TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BASIN AÇIKLAMALARI

MHP TBMM GRUP TOPLANTISI...


MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, yarın Cumhuriyet'in kurucusu ve ilk Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün vefatının yıl dönümü olduğunu anımsattı.

09 Kasım 2010 Salı

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, ''PKK'nın,
şehir örgütlenmesi olan TAK ile önce paklaştırılması sonra aklaştırılması
arkasında da siyasallaştırılmasının amaçlandığını'' öne sürdü.

Bahçeli, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, yarın
Cumhuriyet'in kurucusu ve ilk Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün
vefatının yıl dönümü olduğunu anımsattı.

Hayatını içinden yetiştiği Türk milletine adayan Atatürk'ün ebediyete
intikal edişinin üzerinden tam 72 yıl geçtiğine dikkati çeken Bahçeli, ''Varlığı
sona ermiş kabul edilen büyük milletimizi, temellerinden çökmüş ve ömrü
tamamlanmış bir imparatorluğun enkazı altından çekip çıkararak, hürriyetine
kavuşturan bu büyük devlet adamını minnet ve şükran duygularımızla bir kez daha
yad ediyoruz'' dedi.

Atatürk'ün milletine inandığını ve güvendiğini belirten Bahçeli, ''Bugün
Cumhuriyetimiz tehlikelere maruz kalsa da dişini gösteren mihraklar, şehit
kanıyla sınırları çizilen vatan topraklarımızı pay etmeye hazırlansalar da
bilsinler ki karşılarında gücünü dün olduğu gibi Türk milletinden alan ve Milli
Mücadele'nin hatıralarını içinde taşıyan Milliyetçi Hareket vardır ve hain
emellere asla geçit vermeyecektir'' diye konuştu.

Türkiye'nin, 8 yıldır AK Parti hükümeti tarafından yönetildiğini
anımsatarak, bu sürenin bir siyasi partinin programını uygulaması için son derece
yeterli olduğunu ifade eden Bahçeli, ''AKP ile birlikte gelişmiş, kalkınmış ve
güçlenmiş Türkiye özlemlerinin yalnızca sözde kaldığını, umutlar ve beklentilerin
hep boş çıktığını'' savundu.

''AKP iktidarı, milletimizin hak ettiği refahı getirememiş, çatışma,
kamplaşma ve kutuplaşmadan beslenen siyaset uygulamasıyla 8 koca yılı israf ve
heba etmiştir'' diyen Bahçeli, şöyle devam etti:

''Vatandaşla devlet arasındaki gerilimin yükseldiği, milletimizin bin
yıllık kardeşliğinin sorgulandığı, kriz ve kargaşayla geçen yılların altında
ezilen bir millet gerçeği bulunduğunu görmek lazımdır. AKP iktidarları süresince,
ekonomi girdiği ağır bir krizle tahrip olmuş ve istikrarını kaybetmiş,
sürdürülebilir kalkınma ortamı tesis edilememiş, yoksulluk ve yolsuzluk her
tarafı sarmış, siyasetin alanı daralmış, devlet ile toplum arasındaki güven
sorunu derinleşmiş, milletimiz farklılıklar temelinde tanımlanmış ve etnik
tahrikler hız kazanmıştır. Bölücülük şımarmış, yayılmış ve kuvvetlenmiş, milli
varlıklar haraç mezat elden çıkarılmış, küresel projelerin kanlı niyetlerine
ortak olunarak, teşrifatçılık yapılmış ve yalan, karalamayla iç içe geçmiş bir
yönetim anlayışı maalesef vasat bulmuştur.

Başbakan Erdoğan'ın, sekiz yıldır sergilediği hükümet etme anlayışıyla
altı oyulmamış, dejenere edilmemiş hiçbir değer kalmamış, kanunsuzluk, vurgun ve
yıkım bir kural haline gelmiştir. 'Demokratikleşme' diyerek, etnik bölücülüğün,
'özgürlük' diyerek canilerin cüret kazanmasına ortam hazırlanmış, bunları da
ileri demokrasi maskesiyle örtme kurnazlığına şahit olunmuştur. Hakikaten Türkiye
AKP iktidarıyla yorulmuş ve dermanı tükenmiştir.''

''Sorunların, Başbakan Erdoğan'ın sinirli ve asabi siyaset tarzı yüzünden
cepheleşmeleri teşvik ettiğini ve toplumsal yapıyı birbirinden ayırdığını'' öne
süren Bahçeli, ''Bugün bize üslup ve hoşgörü dersi vermeye çalışan Başbakan'ın,
bunlardan ne kadar nasipsiz olduğu herkesin bildiği gerçeklerdir ve tüm
çıplaklığıyla milletimizin malumudur. Bizim üslubumuzdan şikayet eden Başbakan'a
hatırlatmak isterim ki eğer edep ve izandan mahrum birisi varsa, o da sözleriyle
her şeyi gözler önüne seren kendisinden başkası değildir. Hırçın ve vicdandan
azade bir siyaset anlayışının yegane sahibi yine aynı Başbakan'dır'' diye
konuştu. Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Özellikle, bugünlerde iyice su üstüne çıkan terör örgütüyle görüşmeleri
daha önce ifşa ettiğimizde, buna tahammülsüzlük gösterip bu iddiamızı
şerefsizlikle, alçaklıkla suçlayacak kadar ağzı bozuk olan birisinin, birden bire
masum bir rol takınması içine düştüğü ikiyüzlülüğü göstermesi bakımından anlamlı
olmuştur. Aynı minvaldeki sözlerini Kosova seyahati öncesinde de yineleyen bu
tükenmiş ruh halinin, siyasi haysiyet ve kalite açısından nasıl bir geri seviyede
bulunduğuna artık şüphemiz kalmamıştır.

Başbakanlığı 'asma ve kesme yeri' olarak gören ve küçücük çocuklara bu
şekilde öğüt veren, en galiz hakaretleri peşi sıra siyasi muhataplarına
sıralayan, iftira ve çamur atma konusunda kimsenin boy ölçüşemeyeceği kişi de
yine Recep Tayyip Erdoğan'dır.

Büyük Ortadoğu Projesi'nin eş başkanlığını yapan bu zatın sahip olduğu
siyasi nezaket ve saygı konusundaki sicili, bize tavsiye vermeye asla
yetmeyecektir. Adap ve seviye konusunda bizimle boy ölçüşmesi söz konusu dahi
olmayacaktır. Bizim Başbakan Erdoğan'dan öğreneceğimiz bir şey de yoktur. Önerim,
bir bildiği ve inandığı varsa kendisine saklamasıdır ve fitne saçan diline
hakim olmasıdır.

Partimize yönelik olarak kullanılan kötü sözlerin mutlaka hesabı
sorulacak, gönül veren milyonlarca kardeşimiz bu sinsi siyaset bezirganlığının
haddini mutlaka bildirecektir.''

Taksim meydanındaki terör saldırısını düzenleyen kişinin, PKK mensubu
olduğunun ortaya çıktığını hatırlatan Bahçeli, bu durumun kendileri için
şaşırtıcı olmadığını söyledi.

''Taksim'deki hunhar eylemden hemen sonra yapılan kafa karıştırıcı ve
hedef saptırıcı açıklamaların, PKK terör örgütünü aklamak için kolektif bir
faaliyet olduğunu gösterdiğini'' ileri süren Bahçeli, şunları kaydetti:

''PKK'nın, şehir örgütlenmesi olan TAK ile önce paklaştırılması sonra
aklaştırılması arkasından da siyasallaştırılması amaçlanmaktadır. Gelişmeler bir
iyi, bir de kötü PKK imajı verilmek için yoğun bir propagandanın yapıldığına
işaret etmektedir. Bölücü çevreler ve AKP hükümeti, Taksim vahşetini
'provokasyon' olarak niteleyerek, bir anlamda terör örgütü PKK'yı temize çıkarmak
için el birliği yapmışlardır. Ortada PKK'nın şehir örgütlenmesinin düzenlediği
hain bir suikast vardır ve bunun tevil edilmeye çalışılması abesle iştigaldir.

Ortada, cesedi parçalanmış olsa da Kandil'de eğitilmiş ve sınırlarımız
içine girip saldırılar düzenleme konusunda görevlendirilmiş bir terörist
bulunmaktadır. Bu cani rahatlıkla İstanbul'a gelmiş, ev tutmuş ve hatta hastalığı
nedeniyle sahip olduğu yeşil kartla tedavi dahi olmuştur. Bu süre zarfında,
yapacağı cinayetler için planlar yapmıştır. Burada dikkat edilmesi gereken önemli
bir husus da PKK'lı teröristin, hiçbir takibata uğramadan, elini kolunu
sallayarak, Taksim'deki menfur eylemi için hazırlık yapmasıdır. Toplumda herkesin
telefonunu dinleyen, takip eden AKP hükümeti, nedense, böylesi bir ortamda
caninin eylem planını fark edememiş ve saldırıyı önleyememiştir.

Terör saldırısının ne zaman ve hangi vasıtaları kullanarak gerçekleşeceği
genel hatlarıyla önceden tespit edilemiyorsa aklımıza güvenlik teşkilatının ne
yaptığı ve hangi işlerle uğraştığı konusu gelecektir.

Canlı bombacının kimliğinin gecikmeyle açıklanması ve dikkatlerin PKK'dan
uzaklaştırılmaya çalışılması bu düşüncemizi doğrular niteliktedir. AKP
yetkililerinin, PKK'yı koruma ve aklama refleksi gösterdikleri ibretle
görülmektedir.

31 Ekim 2010 günü, İstanbul Taksim meydanındaki PKK canlı bomba saldırısı
sonrasında, bunun arkasında PKK'nın olduğu konusunda soru işaretleri ve kafa
bulanıklığı yaratmak için sahneye çıkan da ne yazık ki bizzat Başbakan Erdoğan
olmuştur.''

Bütün kabahatin ve suçun, PKK terör örgütü içindeki sözde kontrol
edilemeyen gruplara yüklenmesinin, vahim gelişmelerin peşi sıra ortaya çıkacağını
gösterdiğini ifade eden Bahçeli, ''Sayın Cumhurbaşkanının ise 'barış yolunda
ilerlerken provokasyonların tuzağına düşülmemesini ve bu konuda kararlı
olunmasını' tavsiye eden sözleri kaygılarımızı ister istemez daha da artmıştır.
Üstelik dağdaki canilere, yanlışlarını düzeltme hususunda fırsat verilmesinden
bahsetmesi, PKK terör örgütüne bakıştaki değişikliğin nerelere kadar uzandığını
açıklıkla kanıtlamıştır'' diye konuştu.

Bahçeli, Başbakan Erdoğan'a, ''Dünyanın neresinde müebbet cezaya
çarptırılan bir ayrılıkçı terör elebaşısı, hücresinden gündem
belirleyebilmektedir ve örgütüne talimatlar yağdırmaktadır?'' sorusunu yöneltti.
Bahçeli, şöyle devam etti:

''Bu düşüklüğü hangi şeref ve haysiyetle izah etmek imkan dahilinde
olacaktır? Türk milletinin geleceğini ve Türk devletinin kaderini, kod adı
'balıkçı' diye servis edilen meçhul ve karanlık bir kendini bilmez mi tayin
edecektir? Devlet işleri ne zamandan beri bu kimliği ve sicili meçhul zevatlar
tarafından yürütülmektedir? Başbakan'ın devlet yönetiminden anladığı bu mudur?
Şehitlerimizin vebali, gazilerimizin hakkı bundan sonra nasıl taşınacak ve ne
şekilde karşılanacaktır? İki cihanda bu muhterem kahramanların yüzüne nasıl
bakılacaktır?

Gazetelerde yüzünü dahi göstermeyen ve AKP'den aldığı talimatla aracılık
yaptığı anlaşılan bir çürümüş zavallı tarafından Türkiye Cumhuriyeti'nin müzakere
masalarına oturtulması en hafif tabirle densizliktir ve alçaklıktır. İmralı
canavarıyla ilgili görüşmelerin sorumluluğunu devlete atan Başbakan Erdoğan,
sanki başkanı olduğu hükümeti hiçbir şeye karışmıyormuş gibi izlenim vermeye
çalışmaktadır. Sayın Cumhurbaşkanı'nın da benzer eğilimde olması bizce çok
manidardır. Zannedersiniz ki devletin bürokratları gündemlerini kendileri
belirlemekte ve akıllarına estiği gibi hareket etmektedirler. Bütün devlet
kuruluşları Başbakan'a bağlı olduğuna göre, kendisinin bilgisi ve onayı olmadan,
bebek katiliyle görüşme yapılabilmesi ihtimal dahilinde bile olmayacaktır. O
halde İmralı'yla, Başbakanlık arasındaki aracıların, devlet adına hangi
kuruluşların ve kimlerin görüştüğünü Başbakan'ın açıklaması siyasi namus meselesi
haline gelmiştir. Geldiğimiz bugünkü aşamada, AKP'yle PKK masaya oturmuş, kanlı
bir pazarlık içine girmişlerdir.''

Bahçeli, ''Suriye ile yapılan suçluların iadesi anlaşması tam bir
kepazelik'' olduğunu iddia ederek, ''Vatanımıza saldırılar düzenleyen Suriye
asıllı PKK'lı teröristler böylelikle zımnen affa tabi tutulacaklardır. İster
istemez burada hatırımıza, aynı sürecin ülkemizde de uygulanıp uygulanmayacağı
hususu gelmektedir'' dedi.(12.39)

NOT: HABERİN DEVAMINI "İLGİLİ DÖKÜMANLAR"DA BULABİLİRSİNİZ.
Haber Tarihi (dd/mm/yyyy)
Anahtar Kelime






Türkiye Büyük Millet Meclisi Resmi İnternet Sitesi
© 2009 TBMM
Tasarım Hacettepe Üniversitesi


Sitemiz en iyi Mozilla Firefox 3.0, IE 7.0 ve üzeri ile görüntülenebilir.