TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BASIN AÇIKLAMALARI

2011 YILI BÜTÇESİ...


Milli Eğitim Bakanlığı 2011 yılı bütçesinin görüşmeleri, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda başladı.

09 Kasım 2010 Salı

Milli Eğitim Bakanlığı 2011 yılı bütçesinin
görüşmeleri, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda başladı.

Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu, bakanlığının bütçesini sundu.

Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu, gelecek yıl
55 bin yeni kadrolu öğretmen alınacağını bildirdi.

Çubukçu, Milli Eğitim Bakanlığının 2011 bütçesine ilişkin TBMM Plan ve
Bütçe Komisyonunda yaptığı sunumda, öğretmen atamaları konusunda bilgi verdi.

Çubukçu, 2011 yılında 55 bin yeni kadrolu öğretmen alımı yapılmasının
planlandığını kaydetti. Bu yıl 10 bin öğretmen ataması yapıldığını anımsatan
Çubukçu, ayrıca yıl sonuna kadar 30 bin personel atamasının yapılacağını
söyledi.

Bakanlık olarak 2003 yılından 30 Eylül 2010'a kadar 168 bin 583 kadrolu,
70 bin sözleşmeli olmak üzere toplam 238 bin 583 öğretmenin istihdamının
sağlandığını ifade eden Çubukçu, ayrıca geçici öğretici, usta öğretici gibi
çeşitli alanlarda 240 bin 931 personelin görevlendirildiğini anlattı.

Komisyonda ayrıca, ÖSYM, YÖK ve 94 üniversitenin bütçeleri de ele
alınıyor.

Milli Eğitim Bakanlığı Nimet Çubukçu, eğitim
alanındaki altyapı sorunlarının önemli oranda çözüldüğünü belirterek, ''Bundan
sonra dünya ile rekabet edebilen bir nesil yetiştirme ve eğitimde kaliteyi
yükseltmeye odaklanacağız'' dedi.

Bakan Çubukçu, eğitim sistemini sürekli olarak geliştirme ve eğitimde
niteliği yükseltme arayışlarının, 2007-2013 dönemini kapsayan 9. Kalkınma
Planında öngörülen; ''istikrar içinde büyüyen, gelirini daha adil paylaşan,
küresel ölçekte rekabet gücüne sahip, bilgi toplumuna dönüşen ve AB'ye üyelik
için uyum sürecini tamamlamış bir Türkiye'' vizyonuyla, toplumsal ve evrensel
gelişim doğrultusunda sürdürüldüğünü ifade etti.

''Yaklaşık sekiz yıllık süreçte başlayan eğitim seferberliği ve bütçeden
eğitime ayrılan payın rekor düzeyde yükselmesiyle eğitimin niceliğine ilişkin
birçok sorunu arkamızda bıraktık'' diyen Çubukçu, nicelikteki iyileşmenin,
eğitimin niteliğinin yükselmesine de doğrudan etki yapan bir faktör olduğunu, öte
yandan eğitimde kaliteyi artırmaya dönük çabaların da altyapıyı iyileştirmeye
dönük çabalarla paralel yürütülmeye çalışıldığını söyledi.

Dünya ekonomisi ve teknolojideki hızlı değişim ve gelişmeler karşısında,
Türk eğitim sisteminin okul öncesinden yaygın eğitime kadar, hayat boyu öğrenme
yaklaşımıyla yeniden düzenlenmesi çalışmalarında önemli bir mesafe alındığını
belirten Çubukçu, ''Türk eğitim sistemi ve yönetiminin ülkemizin insan
kaynaklarının en etkin biçimde gelişmesini destekleyecek yapı ve işleyişe
kavuşturulması, eğitimde fırsat ve imkanların herkes için erişilebilir olmayı,
kaliteli eğilim fırsat ve imkanlarının yaygınlaştırılması, eğitimde kalite
güvence sisteminin oluşturulması öncelikli politikalarımız arasındadır'' dedi.

Hükümetin temel önceliklerinden biri olan okul öncesi eğitimde; 2002
yılında yüzde 11 olan okullaşma oranının, 2009-2010 eğitim-öğretim yılında 48-72
aylık dönemde yüzde 39'a, 60-72 aylık dönemde ise yüzde 61'e yükseldiğini
bildiren Çubukçu, ''9. Kalkınma Planı'nda (2007-2013) 4-5 yaş hedefi yüzde 50
öngörülmüşken, bizim hedefimiz, önümüzdeki yıllar içinde yüzde 100 okullaşma
oranına ulaşmaktır. 2012-2013 eğitim-öğretim yılına kadar kademeli olarak okul
öncesi eğitim 81 ilde zorunlu olacaktır'' bilgisini verdi.

Çocukların mutluluğu, başarısı, fiziksel ve zihinsel gelişimlerinin
kaliteli bir okul öncesi eğitime bağlı olduğunu belirten Çubukçu, ''Ülkemizde
okul öncesi eğitim alanında büyük yatırımlar yapılmakta, büyük projeler hayata
geçirilmektedir. 2009 yılında 31 milyon TL olan anaokulu yapım ödeneğini yüzde
103 artışla 2010 yılında 63 milyon TL'ye, 2011 yılında ise 85 milyon TL'ye
yükselttik'' diye konuştu.

Gelişmiş tüm ülkelerde olduğu gibi zorunlu ilköğretim başta olmak üzere
eğitim hizmetlerini ülkenin her yöresine, bölgesine, beldesine ve her insanına
ulaştırmayı öncelikli görevleri arasında saydıklarını ifade eden Çubukçu, şunları
söyledi:

''En iyi yatırım eğitime ve insana yapılan yatırımdır. Ülkemiz genelinde
yapılan derslik sayısı, derslik başına düşen öğrenci sayısı, öğrenci başına
öğretmen sayısı ve bilişim altyapısı gibi Türkiye'nin eğitim alanındaki altyapı
sorunlarını önemli oranda çözdük.

Bundan sonra dünya ile rekabet edebilen bir nesil yetiştirebilme ve
eğitimde kaliteyi yükseltmeye odaklanacağız.

lköğretimde net okullaşma oranı; 2002'de yüzde 90,9 iken 2009-2010
eğitim-ögretim yılında yüzde 98,2'ye ulaşmıştır. Bu eğitim-öğretim yılında yüzde
99'a ulaşması beklenmektedir. 9. Kalkınma Planında öngörülen brüt okullaşma
hedefi, 2013 yılında yüzde 100 iken, 2009-2010 eğitim-öğretim yılında sağlanan
yüzde 106,5 brüt okullaşma oranı ile bu hedef aşılmıştır.

2002'de derslik başına düşen öğrenci sayısı 36 iken, 2009-2010
eğitim-öğretim yılında 32'ye düşürülmüştür. 9. Kalkınma Planındaki 30 hedefine
ulaşma çabalarımız devam etmektedir.

2002 yılında burs alan öğrenci sayısı 95 bin iken, 2010 yılında bu sayısı
yüzde 237 artış ile 225 bine ulaşmıştır.''

Durumu uygun olan bir kısım liselerin de mesleki ve teknik ortaöğretime
daha fazla öğrencinin yönlendirilmesi amacıyla kademeli olarak mesleki ve teknik
ortaöğretim kurumuna dönüştürülmesi çalışmalarının sürdüğünü anlatan Nimet
Çubukçu, bu kapsamda 355 genel lisenin Anadolu lisesine dönüştürüldüğünü, 69
okulun da mesleki ve teknik ortaöğretime devredildiğini bildirdi.

Çubukçu, ortaöğretimde 2002 yılında net okullaşma oranı yüzde 50,6 iken
2009-2010 eğitim-öğretim yılında yüzde 65'e yükseldiğini, 2014 yılı sonunda brüt
okullaşmanın yüzde 90'ın üzerine çıkarılması için çalışmaların devam ettiğini
kaydetti. Çubukçu, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Ortaöğretimde kız çocukların brüt okullaşma oranının, erkek çocuk brüt
okullaşma oranı, 2002'de yüzde 72 iken, bugün yüzde 88,6'ya çıkarılmıştır.

2001-2002 eğitim-öğretim yılı itibariyle mesleki ve teknik ortaöğretimin,
ortaöğretim içindeki payı (açık öğretim öğrencileri hariç) yüzde 28,9 iken
2009-2010 eğitim-öğretim yılında yüzde 45,06'ya yükselmiştir. Türkiye'nin en
önemli ve öncelikli gündem maddesi olan işsizliğin azaltılması ve nitelikli
eleman ihtiyacının karşılanması için Hükümet olarak tüm imkanlarımızı seferber
etmiş bulunmaktayız.

Mesleki eğitimden mezun gençlerimizin yaklaşık yüzde 93'ünün istihdama
katılması aslında mesleki eğitimin cazibesini yitirmediğini hatta arttığını
göstermektedir. Gençlerimizin artık iki alanda yönlendirilmesi gerekiyor.
Birincisi, yükseköğretime devam için akademik başarısı yüksek okullar, ikincisi
mesleki eğitim. Mesleki eğitime yönelik seçimin düşük olmasına neden olan
yükseköğrenime geçişte uygulanan ve meslek liseleri aleyhine adaletsizlik içeren
katsayı uygulaması geçen yıl itibariyle kaldırılmıştır. Yükseköğrenim görmek
isteyen her öğrencinin, eşit şartlarda yapılan sınavda istediği bölüme
yerleşebilme imkanına kavuşmasını bir hakkın teslimi olarak görüyoruz.

Yeni dönemde ortaöğretimde alanları kaldırdık. Ortaöğrenimde her genç
yükseköğrenime geçişle herhangi bir alan kısıtlamasına bağlı olmadan, ortak
derslerini gördükten sonra farklı bölümlerde sınava girebileceklerdir.''

2008-2009 eğitim-öğretim yılı itibariyle özel öğretim kurumlarının örgün
öğretim kurumları içindeki payının, okul sayısına göre yüzde 8,4, öğrenci
sayısına göre yüzde 2,7, öğretmen sayısına göre yüzde 7 olduğunu belirten
Çubukçu, 2014 yılı sonuna kadar özel öğretim kurumlarının eğitim sistemi içindeki
payının okul sayısına göre yüzde 9'a, öğrenci sayısına göre de yüzde 5'e
çıkarılmasını hedeflediklerini anlattı.

Özel eğitime gereksinim duyan öğrencilerin okullara erişiminin sağlanması
için ücretsiz taşımas projesi kapsamında 127 bin 400 öğrencinin ücretsiz
taşındığını, 2010-2011 eğitim-öğretim yılında da devam edecek bu proje
kapsamında, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Fonundan 45 milyon TL kaynak tahsis
edildiğini bildiren Çubukçu, ''Üstün yetenekli çocuklarımızın örgün eğitim
kurumlarındaki eğitimlerinin yanı sıra yeteneklerine uygun eğitim sağlayan bilim
ve sanat merkezlerimizin sayısı 2002'de 9 iken, bugün itibariye 60'a, öğrenci
sayısı ise 8 bine ulaşmıştır. Özellikle dezavantajlı bireylerin temel öğrenme
ihtiyaçlarını karşılayabilmesi için 2003 yılında 98 olan Rehberlik ve Araştırma
Merkezi sayısını da 211'e ulaştırdık'' dedi.

Milli Eğitim Bakanlığı Nimet Çubukçu,
Cumhuriyet tarihinde ilk kez Bakanlığının, 34 milyar 112 milyon 163 bin lira ile
merkezi yönetim bütçesinden en büyük payı aldığını bildirdi.

Çubukçu, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda, Bakanlığının bütçesini
sunarken, yükseköğretimde 8 yılda çok önemli ilerlemeler sağlandığını söyledi.

2002 yılında 53'ü devlet, 23'ü vakıf toplam 76 üniversite bulunduğunu
hatırlatan Çubukçu, üniversite sayısının; bu yıl Ekim sonu itibariyle, 102'si
devlet 52'si vakıf olmak üzere 154'e yükseldiğini ifade etti. Çubukçu,
yükseköğretimde 2002 yılında yüzde 14,65 olan net okullaşma oranının da 2009-2010
eğitim-öğretim yılında yüzde 30,42'ye çıktığını bildirdi.

Kız çocuklarının eğitime teşvik edilmesi için yapılan çalışmaları anlatan
Çubukçu, ''Hayat boyu öğrenme stratejisi doğrultusunda bireylerin kişisel
taleplerinin karşılanmasının yanı sıra değişen ve gelişen ekonomiye iş gücü
duyarlılığının artırılması için kamu, özel sektör ve sivil toplum kuruluşlarıyla
işbirliği içinde, bireylerin kişisel bilgi ve istihdam becerilerini geliştirerek
iş ve hayal kalitelerini artırmayı hedefliyoruz'' dedi.

Çubukçu, yaygın eğitimde 2003-2008 yılları arasında 1 milyon 643'ü kadın,
1 milyon 580 bin 595 kişiye okuma-yazma öğretildiğini, 2008-2009 eğitim-öğretim
yılı sonu itibariyle de 385 bin 356 vatandaşa okuma-yazma becerisi
kazandırıldığını söyledi.

Öğretmen maaşlarındaki artışa dikkati çeken Çubukçu, 9. derecenin 1.
kademesinde bulunan bir öğretmenin maaşının 1387 TL'ye, 15 saat ek ders ücretinin
ise 421 TL'ye yükseldiğini anlattı.

Genel bütçe kaynağı dışındaki kaynakları da harekete geçirerek,
hayırsever kişi, kurum ve kuruluşların katkılarıyla düzenlenen kampanyalarda
bugüne kadar 159 bin 951 derslik, 736 öğrenci pansiyonu ve 889 yeni spor salonu
hizmete açtıklarını ifade eden Çubukçu, ADSL internet erişimi olan kurumların
ortaöğretimde oranının yüzde 100, ilköğretimde ise yüzde 95 olduğunu belirtti.

42 bin okuldaki 570 bin dersliğe dizüstü bilgisayar, projeksiyon cihazı,
internet ve çok amaçlı yazıcı ve akıllı tahta sağlanmasına yönelik altyapının
kurulması ile ilgili çalışmaların devam ettiğini anlatan Çubukçu, şunları
söyledi:

''Cumhuriyet tarihinde ilk kez Bakanlığımız bütçesi, merkezi yönetim
bütçesinden en büyük payı alarak 34 milyar 112 milyon 163 bin TL olarak
öngörülmüştür.

Milli Eğitim Bakanlığı bütçesi, 2002 yılında 7,5 milyar TL iken, 2010
yılında yüzde 278 artışla 28,24 milyar TL olmuş ve 2011 yılında 34,1 milyar TL
öngörülmesiyle artış oranı 2002 baz yılına göre yüzde 354,6 olmuştur.

Üniversitelerin 2002 yılında konsolide bütçeden aldığı pay yüzde 2,54
iken, 2010 yılı bütçe tasarısında bu oran yüzde 3,26 olmuştur. 2011 yılında ise
yüzde 3,68 olarak öngörülmüştür.

Üniversitelerin Ar-Ge bütçesi 2002 yılında 86,6 milyon TL iken 2010
yılında 480,4 milyon TL'ye yükseltilmiştir. 2011 yılında ise 547 milyon TL
olmasıyla artış oranı yüzde 531'e yükselecektir.''

*** HABERİN DEVAMINA "İLGİLİ DÖKÜMANLAR" BÖLÜMÜNDEN ULAŞABİLİRSİNİZ ***

(12.35)
Haber Tarihi (dd/mm/yyyy)
Anahtar Kelime






Türkiye Büyük Millet Meclisi Resmi İnternet Sitesi
© 2009 TBMM
Tasarım Hacettepe Üniversitesi


Sitemiz en iyi Mozilla Firefox 3.0, IE 7.0 ve üzeri ile görüntülenebilir.