TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BASIN AÇIKLAMALARI

CHP TBMM GRUP TOPLANTISI...


CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, bir yargıcın 'üzerimde kurumsal baskı var' diyerek görevinden ayrıldığını belirterek, ''Başbakan'a 'o yargıca kurumsal baskıyı kim yaptı?' diye sorduk, Başbakan'dan ses var mı, tık yok. Burada bağıramaz, çağıramaz'' dedi.

19 Ekim 2010 Salı

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, bir
yargıcın 'üzerimde kurumsal baskı var' diyerek görevinden ayrıldığını belirterek,
''Başbakan'a 'o yargıca kurumsal baskıyı kim yaptı?' diye sorduk, Başbakan'dan
ses var mı, tık yok. Burada bağıramaz, çağıramaz'' dedi.

Kılıçdaroğlu, bazı il başkanları, sanatçılar, aydınlar, yazarlar ile yaptıkları toplantıda Türkiye'yi,
dünyayı ve CHP'yi görüştüklerini söyledi.

Bu çalışmadan dersler aldıklarını ifade eden Kılıçdaroğlu, 'Hepimiz
Türkiye'nin aydınlığa kavuşması konusunda görüş birliğine vardık. Herkes şunun
altını çizdi; Türkiye'nin, CHP'ye her zamankinden daha fazla ihtiyacı vardır''
dedi.

Kılıçdaroğlu, bölgesel düzeyde bu çalışmaları sürdüreceklerini
söyleyerek, ''Biz kendimizi anlatacağız, uzun yıllardır CHP ile ilgili
oluşturulan yanlış algıları yerle bir edeceğiz, bunda kararlıyız, çünkü biz
Türkiye'nin partisiyiz'' diye konuştu.

TBMM Genel Kurulunda, geçen hafta sınır ötesi operasyonlarla ilgili
yapılan kapalı oturumun AK Parti'nin istediğini dile getiren Kılıçdaroğlu, gazete
haberlerindeki bilgilerin içeriğinin bile, Hükümetin kapalı oturumda
anlattıklarından daha dolu olduğunu söyledi.

''Bu kadar boş, bu kadar sığ bir kapalı oturumu ilk kez dinliyorum''
diyen Kılıçdaroğlu, ''AKP'nin gerçekleri ve bizim konuşmalarımızı kamuoyundan
gizlemek için, takiye yöntemi ile kapalı oturum istediğini hemen anladık''
dedi.

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, kapalı oturum sırasında bir grup başkanvekilinin
Twitter'dan mesaj gönderdiğini, bazı AK Parti'li milletvekillerinin de kuliste
maç izlediğini anlattı.

Kılıçdaroğlu, ''Türkiye'nin, Parlamentonun, AKP'li milletvekillerinin
haline bakın. Böyle bir yapı olabilir mi? Onlar konuşamazlar, onların dilleri
yoktur; onlar duyamazlar, onların kulakları yoktur; onlar düşünemezler, onların
yerlerine başkaları düşünür. AKP'nin getirdiği Parlamento, çalışma ortamı bu.
Kendileri çalar, kendiler oynarlar'' diye konuştu.

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, Şili'deki maden kazasında, yerin 700
metre altında kalan işçilerin göçükten çıkarıldığını anımsattı.
Türkiye'de de 17 Mayısta bir kaza olduğunu ve işçilerin hayatlarını
kaybettiğini ifade eden Kılıçdaroğlu, 2 işçinin cesedinin ise hala
çıkarılamadığını bildirdi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Zonguldak'daki kaza için ''kader''
dediğini belirten Kılıçdaroğlu, ''Şili'de kader olmayan şey Türkiye'de neden
kader oluyor? Şili'de ölmeyen maden işçisi Türkiye'de neden ölüyor? Çünkü orada
akıl ve mantık var. Önce kazayı önleyecek önlemler alıyorsunuz ama Sayın
Başbakan'ın bu taraklarda hiç bezi yok'' diye konuştu.

Kılıçdaroğlu, çalışanların, üretenlerin AK Parti Hükümeti tarafından
sevilmediğini bildiklerini ifade etti.

''Size ne üretmekten? Siz oturun, size gelip bir şeyler dağıtılacak;
yoksul kalın ve AKP'ye bağımlı hale gelin. Hiç düşünmeyin, seçimlerde de gidip oy
verin. Getirmek istedikleri mantık bu ama biz buna direneceğiz. Herkes üretecek
ve çalışacak'' diyen Kılıçdaroğlu, karşılarında AK Parti'nin yan kolu olmayan,
özgürce hak arayan ve direnen işçi sendikaları olacağını söyledi.

Kemal Kılıçdaroğlu, konuşmasında Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu
(HSYK) seçimlerine de değindi.

CHP'nin ''AK Parti'nin, demokrasiyi ve özgürlükleri genişletmek isteyen
bir parti olmadığını, gizli gündemi olan bir parti olduğunu'' söylediğini ifade
eden Kılıçdaroğlu, ''(Hadi canım) dediler, 'gizli gündemi yok' dediler ancak
bunun sonucu ortaya çıktı. AKP, 'yargı bağımsız ve tarafsız değil' diyordu.
Onların bağımsızlık ve tarafsızlık anlayışı ile bizim bağımsızlık ve tarafsızlık
anlayışımız farklıydı ama aynı sözcükleri kullandığımız için 'AKP de özgürlük
istiyor, niçin itiraz ediyorsunuz?' diyorlardı'' diye konuştu.

AK Parti'nin HSYK'yı çalıştırmadığını öne süren Kılıçdaroğlu, bir
yargıcın, ''üzerimde kurumsal baskı var'' diyerek görevinden ayrıldığını ifade
ederek, ''Başbakan'a 'o yargıca kurumsal baskıyı kim yaptı?' diye sorduk,
Başbakan'dan ses var mı, tık yok, işine gelmiyor. Burada bağıramaz, çağıramaz.
Sen hukukun üstünlüğü diye meydanlara çıkmadın mı? O yargıca baskı yapanı bulmak
senin görevin değil mi?'' dedi.

Kılıçdaroğlu, AK Parti'nin ''yargı bağımsızlığını getiriyoruz' diyerek
Anayasa değişikliğini getirdiğini söyledi. Brüksel'de, değişiklikleri destekleyen
Avrupa'ya ''bunlar reformsa önce siz uygulayın'' dediğini kaydeden Kılıçdaroğlu,
''Yargıyı yürütmenin emrime vermek ne zamandan beri reform oldu?'' diye sordu.

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, Anayasa değişikliğinden sonra HSYK'ya bakan ve
müsteşarın yanı sıra, Müsteşar Yardımcısı ve Personel Genel Müdürü'nün de
girdiğini söyledi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, ''Bu
ülkenin talihsizliği ne? Ali Dibo'cudan Adalet Bakanı olur mu?'' diye sordu,
Adalet Bakanı Sadullah Ergin'e ''Sen uygar bir toplumda Adalet Bakanı değil,
milletvekili olamazsın'' diye seslendi.

Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada Anayasa
değişikliğinin ardından gerçekleştirilen Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'na
(HSYK) üye seçimini değerlendirdi.

Kemal Kılıçdaroğlu, HSYK üye seçimlerine ilişkin olarak ''sınav yapıp
yargıç alanların seçimlere girerek bu yargıçlardan HSYK üyeliği için kendisine oy
vermelerini istemesinin ahlaki olmadığını'' savundu.

Deniz Feneri davasının savcısının da HSYK üyeliğine seçildiğini ifade
eden Kılıçdaroğlu, ''Düşünün Almanya ikinci Deniz Feneri davasını açmak üzere biz
hala birincisinin ne olduğunu bilmiyoruz. Bundan sonra da herhalde daha da zor
işimiz ama takip edeceğiz. Bizi yıldıramazlar. Sonuna kadar takip edeceğiz.
Aydınlığa çıkıncaya kadar takip edeceğiz. AKP bütün baskısını yapsa da sonuna
kadar takip edeceğiz'' diye konuştu.

Türkiye'nin gerçek yurtseverleri, ahlaklı insanları, hak hukuk arayanları
olduğunu kaydeden Kılıçdaroğlu, bu insanların yaşananların sonuna kadar takipçisi
olacağını belirtti.

Adalet Bakanlığı bürokratlarının HSYK'da yerini almasıyla kurulun Adalet
Bakanlığı'nın yan kuruluşu haline geldiğini iddia eden Kılıçdaroğlu, şöyle
konuştu:

''Bakan söyleyecek hepsi tak tak tak yapılmış olacak. Buna da biz
'bağımsız yargı' diyeceğiz. Şimdi buradan soruyorum. Aklı başında olan her
yurtsevere, yazara, çizere, destek veren herkese soruyorum; Elinizi vicdanınıza
koyun ve şu soruyu sorun, bu Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu 12 Eylül
Anayasası'nın getirdiği Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'ndan daha mı bağımlı
daha mı bağımsız? O kadar ki o değişikliklere destek veren bir yazarımız bu gün
'Adalet Bakanlığı liste mi hazırlamış? Bu çok büyük bir iddiadır. Bunu
birilerinin düzeltmesi lazım' diye yazı yazıyor. Bu bir iddia değil saygı değer
yazarımız. Bu bir gerçek. Nasıl o gerçeğin farkında olamazsınız. Hep Adalet
Bakanı'yla konuşursanız size gerçek bilgileri vermezler. Zaten bu ülkenin
talihsizliği ne? Ali Dibo'cudan Adalet Bakanı olur mu? Biz bunları söyleyince
kızıyorlar. Niye kızıyorsunuz? Hatay'da gittin ihale dağıtımında kendi el yazınla
yazdın senin milletvekilin aynı partiden arkadaşın götürdü notere onaylattı bunu.
Sen uygar bir toplumda Adalet Bakanı değil milletvekili olamazsın.''

Kılıçdaroğlu, HSYK seçimlerine Adalet Bakanlığı'nın müdahale ettiğinin
ortaya çıktığını iddia ederek, kimsenin birbirini kandırmaya çalışmaması
gerektiğini söyledi. Adalet Bakanı Sadulluh Ergin'in, Bakanlığın listeyle
seçimlere müdahale ettiği iddialarına ilişkin olarak ''Liste iddiası seçim
iradesine saygısızlık'' dediğini söyleyen Kılıçdaroğlu, sözlerini ''Seçim
iradesine saygısızlık olan o listeyi hazırlamaktır Sayın Bakan. O listeyi
hazırlayanlardan sen hesap soruyor musun? Sen zaten listeyi hazırlayanların
başındasın. Sorgulamak saygısızlık, hazırlamak saygısızlık değil. Asıl
hazırlayanlar saygısız. Yargıya, hukuka, insana, demokrasiye saygısızlıktır''
diye sürdürdü.

Anayasa değişikliği öncesinde ''CHP'nin demokrasinin gelmesine karşı
olmakla'' eleştirildiğini aktaran Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

''Şimdi ne oldu? Demokrat Yargı Derneği Eşbaşkanı dayanamamış artık.
Demek ki vicdan sahibi, vicdanı rahatsız. Ne diyor? 'Adalet Bakanlığı kendi
bürokratlarının da içinde olduğu listeyi seçtirmek için 2 bin kişiyle sahada
çalışma yürüttü'. Günaydın, demek ki fark etmişler. Liste hazırlayacaksınız,
bütün savcılara göndereceksiniz, savcılar toplantı yapacak, 'şu listenin
seçilmesi lazım' diye propagandalar yapılacak, 2 bin kişi sahaya inecek yeni fark
edilecek... Ve şunu söylüyor, 'hakimler ve savcılar üzerinde baskı kurdu Adalet
bakanlığı'. Günaydın, yeni mi fark ettiniz. Bir milletvekilinin savcıya yazı
yazıp 'Sayın savcı o dosyayı ben inceledim. Orada yolsuzluk yoktur' diye yazı
yazdığını yeni mi fark ettin sen? Yargıcın 'üzerimde kurumsal baskı var' diye
istifa ettiğini öğrenemedin mi sen? Bunların gizli gündemleri olduğunu niye
bilmiyorsunuz? Niye sorgulamıyorsunuz?''

Bürokratların Anayasa değişikliğinin ruhu gereği aday olmamaları
gerektiğini kaydeden Kılıçdaroğlu, ''Anayasa'nın ruhu mu kaldı? AKP'nin ruhu var
orada şimdi. Ruhtan bahsedeceksiniz, hangi ruh? O ruh hukukun üstünlüğüne inanan,
hukuku egemen kılan, kamu vicdanını temsil eden ruhtur. Liste hazırlayacaksınız,
adamlarınız liste blok halinde halinde seçilecek, her türlü baskıyı kuracaksınız,
siz daha ruhun yeni farkında olacaksınız, artık ruh bitti'' şeklinde konuştu.

Demokrat Yargı Derneği Eşbaşkanı'nın ''12 Eylül'deki halk oylamasına
kadar sivilleşme, demokratikleşme diyenlerin şimdi bürokratları eliyle bu
sivilleşme ve demokratikleşme adımlarını boğmaya çalıştıklarını, bunun 2 aydır
devam ettiğini'' söylediğini ileri süren Kılıçdaroğlu, kendilerinin bunu en
başından bu yana dile getirdiklerini belirtti. Kılıçdaroğlu, ''Hangi
demokratikleşme, hangi sivilleşme? Siyasal erkin orduda, sivilde olmasından çok
daha önemli bir şey var, siyasal erk demokratik mi? Hak ve özgürlüklere inanıyor
mu, genişletiyor mu? Vermişsiniz sivile ne yapıyor? Hak ve özgürlükleri
genişletti mi Adalet ve Kalkınma Partisi? Yargıyı ele geçiriyor. Bu mudur siyasal
erkin bağımsız yargıyı isteme iradesi? Yoksa iradeyi ele geçirmek midir?'' diye
konuştu.

Anayasa değişikliklerine destek verenlerin verdikleri desteğin ne anlama
geldiğini artık görmeye başladıklarını ifade eden Kılıçdaroğlu, baskıların
artarak süreceğini öne sürdü. Hak aramak isteyenlerin de önlerinin kesildiğini
iddia eden Kılıçdaroğlu, ''Belki bazılarınız diyecek ki; 'Avrupa İnsan Hakları
Mahkemesi'ne gideceğiz. Hakkımızı arayacağız' Geçmiş olsun. Çünkü Avrupa İnsan
Hakları Mahkemesi'ne gitmek için bir Anayasa Mahkemesi'nden de geçmek gerekiyor.
Bu arada da davaların kaç yıl süreceğini Allah bilir'' dedi.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Anayasa
Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç'ın, hukuk derslerine ihtiyaçları olmadığını
belirterek, ''Hukuk fakültesinde bile okumadın. Sayın Kılıç, öyle anlaşılıyor ki
hukukun Haliç bölümünde yaşıyor, kokulara alıştı'' dedi.

Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM Grubunda, Anayasa Mahkemesi Başkanı Kılıç'a
yönelik eleştirilerde bulundu.

CHP'nin, tek partiden çok partiye, çoğunluk sistemine geçmek için
mücadele veren bir parti olduğunu, AK Parti'nin ise çoğunluğu yok edip, tek parti
iktidarına geçmek istediğini öne süren Kılıçdaroğlu, ''Kim demokrat, kim halkçı,
kim hukuktan yana?'' diye sordu.

Kılıçdaroğlu, parlamentonun Anayasa Mahkemesine üye seçtiğini, burada
yargıcın birikimi, özgeçmişinin değil, listede aldığı numaranın önemli olduğunu,
çünkü bu numaranın işaretleneceğini söyledi. Kılıçdaroğlu, daha sonra o numaranın
AK Parti'nin oy çokluğuyla seçildiğini ifade ederek, ''RTÜK'e grupları temsilen
üyeler seçiliyor. RTÜK'e seçilenler ile Anayasa Mahkemesine seçilenler arasında
hiçbir fark yok. Onların yakalarında, AK Parti'nin yargı mensubu olarak bir
etiket taşıyacaklar. Tuz kokar diyoruz ya, yargıda tuz koktu, kokular gelmeye
başladı'' diye konuştu.

Türkiye'de adı konulmamış bir sıkıyönetim bulunduğunu öne süren
Kılıçdaroğlu, Türkiye'nin, yurttaşların 12 Eylülden çok daha ağır koşullarla
karşı karşıya olduğunu iddia etti. CHP lideri, ''Hiç değilse o zaman medyanın bir
kısmı itiraz edebiliyordu, direnenler vardı. Şimdi tam bir suskunluk var. Medya
susmuşsa, otosansür uyguluyorsa, üniversiteler, sivil toplum örgütleri
konuşmuyorsa, konuşanlar yaka paça içeri atılıyorsa, Türkiye'nin içinde bulunduğu
koşulları daha iyi değerlendirmek, bir şeyi daha net görmemiz lazım. Silivri,
iktidara direnenlerin gittiği yerdir'' görüşünü savundu.

Anayasa Mahkemesinde, yeni üyelerin yemin törenine işaret eden
Kılıçdaroğlu, burada, ''AK Parti'nin, Anayasa Mahkemesi gibi bir görüntünün
olduğunu'' öne sürdü.

Kılıçdaroğlu, Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç'ın, ''Değişime karşı
çıkan, çağın nabzını tutamayan, statükonun kibirli mensupları, artık halkı ikna
edememektedir'' sözünü anımsatarak, özetle şu görüşleri dile getirdi:

''Değişime hiç itirazımız yok, ama sorun şu; değişim, ileriye mi geriye
doğru mu? Geriye doğru değişimi savunanlar böyle konuşurlar, ileriye doğru
değişimi savunanlar demokrasiyi, hakları ve özgürlükleri savunurlar.

Sayın Kılıç, Anayasa Mahkemesinin, AKP'nin sizin daha önce verdiğiniz
karara dayanarak yaptığı atamaların hukukluluğunu vicdanına sığdırıyor mu
sığdırmıyor mu? Hukuktan, demokrasiden söz edeceksiniz, AKP atamaları bitirsin,
yapsın, önemli değil, yeri gelince karar verilir diyeceksin.

Hukuk; ahlaktır. Ahlakın olmadığı yerde hukuk olmaz, konuşanların da
ahlaktan nasip alması lazım. Ben Anayasa Mahkemesi Başkanıyım diyelim, birisi
hülle yoluyla üye olarak atanıyor, ben içime sindiremem, o üyeyi geri gönderirim.
Sayın Kılıç, hülle yoluyla Anayasa Mahkemesi üyeliğine atananı, hangi gerekçeyle,
ahlakla kabul ettiriyorsunuz? Bütün bunları içine sindireceksin, 'HSYK da
değişti, biraz daha sırtını sağlam yere dayadım' diye başlayacaksın konuşmaya,
bize hukuk dersi vereceksin. Yemezler. Senin hukuk dersine ihtiyacımız yok, hukuk
dersi değil, hukuk fakültesinde bile okumadın sen. Hukuk fakültesinde okumayan
bir adamın bana hukuk dersi vermeye yetkisi de olmaz. Sayın Başkan, öyle
anlaşılıyor ki hukukun Haliç bölümünde yaşıyor, kokulara alıştı.''

Kılıçdaroğlu, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, kadın ve erkeğin fiziken
eşit olmadığından söz ettiğini belirterek, hiçbir canlının, diğeriyle yüzde 100
fiziksel eşitliğe sahip bulunmadığını belirtti.

Erdoğan'ın derdinin, kadınları toplumun dışına itmek olduğunu iddia eden
Kılıçdaroğlu, AK Parti'nin, kadınları sadece vitrinde gördüğünü, gizli gündemleri
için çalıştırdığını, hakları için mücadele etmediğini öne sürdü.

Kılıçdaroğlu, kadınlara, ''AKP'yi iyi tanıyın. AKP, kadının haklarını
savunan, kadınlardan yana bir parti değil'' diye seslendi.
(15.00)
Haber Tarihi (dd/mm/yyyy)
Anahtar Kelime






Türkiye Büyük Millet Meclisi Resmi İnternet Sitesi
© 2009 TBMM
Tasarım Hacettepe Üniversitesi


Sitemiz en iyi Mozilla Firefox 3.0, IE 7.0 ve üzeri ile görüntülenebilir.