TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BASIN AÇIKLAMALARI

MHP TBMM GRUP TOPLANTISI...


MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, son günlerde, 1990'lı yıllarda yaşanılan ve üzerinde kuşkular bulunan bazı olayların tekrar ısıtılıp gündeme taşındığını ifade etti.

19 Ekim 2010 Salı

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Türkiye'nin
''Başbakan Erdoğan patentli bir yargı kuşatması ve kriziyle karşı karşıya''
olduğunu savundu.

Bahçeli, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, son günlerde,
1990'lı yıllarda yaşanılan ve üzerinde kuşkular bulunan bazı olayların tekrar
ısıtılıp gündeme taşındığını ifade etti.

Bunlardan en önemlisinin sekizinci Cumhurbaşkanı merhum Turgut Özal'ın
ölümüne dair iddialar olduğunu dile getiren Bahçeli, en başta Özal'ın ailesi
olmak üzere, birçok kişinin ölümüyle ilgili şüphelerini dile getirdiğini
söyledi.

''Türkiye Cumhuriyeti, cumhurbaşkanını koruyamayacak kadar aciz ve
takatsiz bir ülke değildir'' diyen Bahçeli, şunları kaydetti:

''Çankaya Köşkü, mütareke döneminin işbirlikçi sarayı gibi çaresiz,
güçsüz ve zavallı bir mekan olmamıştır. Orada kim bulunursa bulunsun, vücut
bütünlüğü, güvenliği milletimizin namusuna ve şerefine emanettir.

Bu tartışmaların son bulması için, yürütülen soruşturma bir an önce
sonuçlandırılmalı ve milletimizin kafasında oluşan soru işaretleri ortadan
kaldırılmalıdır.

Bu mesele gündemi işgal ederken, dikkatimizi bir konu daha çekmiştir.
İmralı canisinin, rahmetli Özal'ın ölümüyle ilgili yorum yapması ve Hakk'a
kavuştuğu aynı günde kendisiyle görüşüleceğini dile getirmesi ilginç ve manidar
bir durumu da ortaya çıkarmıştır. Terör konusuyla Özal'ın ölümü
ilişkilendirilmeye çalışılmıştır. Geçmişte PKK terörüyle müzakere arayışları ve
görüşme ortamlarının tesisi için gösterilen yoğun gayret, deyim yerindeyse
rahmetli Özal'ın ölümüne neden olmuş gibi bir izlenim ortaya çıkmıştır. İddialar
ve imalar bu yöndedir. Gerçekten de böyle bir şey varsa, terörle tıpkı bugünkü
gibi uzlaşma arayışlarını onaylamamız her ne pahasına olursa olsun mümkün
değildir. Ancak bunun için de bir Cumhurbaşkanı'nın hayatına kast edildiğini
düşünmek ve bu yönde kamuoyunu yönlendirmeye çalışmak ise bizim açımızdan başka
maksatlara zemin hazırlamak anlamına gelecektir. Artık rahmetli Turgut Özal'ın
ölümünün üzerindeki sır ve gizem mutlaka aralanmalı, milletimizin şüpheleri bir
an önce giderilmelidir.''

Geçmişte yaşanan ve bugün devamlı tartışılan bir diğer konunun ise eski
Jandarma Genel Komutanı Eşref Bitlis'in ölümüyle ilgili iddialar olduğunu
anımsatan Bahçeli, ''Terörle mücadele hedefine gölge düşürmeden ve dedikoduların
önüne geçmek maksadıyla rahmetli Eşref Bitlis'in ölümüyle ilgili tereddütler de
ivedilikle giderilmeli, konu bütün yönleriyle açığa kavuşturulmalıdır. Geldiğimiz
bugünkü aşamada, AKP hükümetini, bu iki önemli mesele üzerine kararlılıkla
eğilmeye davet ediyorum'' dedi.

Bahçeli, Hükümette yer alan bir başbakan yardımcısına düzenlendiği iddia
edilen suikast girişiminin ise gerçek olup olmadığının ve bu konuda hangi bilgi
ve belgelere ulaşıldığının da bir an önce açıklanması gerektiğine inandığını
belirtti.

Devlet Bahçeli, ''Türkiye'yi bir ara en üst düzeyde meşgul eden ve kozmik
odalara girilmesinin de gerekçesi olan bu suikast iddiasının, ne boyutta olduğunu
milletimiz bilmelidir ve aynı zamanda da gerçekleri öğrenmesi hakkıdır. Türkiye,
bu şaibelerden kesin olarak kurtulmalıdır. Karanlık mihrakların operasyon arenası
olmaktan sıyrılmalıdır'' dedi.

Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) seçimlerine de değinen Bahçeli,
Türkiye'nin, ''Başbakan Erdoğan patentli bir yargı kuşatması ve kriziyle karşı
karşıya'' olduğunu savundu.

''Yargının siyaset yörüngesine oturtulması ve AKP zihniyetinin adalet
mekanizmasında egemen kılınması için sürdürülen sistemli çabalarda yeni ve ileri
bir aşamaya geçildiğini'' öne süren Devlet Bahçeli, şunları kaydetti:

''Başbakan Erdoğan'ın ilk hedef olarak gördüğü HSYK'nın yeniden
tanziminde önemli bir merhale geride bırakılmıştır. Anayasa değişikliği paketi
ile HSYK'ya seçim sürecinin hükümetin istediği biçimde yürütülmesi sağlanmış, iki
gün önce yapılan seçimle de Adalet Bakanlığının hazırladığı liste blok olarak
seçilmiştir. Adalet Bakanı'nın atadığı, doğrudan siyasi iktidara bağlı olan bazı
bürokratlar da bu yolla kurula girmişlerdir. Bu şekilde yargıdaki siyasi
operasyon da büyük ölçüde tamamlanmıştır. Anayasa Mahkemesi kuşatmasının
tamamlanmasını takiben sıranın Yargıtay ve Danıştay'a gelmesi beklenmektedir.

Siyasetin yargıya müdahalesi, yargıyı yandaş hale getirmesi ve yargının
bağımsızlığını ve tarafsızlığını kaybederek siyasi düşüncelerden etkilenmesi
Türkiye'ye yapılacak en büyük kötülüktür.

AKP'nin kendi yargısını oluşturma çabalarının ise hayırlarına
olmayacağını ve bir gün ters tepeceğini herkes mutlaka yaşayarak görecektir.''

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, ''Resmileşmiş
ve kamuya mal olmuş ayrı diller etrafında toplanan alt etnik grupları tek millet
idealinde ve tarafında tutmak mümkün değildir'' dedi.

Bahçeli, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, geçen hafta
Tunceli'nin Ovacık ilçesinde şehit olan iki askere Allah'tan rahmet diledi.

Türk milletinin ''AKP iktidarıyla birlikte, tarihi kökleri çok gerilere
giden ve adım adım ilerletilen hıyanet projeleri karşısında çaresiz, ezik ve
savunma hatları çökmüş bir duruma sokulduğunu'' savunan Bahçeli, ''Şu hale bakın
ki, İmralı'da ömür boyu hapis cezasıyla yatan bebek katili, hükümetin adeta
siyasi muhatabı haline gelmiş ve avukatları aracılığıyla düşünce ve isteklerini
dayatır bir konuma yükselmiştir'' dedi.

''Hükümetle yapılan müzakereler beklediği gibi gitmezse, 31 Ekimden sonra
süreçte olmayacağını söyleyen İmralı canisinin, yattığı yerden milleti tehdit
ettiğini'' ifade eden Bahçeli, ''Ne var ki, küresel güçlerin talimatıyla hareket
eden ve politikalarını buna göre tayin eden AKP hükümetinin, terör örgütünün kan
damlayan elini kolay kolay bırakmayacağı ve birlikte oturdukları anlaşma
masalarından kalkmayacağı bu zamana kadarki tecrübelerimizle sabittir'' diye
konuştu.

Irak'tan çekilmek için düğmeye basan ABD'nin ''AKP'yi hangi karanlık
odalarda ikna ettiği ve her defasında nasıl elini boş çevirdiğinin herkesin
malumu olduğu'' ileri süren Bahçeli, ''PKK terör örgütüne müsamaha gösterenlere,
ortam hazırlayanlara, teşvik edenlere ABD'nin yıllardan beri duyarsız kalması
nasıl izah edilecektir? ABD'yi, İsrail'in küstahça saldırısı konusunda eleştiren
Başbakan Erdoğan, Irak'ın kuzeyinden sızan terörist unsurlara göz yumulmasına
neden aynı öfkeyle karşılık vermemektedir?'' sorularını yöneltti.

''Başbakan Erdoğan, İsrail meselesinde sahte diklenmeler, ucuz
kabadayılıklar yaparken, Irak'ın kuzeyindeki fitnenin arkasındaki güçle model
ortaklığı yapmaktan geri durmamaktadır'' diyen Bahçeli, şunları kaydetti:

''Başbakan Erdoğan'ın ağzından, Irak'ın kuzeyindeki terör imal merkezine
ve arkasında duran güce karşı tek kelime çıkmış değildir. Müslüman coğrafyasında
yüz binlerce masum din kardeşimizin dökülen kanıyla ve işlenen vahşi cinayetlerle
ilgili bir tavır, duruş ve kararlılık da gösterilmemiştir. Üstelik Büyük Ortadoğu
Eşbaşkanı sıfatıyla, bunlara ortak dahi olunmuştur. Kim bunları inkar edebilir,
kim görmezden gelebilir?

Başbakan Erdoğan'ın bu kokuşmuş siyasetinin artık aziz milletimiz tam
anlamıyla farkına varmalıdır.

Mehmetçik toprağa düşerken sessiz kalacaksın ve hatta canileri 'dağdaki
gençler' diyerek masumlaştıracaksın, sonra da dönüp ABD'ye, sırf İsrail'i
kınamadığı gerekçesiyle teröre destek vermesi konusunda tepki göstereceksin. Bu
trajikomik bir durumdur ve iflas etmiş siyasi zihniyetin hezeyanlarından başka
bir anlam ifade etmemektedir.''

Bahçeli, Türkçenin, tarifi yapılan bir coğrafya parçasında, ikinci dil
olarak kullanılacağına dönük ''Küstahça ve aşağılık ifadelere'' şahit olunduğunu
söyledi.

''Resmileşmiş ve kamuya mal olmuş ayrı diller etrafında toplanan alt
etnik grupları, tek millet idealinde ve tarafında tutmanın mümkün olmadığını''
belirten Bahçeli, ''Dilini eğitimde, mahkemede, sağlıkta ve her alanda kullanan
alt kimlik unsurlarının, millet olmasının ve sonucunda kaçınılmaz olan siyasi
bağımsızlıklarının önüne nasıl geçileceğiyle ilgili bir değerlendirmesi olan hali
hazırda var mıdır? Allah muhafaza, iki milletin, üniter yapı içerisinde nasıl
kardeşçe yaşayacağını ve bunun neticesinde hangi felaketlerin ortaya çıkacağını
şimdiden hesap eden bulunmakta mıdır?'' dedi.

Kamusal alanda, Türkçe dışındaki bir dilin kullanımı konusundaki
ısrarları ''Millet oluşturma yolunda atılan tehlikeli adımlar'' olarak
değerlendiren Bahçeli, ''Nitekim 'Demokratik Türkiye, özerk Kürdistan'
beklentileri eşliğinde, milletimizi ve devletimizi parçalayacak öneriler,
hükümetin hoşgörülü tutumundan dolayı gemi azıya almıştır'' diye konuştu.

Bahçeli, ''Kız alıp, kız veren ve büyük bir aile haline gelen, aynı
hatıralara sahip, birlikte ağlamış, birlikte gülmüş, aynı ufka odaklanan Türk
milletinin hiçbir ferdi, elbette farklıkların tahrik edilmesine daha fazla
müsamaha göstermeyecektir. İnancım ve beklentim bu yöndedir'' dedi.

Bölünmenin, ayrışmanın, farklılaşmanın sonuna kadar karşısında durmaya
devam edeceklerini dile getiren Bahçeli, ''Milletimizden aldığımız destekle,
melanete çanak tutanlardan, ihanete kol kanat gerenlerden ve bizi birbirimizden
koparmaya çalışan demokrasi maskeli fitne zihniyetlerden mutlaka hesap
soracağız'' diye konuştu.

Özellikle son sekiz yıllık AK Parti hükümetleri döneminde, vatandaşı
yoksulluktan kurtaracak, dengeli ve adil bir gelir dağılımını sağlayacak ekonomik
ve sosyal düzen tesis edilemediğini ileri süren Bahçeli, ''AKP'nin uyguladığı
sosyal içeriklerden yoksun ve insanı temel almayan politikaları, bir tarafta
dolar milyarderlerinin sayısını hızla artırırken, diğer tarafta, yoksulu daha da
yoksullaştırmış ve vatandaşlarımızı muhannete muhtaç bir hale getirmiştir''
dedi.

Bahçeli, 2009'da yaşanan ağır ekonomik kriz de dikkate alındığında yoksul
sayısının 15 milyona yaklaştığını savunarak, ''Dünyada hangi ülke vardır ki, kişi
başına geliri 3 bin dolardan 10 bin dolara yaklaşmış, ama buna rağmen yoksul
sayısı da milyonlarca artmış olsun'' diye konuştu.

Sahip olunan ekonomik modelden, uygulanacak politikalara kadar birçok
alanda değişiklik yapılması ve her şeyin baştan sona gözden geçirilmesinin artık
elzem hale geldiğini ileri süren MHP lideri, ''Sorunların yakıcılığını yaşayan,
ağırlığı altında ezilen milyonlarca Türk insanı, ekonomide estirilmeye çalışılan
sanal iyimserlik havasına aldırış etmemektedir'' dedi. Bahçeli, şunları
söyledi:

''İğneden ipliğe her şeyin fiyatı temmuz ayından bu tarafa hızla
yükselmektedir. Tabaklar boşalmış, tencereler boş kaynayamaya başlamıştır.
Buzdolaplarının kapıları açılmaz olmuştur. Domatesteki fiyat artışını
görüyorsunuz. Kıyma ve kuşbaşı fiyatlarındaki rezaletlere tanık oluyorsunuz. Son
günlerde ekmeğe yapılan zammı da biliyorsunuz. Sofralardan doyarak kalkmak ve
dengeli beslenmek neredeyse imkansız hale gelmiştir. Bunun sorumlusu şüphesiz
Başbakan Erdoğan'dır ve ekonomi politikalarındaki derin çatlaklardır.

İthalatın gerekçesi olarak sunulan ucuz et alım politikası, tam bir
uydurmadan ibaret olmuştur.

Dışarıdan getirilen hayvanlar, üreticilerimizde büyük sıkıntılara yol
açmış ve panik halinde besilerini ucuz fiyatlara satmak zorunda kalmışlardır. Et
ithalatıyla birlikte ülkemize, çok değişik ve sağlıksız et türlerinin girme riski
de artmıştır. Hayvancılığın biriken sorunları, ithalatla beraber daha da karmaşık
bir boyut kazanmıştır. Bu itibarla, önümüzdeki Kurban Bayramı'nda, birçok
sıkıntının yaşanacağı da şimdiden belli olmuştur.''

''Emeklileri komik zamlarla avutan Başbakan Erdoğan'ın, verdiğini, etten,
yumurtadan, peynirden, sütten, yoğurttan ve sebzeden fazlasıyla çıkardığını'' öne
süren Bahçeli, ''Kaşıkla verip, kepçeyle geri alan asıl bu iktidardır'' dedi.

Grup toplantısının basına kapalı bölümünde Kamu-Sen Genel Başkanı Bircan
Akyıldız, kamu görevlilerinin sorunları, son toplu sözleşme ve memurlar açısından
2011 bütçesiyle ilgili bilgilendirme yaptı. (12.14)
Haber Tarihi (dd/mm/yyyy)
Anahtar Kelime






Türkiye Büyük Millet Meclisi Resmi İnternet Sitesi
© 2009 TBMM
Tasarım Hacettepe Üniversitesi


Sitemiz en iyi Mozilla Firefox 3.0, IE 7.0 ve üzeri ile görüntülenebilir.