz zaman ve yargı
sürecini de hesapladığınızda maalesef dizi bittikten aylarca, belki birkaç yıl
sonra bu konu gündeme gelebilmektedir. Tasarı ile kademeli müeyyide sisteminden
vazgeçilerek, yayın ilkeleri toplumsal etkileri ve sonuçları bakımından
sınıflandırılmış ve buna göre idari yaptırım öngörülmüştür. İhlalin niteliğine
göre RTÜK idari para cezası ile birlikte idari tedbir niteliğinde program
durdurma müeyyidesi de uygulayabilecektir'' dedi. Arınç, kuruluşların gelirine
orantılı idari para cezası öngörülerek, ceza adaletinin de sağlandığını ifade
etti.

RTÜK ile ilişkisinin ''ilgili bakan'' sıfatıyla olduğunu belirten Arınç,
''Bana doğrudan bağlı bir kurum değildir'' dedi.

Bir RTÜK üyesi hakkında geçmişten beri çok şey yazılıp söylendiğini
belirten Arınç, üyelerin teminat altında olduğunu, görevden almanın RTÜK'ün
yetkisinde olduğunu kaydetti.

Arınç, ''Bakan olarak veya hükümet olarak şu veya bu kişi hakkında
görevden almak veya göreve getirmek gibi bir yetkimiz bulunmamaktadır'' dedi.

RTÜK üyelerinin TBMM'de grubu bulunan partilerin oy oranlarına göre
tahsis edilen kontenjanlar çerçevesinde TBMM tarafından seçildiklerini anımsatan
Arınç, ''Bu yöntem eleştirilebilir, ama bu Anayasa değişikliği ile ortaya
konulabilecek bir konudur'' diye konuştu.

Arınç, tasarıya göre, hükümet veya bakanın yayın durdurabileceğine
yönelik eleştirileri yanıtlarken de tasarıdaki ilgili maddeleri okudu. Söz konusu
hükümlerin pek çok Avrupa ülkesinde bulunduğunu, olağanüstü durumlar için yetki
verildiğini kaydeden Arınç, durdurma kararına karşı Danıştaya gidilebileceğini,
Danıştayın 48 saat içinde karar vermesinin öngörüldüğünü anlattı. Arınç,
''Dolayısıyla hukuka aykırı bir düzenleme olduğu kanaatinde değilim'' dedi.

Milletvekillerinin sorularını da yanıtlayan Arınç, tasarıda, Türkçe'nin
kullanımı, grameri, lehçesi, şivesinin korunması ve özen gösterilmesi konusunda
çok önemli maddeler bulunduğunu belirtti.

Televizyon ve radyoların helal kaynaklarının reklam gelirleri olduğunu,
bu nedenle reklam gelirlerini artırmaya çalışacaklarını kaydeden Arınç, ''Biz,
Üst Kurul paylarının yüzde 5'ten yüzde 3'e indirilmesini öngörürken onlara yeni
bir alan açtığımızın farkındayız'' dedi.

Arınç, vergi indirimi, SSK borcu veya elektrik indirimi konusunda yerel
televizyonlara indirim yapmayı düşünmediklerini, herhangi bir hazırlıkları
bulunmadığını söyledi.

Uydu lisansı konusunda yüksek olan rakamı asgari düzeye indirme konusunda
çalışmaları olduğunu belirten Arınç, yeni rakamın en kısa zamanda açıklanmasını
ümit ettiğini ifade etti.

Siyasi reklama eskiden de yasak veya kısıtlama olmadığına dikkati çeken
Arınç, tasarıda bunu serbest bırakan bir düzenleme yapıldığını belirtti.

Siyasi partilerin seçimlerde çok büyük masraflar yaptığını ifade eden
Arınç, sadece BDP'nin Hazine yardımı alamadığını kaydetti. Arınç, ''Burada bir
haksızlık ya da ayrımcılık söz konusu olsa bunu BDP'nin dile getirmesi gerekir.
Nitekim getiriyorlar da. Şahsi düşüncemi ifade edeyim; BDP Grubuna Hazine'den
yardım verilmesini uygun buluyorum'' dedi.

''RTÜK Yasa Tasarısı''nın ''Türkçe dışındaki
dil ve lehçelerde de yayın yapılabilmesine olanak sağlayan'' maddesinin de
aralarında 7 maddesi kabul edildi.

Kabul edilen maddelerin diğer hükümlerine göre, milli güvenliğin açıkça
gerekli kıldığı hallerde veya kamu düzeninin ciddi şekilde bozulmasının kuvvetle
muhtemel olduğu durumlarda Başbakan veya görevlendireceği Bakan geçici yayın
yasağı getirebilecek.

Yayın durdurma kararına karşı Danıştay'da iptal davası açılabilecek.
Danıştay, bu davalara öncelikli olarak bakacak ve yürütmenin durdurulması
talebini 48 saat içerisinde karara bağlayacak.

Başkanvekili Sadık Yakut, bugünkü çalışma süresinin sona ermesi üzerine
yarın saat 13.00'te toplanmak üzere birleşimi kapattı.

(20.32)

NOT: HABERİN DEVAMINI "İLGİLİ DÖKÜMANLAR" BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ.
Haber Tarihi (dd/mm/yyyy)
Anahtar Kelime






Türkiye Büyük Millet Meclisi Resmi İnternet Sitesi
© 2009 TBMM
Tasarım Hacettepe Üniversitesi


Sitemiz en iyi Mozilla Firefox 3.0, IE 7.0 ve üzeri ile görüntülenebilir.